Bilim adamını cezaevine atmışlar: 10 yıl hapis.
Kâğıt, kalem ve kitap yasak…
Üretmeye alışmış insanın tiryakiliği her türlü uyuşturucu tiryakiliğinden daha köklüdür.
Bilim adamı ille bir şey üretecek…
Yerde gördüğü bir karıncayı alıp eğitmeye başlamış.
On yıl içerisinde karıncayı öyle eğitmiş ki;
Koş; koşuyor… Yavaşla; yavaşlıyor… 25 Adım kuzeye git; komut yerine getiriliyor.
Tahliye zamanı gelince, bilim adamı karıncayı küçük bir kutuya koyup özgürlüğüne kavuşuyor.
Önce bir lokantaya gidip yemeğini yiyor ama eğittiği karıncanın marifetlerini paylaşmak için yanıp tutuşuyor.
Eserini paylaşma her üretenin zaafıdır.
Karıncayı çıkarıp masanın beyaz örtüsünün üzerine koyuyor ve ve şöyle bir çevresine bakınıyor. O esnada şef garsonu görüyor ve onu çağırıyor.
Sandalyede şöyle bir kaykılarak ve parmaklarıyla karıncayı işaret ederek:
“Şu karıncayı görüyor musun şu karıncayı?” diye cümleye başlarken,
Şef garson: “af edersiniz” deyip baş parmağı ile karıncayı eziyor.
İşte bu kadar…
On yıllık emeğiniz, coşkularınız bir anda yok oluyor…
Siz evinizde uyurken bakkala giden çocuğunuzu, sevgilisine hava atmak için oradan arabasıyla hızla geçen bir genç çarpıp öldürür.
Tedavi için gidersiniz, birisi “afedersiniz” der gibi yanlış iğne yapar, ya ölür ya sakat kalırsınız.
Bin bir umutla evlenirsiniz… Duygularınız ve beklentileriniz ile… Bakarsınız ki çok farklı bir eşe rast gelmişsiniz. Erkek ya da kadın fark etmez. Hayat biter.
İş kurarsınız… Kim iflas edeceğim veya ortağımdan kazık yiyeceğim diye iş kurar. Biz anda bütün birikimlerinizin yok olduğunu görürsünüz.
Çocuk büyütürsünüz, el bebek gül bebek yetiştirişiniz. Dolmuşa bine dolmuşa. Ne kadar doğal, her gün milyonlarca insanın yaptığı gibi... “Bir sapık, bir cani ruhlu insan” gelir, bir anda parmağı ile ezer geçer.
Bunlar bir kader midir?
Bunları Tanrı organize ediyor demek Allah’a hakarettir.
Hiçbir inancın hiçbir Tanrısı kuluna bu kaderi layık görmez.
Aramızda ruhu gizli katiller hala yaşamaktadır. Biz tavuğu bile kesemeyen sınıftanız; ama aramızda, demir parmaklık arasında insanı benzin döküp yakan, boğazını kesen, çaresiz insanın kafasına sıkabilenler yaşıyor.
Bunlar insan mı?
İnsanlaşmak bir evrimi gerektirir. Ruhen bir evrim’dir bu.
Hayvanlaşmak için de evrim gerekir.
Sorun insan olarak hangi evrime katkıda bulunduğumuz veya hangi evrimi desteklediğimizdir.
İnsanların, insanlaşma yönünde kalitesi düştükçe, işledikleri cinayetlerde vahşileşiyor.
Öylesine doluyum ki…
Bu günlük bu kadar...