HUZURUN BAŞKENTİ’NDE DÜŞ VE DUYGU YOLCULUĞU
Huzurun Başkenti, Ramazanoğlu Kültür Konağı’nda bu hafta Türk Sanat Rüzgarı Esti.
ŞARKILAR SIRDAŞ; ŞARKILAR YOLDAŞ; ŞARKILAR ARKADAŞ
Şarkılar bu geçici yaşamımda bana daima yol arkadaşlığı yapmıştır. Her şarkı yaşadığım bir dönem ve duygunun anahtarıdır. Kimi şarkılar çocukluğumun anahtarıdır; kimi, ilk duygusal fark edişimin, kimi düşlerimin engin coğrafyası kimi de düş kırıklığımın kanat çırpınışlarıdır.
Hangi insanı kazırsanız kazıyın, altından bir destan çıkar. Hangi şarkıyı kazırsanız, sonsuza gönderilmiş duygusal selamın izlerini bulursunuz.
Ocak ayının son haftası Ramazanoğlu Kültür Kon ağı’nda Düş ve Duyguların yolculuğa çıkışı vardı.
BESTEKARLARA VEFA…
KOZVAK (Kozan ve Çevresi Sosyal ve Kültür Vakfı) Türk Sanat Müziği Topluluğu, Türk Sanat Müziği Konseri ile gönülleri fethetti.
Sayın Gözde Ramazanoğlu, etkinliği hangi amaçla yaptığını şöyle açıkladı: “Sonsuzluğa uğurladığımız bestekarları anma amacıyla bu etkinlikleri düzenlemekteyiz. Anımsayacaksınız geçen ay, Yıldırım Gürses ile Yusuf Nalkesen’i anmıştık. Bu ayda Suat Sayın, Arif Sami Toker, Selahattin Altınbaş ve Abdullah Yüce anısına bu etkinliği düzenledik. Bestekârlarımızı saygıyla anıyoruz.”
KOZVAK Türk Sanat Müziği Topluluğu’nun sazları şu sanatçılardan oluşuyor.
Keman Güniz Küstü / 1. Ud: Orhan Karaoğlan / 2. Ud: Yasin Özenli / Kanun: Toktay Sökmen / 2. Kanun: Mustafa Hardaldalı / Klarnet: Fatih Hoşnud / Kudüm: Erhan Şahin
Şef: Şenay Apaydın
Programın hazırlayıcıları ve yöneticileri Zambak Türe hanımefendi ile Doğa Tür idi ancak, Ankara’da bulunan kızlarının rahatsızlığı nedeniyle apar topar gitmek zorunda kaldılar. Ekibi tarafından sevilen ve saygı duyulan Sayın Türe Çiftinin yokluğu bir moral bozukluğu ve iç burukluğuna neden olmuştu. Bu hali sanatçılarımızın yüzünden okumak mümkün...
Bestesi ve Güftesi Arif Sami Toker’e ait olan “Ağlayıpta Göz yaşımı silemem” şarkısını koro seslendirdi.
Ardından Neriman Aşarsoylu, yine Arif Sami Toker’in Acemkürdi Makamındaki
“Artık gelecek sanma sakın geçti o günler
Ruhumda bugün şarkımızın nağmesi inler…” eserini seslendirdi.
Solist Neriman Aşarsoylu bu eseri seslendirirken sesi içli ve derindi. Yıllar önce bu şarkıyı dinlediğim zaman nedense aklıma Heraklietos’un “Aynı suya iki kez giremezsin, akan su her an başka bir sudur” tespiti gelir. Bu tespiti ilk kez 1970’li yıllarda elime geçen Emin Türk Eliçin’in “Aynı suya iki kez giremezsin, akan su her an başka bir sudur” tespiti gelir. Bu tespiti ilk kez 1970’li yıllarda elime geçen Emin Türk Eliçin’in Tarih Boyu İleri Geri Kavgası" adlı ansiklopedik bir eserde okumuştum. Demek ki henüz ilk aşkımızın “devrim” olduğu yıllardı. Aklıma o anlar geldi.
Selahattin Altınbaş’ın Uşşak Makamındaki “Kumruları dinledim susuverdiler” adlı eserini Solist Osman Bayceli seslendirdi. Benim yaşlarda olup da bu şarkıyı dinleyince Özal dönemini anımsamak mümkün değildir.
Hiç dağları gezdiniz mi? Dağların insan gibi yüreği ve insan ruhundan zengin coğrafyası vardır. Dağların kalp atışlarını dinledim desem buna Jeofizik mühendisleri ile duyguları olağanüstü gelişmiş insanlardan başkası inanmaz.
Dağların kalbinin nasıl çarptığını ve dağ ezgisinin senfonisini başka bir yazıya bırakıyorum.
“Çıksam şu dağların yücelerine / Eş Olsam gurbetin gecelerine
İmrenir dururum nicelerine / Bir ben mi murada eremiyorum…”
Saadet Dura hanımefendi bu şarkıyı seslendirdi.
Bu şarkı, bir destanın, aysbergin su üzerinde kalan kısmıdır. Şarkıyı destansı kılan ezginin insan yüreğini delen acısından ziyade, güfte yazarının yaşamıdır. Süleyman Nazif, Osmanlının yüksek kademelerinde görev yapmış, İstanbul işgaline direnmiş ve Malta’da sürgüne gönderilmiş bir şairdir. “Çalınmış Ülke”, “Hz. İsya’ya Açık Mektup” “Malta Geceleri” diye eserleri vardır. Şarkı bitene kadar gezindim durdum.
Suat Sayın, 1970’li yılların efsanesidir. Faruk nafiz Çamlıbel’in “Han Duvarları” adlı şiirini bestelemeye cesaret etmiş ve bunu başarmıştır.
“Söyleyin Yıldızlar Sevgilim Nerde”
Suat Sayın’ın Hicaz makamındaki bu eserini, Şef, Şenay Apaydın seslendirdi.
Ve yine Selahattin Altınbaş’ın “Söyleme bilmesinler bu aşkın bittiğini” Nedret Kızıldenizli seslendirdi.
Hazal Çömez; bu genç solisti geçen ay dinlediğimde, Suat Çavuşoğlu ve Mithat Kuseyri kadar etkilemişti beni. “Silemezler gönlümden ne aşkını ne seni” Hüzzam eseri Hazal Çömez seslendirirken annesi ve babasının hayranlıkla nasıl izlediklerine tanık oldum.
“Bu ne sevgi ah bu ne ıstırap” şarkısını duymayanımız yoktur. Bazı eserler onu üretenleri aşar. yaratıcılarını aşar. Abdullah Yüce’yi bilenlerin sayısı bu şarkıyı bilenlerden daha azdır.
Koro, Abdullah Yüce’nin Hüzzam eseri olan “Bir selam vermeden gelip geçersin” i seslendirdi.
Suat Çavuşoğlu ve Osman Bayceli düet yaparak, Suat Sayın’ın Nihavent makamı’ndaki “Gündüzüm seninle gecem seninle” ölümsüz eserini seslendirdiler.
Topluluğun üyeleri, Türk Sanat Müziği ile amatör olarak ilgilenen kimseler. Hemen hemen hepsinin kendilerine özgü işleri var. Onlar, Türk Sanat Müziği paydasında bir araya gelen ve mükemmel duygularını paylaşan insanlar. Üyeleri tanıdıkça onlara saygım arttı.
Belgin Aydıngül’ü, Büyükşehir Belediyesi’nde görevli, ancak burada duygusal ve insanı sürükleyen sesiyle Suat Sayın’ın sitem dolu bir eserini seslendirdi.
“Bana aşk dersi verme sen sevgi ne gezer
Hergün aynı hikaye bu oyuna bir son ver”
Bana göre kudüm, Türk Sanat Müziği sazları arasında en az “ney” kadar mistik bir sazdır. Kudümün insan ruhunun bam teline dokunan gizemli bir etkisi var. Uzakları, çok uzakları hatta gökler ötesini çağrıştırıyor.
Erhan şahin, ruhumuzun bam teline vurmaya ara verip, Arif Sami Toker’in “Bir kara gözlüye ay balam” eserini seslendirdi.
Emine Gürlek ve izzet Altın Ülkü Tamer’in güftesi olan Suat Sayın’ın bir eserini seslendirdiler.
Suat Çavuşoğlu yine o dopdolu sesiyle Suat Sayın’dan bir eser ile salonu doldurdu:
“Bu akşam yine dertlerimle baş başa kaldım”
Mithat Kuseyri, etkili sesi ile Arif Sami Toker’in “Saki” adlı eserini seslendirdi. Ben bu şarkıyı defalarca dinledim. Ama hiç bu kadar etkilenmemiştim.
Koro, efsanevi bir eser ile yeniden coşku yarattı.
“Çek küreği güzelim uzanalım Göksuya”
Ramazanoğlu Kültür Konağı’nda “10. Yıl Marşı” ile final yapmak bir gelenek olmuştur.
Bu marş ile birlikte bütün konuklar ortak bir coşkuda buluşur.
Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Hüseyin Sözlü’ye vekaleten konuklar arasında bulunan Sayın Ramazan Akyürek dahi bir çocuk gibi coşkuyla el çırparak ve katılarak marşa eşlik etti.
Program arasında Sayın Gözde Ramazanoğlu, yaptığı yayınlardan dolayı Adana Medya Gazetesi’ne yeniden teşekkür etti.
Konuklar, Adana Medya gazetesini dikkatle incelediler.
Gazetenin bu yayınının, Adana’nın Kültür Yaşamına ve Ramazanoğlu Kültür Konağına katkılarından söz etti.
Mahcup oldum. Yüzüm kızardı.
Naçizane ben de Gazetemizin kurucusu Taner Talaş ve Kaptanı Doğan Gülbasar’ın selamlarını ilettim. Daha fazlası yağ çekmek olacağı için bu konuyu burada kapatıyorum.
Renkli, duygusal, güzel ve aydınlık insanlarla geçen bir gündü.
Başta Gözde Ramazanoğlu olmak üzere; iyi ki varlar.
Programdan sonra AFAD Üyesi Mehmet Değirmen ve Mete Altuntaş, Ramazanoğlu Konağı’nın bir fotoğrafını Gözde Ramazanoğlu’na armağan ettiler.
Zaten duygusal olan Gözde Hanım neredeyse ağlayacaktı. Pes yani…
Not: Suat Sayın’ı 7 Ocak 2006; Arif Sami Toker’i 27 Ocak 1997; Selahattin Altınbaş’ı 2 Ocak 2003 ve Abdullah Yüce’yi 4 Ocak 1995 tarihinde kaybettik. Ruhları şad olsun.