Taverna kültürünü yaşatan Adanalı

Yener EKİNCİ Röportaj

11 Şubat 2015 Çarşamba 14:39

 

Piyanist Memiş sahne adıyla bilinen Taverna müziğininAdanalıtemsilcilerinden Mehmet Dalyan,radyolarda en çok istek alan XXXL şarkısının öyküsünü Adana Medya’ya anlattı. Düğün salonlarında başlayan müzisyenlik hayatını bu dönemde zirveye taşıyan Piyanist Memiş, “Taverna kültürüne sadık kalıp yeni türler geliştirince başarı geldi” diyor.

 

Piyanist Memiş ile XXXL bir sohbet

Türkiye'de 60'lı yıllarda ortaya çıkan ve hızla yayılan arabesk müzik akımının, 80'li yıllarda sosyolojik bir takım unsurların da etkisiyle, müzikal açıdan bir takım form değişikliklerine maruz kalarak bir nevi yenilenmiş, uyarlanmış ve popülerlik kazanmış hali taverna müziğidir.Taverna müziğini hakkını vererek icra edenlerden biri olan Piyanist Memiş lakaplı hemşehrimiz Mehmet Dalyan, Adana Medya’nın konuğuydu. Dalyan, yaptığımız samimi ve içten röportajda, Türkiye’de türkülerle beraber mizacını bozmayan tek müzik türünün taverna olduğunu söyledi.

MEHMET DALYAN KİMDİR, TANIYABİLİRMİYİZ?

Adana’da, 1980 yılında dünyaya geldim. Lise eğitimimi tamamladıktan sonra müzik hayatına profesyonel geçiş yaptım.2000 yılında evlendim ve bir kız, bir oğlan olmak üzere 2 çocuğum var. Boş zamanlarımda müziğin dışında spor yapmak ve kitap okumak hobilerim arasında gelir.

MÜZİK HAYATINA NASIL BAŞLADINIZ VE KİM SİZİ TEŞVİK ETTİ?

Amcam Hüseyin Dalyan, camiada tanınmış usta bir piyanist şantördür. Düğün salonlarında sahne aldığı zamanlar yanında çalışırdım. Bana müziğe sevdiren de kendisi olmuştur. Meslek hayatım boyunda hep amcamı örnek aldım. 8 yaşından beri müziğin içerisindeyim. Çeşitli televizyon kanallarında program yaparak ve eğlence mekanlarında sahne alarak sanatımı icra etmeyi sürdürüyorum. Müziğin dışında ekstra bir iş yapmıyorum. Hayatımı müzikten kazanıyorum.

ESKİDEN BİR TAVERNA KÜLTÜRÜ VARDI. PİYANİST ŞANTÖRLER DE İLGİ GÖREN MÜZİSYEN GRUBUNA GİRİYORDU. ÜMİT BESEN, NEJAT ALP, ARİF SUSAM GİBİ İSİMLER MEŞHUR OLDU. GÜNÜMÜZDE TAVERNA’YA RAĞBET KALMADI. BUNUN SEBEBİ NEDİR?

Taverna ve arabesk kültürünün yaygın olduğu dönemler benim çocukluğuma denk gelir. Müziğin içinde yetişmiş biri olarak o yıllarda bahsettiğiniz isimlere bizler de hayrandık. Gerçi halen de öyleyiz. Bugün bir Ümit Besen’in bir daha yetişeceğini sanmıyorum. O dönemde, Türk Sanat Müziği’ne yeni alternatifler oluşuyordu. Tavernalarda söylenen müzikler farklı geldi insanlara. Bu nedenle çok tutuldu. Zaman ilerledikçe müzik daha da evrensel boyutlara taşındı. Çok tarzlı müzikler ve kültürler oluşmaya başladı. Ayrıca bir müzikseverin şarkıya ulaşması da kolaylaştı. Bugün internet kullanabilen herkes, dünya genelindeki istediği müziğe rahatlıkla ulaşabiliyor. Dolayısıyla, kulağına hoş gelen bütün tarz müzikleri sevebiliyor. Eskiden seçenekler kısıtlıydı diye düşünüyorum. Her ne kadar taverna müziği eski günlerinde olmasa da, hiçbir zaman bitmeyecek bir köke sahip. Sahne aldığımız mekanlarda insanların ilgi ve alakalarından bunları anlıyoruz.

ARABESK MÜZİK DAMAR OLMAKTAN ÇIKIP BİRAZ DAHA MODERNLEŞTİ. PEKİ TAVERNA MÜZİĞİ NE GİBİ DEĞİŞİME UĞRADI?

Arabesk müzik batılılaşmaya doğru bir değişime gitti. Şarkı sözlerinde İngilizce kelimeler bile kullanılmaya başlandı. Pop türü müziği andıran şarkılar üretildi. Arabesk müzik bu yönde değişime giderken, taverna müziği çizgisini hep korudu. Türkiye’de türkülerle beraber mizacını bozmayan tek müzik türü tavernadır. Ayrıca bizler bu akımın temsilcileri olarak taverna müziğin kültürüne sadık kalıp yeni türler de geliştiremeye çalışıyoruz. Örneğin XXXL şarkım bunun bir örneğidir. Ki bu şarkı gerçekten çok sevildi. Taverna müziği icra açısından arabeske kıyasla daha az çalgı gereksinimi olan bir türdür. Arabesk müzik icrasında Türk sanat ve halk müziği orkestrası gerekliyken, taverna müziğinde ağırlıklı olarak klavye (org) alt yapıları tercih edilmiştir. Tabii ki orkestra ile icrayı tercih eden sanatçılar da olmuştur. Taverna müziği icracıları bir yandan klavye çalıp diğer yandan vokal yaptıkları için piyanist şantör olarak adlandırılmıştır. Şantör kelimesi Fransızca olup 'erkek şarkıcı' anlamına gelmektedir.

BENİM AŞKIM XXXL İSİMLİ ŞARKKINIZLA BÜYÜK SÜKSE YAPTINIZ. BU ŞARKIYI HAZIRLARKEN NERDEN İLHAM ALDINIZ, HİKAYESİNİ ANLATIRMISINIZ?

Kirvemin 26 yaşındaki oğlu Niyazi Dalgıç, beste çalışmaları yaptığım bir sırada bana gelip, “Sana bir gömlek alacağım. Fakat bayağı cüsselisin. XXXL beden ancak olur sana” dedi. Bu sözler bana ilham kaynağı oldu. Farklı bir şeyler üretmek istiyordum. Benim aşkım, dağlar çöller kadar gibi vurgular yerine XXXL’yi kullanmak daha mantıklı ve ilginç geldi. Orgumla amatör kaydını yapıp insanlara dinlettiğimde çok beğendiler. İlgi yoğun olunca albümümün çıkış şarkısı olarak XXXL’yi seçtim. Bu şarkı, bir televizyon kanalı tarafından düzenlenen ‘Türkiye’yi en iyi oynatan şarkı’ anketinde birinci oldu.

ALBÜMLERİNİZDEKİ SÖZ VE MÜZİKLER SİZE AİT. KAÇ TANE ESERİNİZ VAR?

İlk bestemi 22 yaşında yaptım. O günden bu yana 200’e yakın eserim birikti. Bunların tamamını sırayla albümlerimde değerlendirmek hedefindeyim. Bunun yanı sıra değerli sanatçı arkadaşlarım var. Beğendikleri şarkılarımı albümlerinde seslendirmek için istiyorlar. Hiç birini kırmamaya özen gösteriyorum.

ADANA’DA MÜZİSYENLİK YAPMANIN NE GİBİ ZORLUKLARI VAR?

Evvela Adana’da bir sanatçı bolluğu olduğunu söyleyelim. Oldukça yetenekli insanlarımız var. Ne yazık ki hiç birinin kıymeti bilinmiyor. Şansını daha büyük şehirlerde kullananlar mutlaka bir yerlere gelebiliyor. Ama Adana sınırları içinde bir müzisyenin hayallerini gerçekleştirmesi neredeyse imkansız. Adanalı’nın kendi sanatçısına sahip çıkması gerektiğini düşünüyorum.

YAPTIĞINIZ MÜZİĞİN KENDİNE ÖZGÜ DANSLARI DA VAR. BİRAZ BUNLARDAN BAHSEDERMİSİNİZ?

Taverna deyince akla gelen ilk Sirtaki olur. Dışarıdan bakıldığında Sirtaki figürleri oldukça kolay görünür. "Hmmm..." dersiniz, "Halay gibi ama, zeybeğe de benziyor..." Gelin görün ki iş göründüğü kadar basit değildir. Figürlerdeki yalınlık yanıltıcıdır çoğu zaman. Figürlerin çoğu belli bir ustalık veya en azından pratik gerektirir. Yine de bazı sıçrama ve bükülme hareketlerini saymazsak, bedeni zorlayan veya form gerektiren bir dans olmadığı söylenebilir. Sirtakide figürleri yapmanın değil, bu figürlere ruh kazandırmanın zor olduğu söylenir. Coşku ve sevinç figürleri, koyverme ve dağıtma figürleri, toparlanma ve durulma figürleri olarak üç farklı kategoriye ayrılan Sirtaki figürlerinin temelleri ayak ve bacak hareketleri üzerine kuruludur. Vücudun üst kısmı çok az oynar. Sirtaki dansının figürleri çakırkeyif bir yürüyüşü baz alır. Etrafında dolanılan rakı kadehinin üzerinden sendelercesine geçilir. En bilindik figürlerden biri rakı kadehini kırmadan üzerinde durmaktır. Diğer popüler figürler ise;  "Üçlü", "Kare" ve "Yengeç"tir.

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.