Kara kara kapkara!

Doğan GÜLBASAR yazdı

07 Şubat 2015 Cumartesi 12:00

 

Erol Karataş bir yerde bulduğu köşede kendince basını temizlemeye soyunmuş. Basını kirletenler diye liste yayınlamış. Sağolsun listenin başında ben varım. Bir sürü de arkadaşım, kardeşim...

Liste sadece basını kirletenlerle sınırlı değil. Haysiyet cellatlığına soyunan Erol Karataş; hepimizi, eşimizi, çocuğumuzu bile bankamatikçi ilan etmiş.

Erol Karataş’ın kara çalmaya çalıştığı listedeki isimlerin hemen hemen tümünü tanıyorum. Erol Karataş’la kıyaslanmayacak kadar şerefili, namuslu ve onurlu insanlar.

Ömrü boyunca yazı yazan ancak asla gazeteci olmayan Erol Karataş’a yine de ulaşmaya çalıştım, durumu düzeltmesi için. İşin doğrusu anlatmak istedim. Kendisi belediye başkanlarının elini öpüp ulufe dilenirken haber peşinde koştuğumu söyleyecektim. Ancak telefonu kapalıydı.

Meslek hayatımın hiçbir döneminde bankamatikçi olmadığımı söyleyecektim kendisine. Ulaşamadım.

Yazdığı şeyin sahibi Hakan Denizli’yi de aradım, belki birliktedirler diye. O da telefona bakmadı.

Ben de derdimi kağıda dökeyim istedim.

“Erol Karataş şöyle de ben böyleyim” diye savunma yapmayacağım. Adana büyük bir şehir ama küçük bir yer herkes birbirini tanıyor. Yine de Erol Karataş’ı iyi tanımayanlar için şunu söyleyim. Yaklaşık 4 yıl Büyükşehir Belediyesi’nde Basın Danışmanlığı yaptım. İş aktim 11 Haziran 2014 tarihinde sona erdi.

4 yıl boyunca elimden geldiği kadar görevimi yapmaya çalıştım. Sabah erkenden geldim, akşam işim ne zaman bittiyse gittim. Bunu basın bürosuna gelen ve sıfatına yakışmamasına karşın sağa sola şirinlik yapan Erol Karataş da bilir.

Utku Sağılır hala çalışıyor. Çağlar Kaya da. Onlara da aynı karayı çalmaya çalışmış. İkisi de çalışkan ve görevine bağlı arkadaşlar. Bankamatikçi değiller. Çünkü bizzat ben onlarla beraber çalıştım. İkisi de şerefli insanlar.

Şerefli insanlar başkalarının şerefi ile oynamazlar. Onurlu insanlar iftira ile başkalarını karalamaya çalışmazlar. Erol Karataş’ın attığı pislik benim üzerime yapışmaz.

Eğer bugün basın kirliyse Erol Karataş’ın aynaya bakmasını öneriyorum. O’nun mesleğe yaptığı kirliliği temizleyecek deterjan henüz icat edilmeli.

Bu yazı sadece kendimi ifade etme ve iftira atanlara kibar bir uyarı niteliği taşımaktadır. Umuyorum ki yapılan yanlışlık düzeltilecektir. Birazcık şeref, namus ve onur kalmışsa “yanlış yaptım, özür diliyorum” diyecektir.

Basındaki kirliliği ortadan kaldırmaya soyunmak Erol Karataş’a kalmamıştır. Eğer öyleyse basının kendine çeki düzen vermesi adına taşıdığımız son umut da yok olmuş demektir. Ayrıca basında değişik dinamikler vardır ve basını temizlemeye yanlış kişilerin soyunması çok tehlikelidir!

Soyunan kişinin başına her iş gelebilir!

Allah korusun...

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 10.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.