Cumhuriyetin Osmanlı’nın devamı olduğu tezi, hala neden kimi ilim adamlarınca kabul görmez anlamak mümkün değil. Osmanlı’da devlet anlayışı ne ise günümüzde devlet anlayışı aynı minvalde devam ediyor. Kutsal devlet, güçlü devlet, ebet müddet devlet anlayışını başka nasıl açıklayacağız? Aslında ‘’devleti ele geçirmek’’ kavramı her şeyi açıklıyor. Kale fethetmenin modern karşılığı olsa gerek.
İstisnasız her parti, sosyal grup, mezhep, cemaat devleti ele geçirmek istiyor. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti ele geçirilmesi gereken bir yapıyı içinde barındırıyor.
Devlet istediğini zengin, istediğini fakir edebiliyor. Bugün açılış kurdelasını kestiğinin, yarın başını kesebiliyor. Bir belediye başkanı istediği kişileri zengin edebiliyor. İktidar partisi istediğine ihale verirken , istediği işadamını batırabiliyor. Tanrısal bir varlık gibi. İstediğini fakir, istediğini zengin ediyor. Böyle bir devleti kim ele geçirmek istemez ki?
Devleti ele geçirenler, insanların dinsel hayatından cinsel hayatına kadar her şeyi organize edebilecek yeteneğe kavuşuyor. Bu yapıyı ele geçirenin dindar ya da ateist olmasının hiçbir önemi yok. Sonunda zalim bir idare, milletin başına çöreklenmiş oluyor.
Devleti ele geçiren ‘’ötekinin’’ iflahını kesmek için elinden geleni yapıyor. Bu süre içerisinde en makul bildiğinizin dahi, içinden orangutan çıkan bir canavar oluyor. Devleti ele geçiren tanrısal vasıflara haiz olmuş oluyor. İnsanın bir yanında bulunan şeytani dürtüleri tanrıyı taklit eder hale geliyor.
Unutmamak lazım. Bu devleti ele geçirmek ve elde tutmak için takva atalarımız çocuklarını, kardeşlerini boğdurdular. Aslında modern Türkiye de de değişen bir durum yok. Kardeş ve evlat boğdurmanın değişik modern versiyonları türedi. Katliam Cumhuriyet döneminde de maalesef devam etti.
Bu durumdan ziyadesiyle mesul olan kesinlikle Yargı erkidir. Maalesef Türkiye’de yargı, devleti kim ele geçirmişse onun reflekslerine uygun hukuki normlar üretmekte mahir davranmıştır. Menderes’in asılması da, Refah Partisi’nin kapanması da yargı kararıyla olmadı mı? Dün cemaatin geniş hukuki bir alanı varken, bugün Fethullah GÜLEN’e yakalanma kararı çıkarılması da aynı formun ürünü değil mi?
Birgün Alevilerin, başka birgün milliyetçilerin, başka birgün cemaatçilerin, başka birgün Ak Parti’nin eline geçen yargıdan nasıl medet umacaksak!
Daha çok acı çekeceğiz. Bugün devlet Ak Parti marifetiyle ele geçirildi. Bu durum yeni nefret kapıları açtı. Önümüzdeki yıllarda, nefret birikimi muhtemelen iktidar olacak. Yeniden hesaplaşma, devlette tasfiye, kin, intikam duyguları bu ülkenin sinerjisini bitirecek. Birbirimizi yemeye devam edeceğiz.
Çözüm mümkün değil mi? Elbette mümkün.
Devletin stratejik kurumlarını, ele geçirilmesi gereken kaleler olmaktan çıkarıp, kurum haline getirmek, evliyayı dahi firavun yapmaya müsait, kişi odaklı kanunları yer ile yeksan etmek, insan değil sistem merkezli bir anayasa yapmak tek kurtuluş yolumuzdur.
Yapamazsak.. Evlat katline devam…