Aziz okuyucular ve Adana’mızın değerli basın ve medya mensupları, bazı değerlendirme ve görüş açıklama amacıyla aranıza yeniden katılmış bulunuyorum. Siz usta ve arkadaşları sevgi ve saygı ile selamlıyorum. Karınca kararınca, ben de yapının yükselmesi için, Süleyman’ın karıncası gibi su taşımağa gayret edeceğim. Beni yeniden yazmağa davet ve teşvik eden Yüksel Mert dostuma da teşekkür ediyorum.
Adana Medya Gazetesi’nin, basın ciddiyeti içinde serbest bir kürsü olduğunu, bir forum ve meydan açtığını görüyorum. Gazetenin mensup ve çalışanlarına saygılar sunuyor ve başarılar diliyorum. Bu iklimde yazar arkadaşlar pervaz edip uçacaklardır. Ben de bir Güvercin donunda onlara katılacağım. Hak bizi dalıcı/avcı kuşlardan saklaya. Bilindiği gibi söz, her zaman sade ve masum değildir. Bazen da sivri ve dikenlidir.”Söz ola kestire başı. Söz ola, bal ede ağulu aşı”. Ve önemlisi sözünü, özünü bilmektir. Hak mahcup eylemeye.
*
Uzun zamandan beridir (1983) Adana’mızda Genel Cerrahi Uzmanı olarak çalışmaktayım. Federal Almanya dört sene hekim olarak çalıştıktan sonra, Adana SSK Hastanesinde Uzman olarak işe başladım. Adana Numune Hastanesi Özel Dal Eğitim ve Araştırma Hastanesi olunca, Sağlık Bakanlığınca yapılan meslek sınavı sonrasında, Genel Cerrahi Klinik Şefi olarak Numune Hastanesine tayin oldum(1991).Hastane daha sonra Genel Eğitim Hastanesi oldu. Böylece birçok Aile Hekimliği Uzmanı ve Genel Cerrahi Uzmanı yetiştirdik. Ve nihayet 2008 yılında emekli oldum, kısa İstanbul denemesinden sonra tekrar Adana’ya döndüm, mutluyum ve şükran borçluyum.
Yoğun mesleki uygulamalar, bunlarla ilgili seminer, tez, yayın, kongre sunumları normaldir. Ama ben bunların yanında, ailemden zaman alarak yazı hayatına katıldım. Öyle oldu ki bu yeni uğraş, ikinci bir mesleğe dönüştü.
Garip bir tesadüftür, meslek ve ilgim Anton Çehov’a benzedi. Büyük ve usta Rus yazarının birçok eseri Türkçeye çevrilmiş ve sahnelenmişti. Ankara’da bunları okumuş ve sahnede görmüştüm. O zamanda bir cümlesi dikkatimi çekmiş ve hafızamda kalmıştır. Çehov, Tıp fakültesinde okurken, dergilere yazı yazıyor ve ailenin geçimine katkı sağlıyor. Mezun olup, cerrah olduktan sonra da yazmağa devam etmiş ve arkadaşları sormuş, “Sen bu işi nasıl yapıyorsun?”
Çehov şöyle cevap vermiş: ”Hekimlik benim karım ve edebiyat da benim sevgilimdir. Birinden usanır, yorulursam, diğerine gidiyorum”.
Galiba benimki de böyle bir şey.
Lise çağlarından başlayarak geçen süre içinde yazdığım şiir, öykü ve fikir yazılarım tomar halinde ve defterlerdedir.
1985 yılından beri Adana basınında edebiyat ürünlerim yayınlandı. Çeşitli gazete ve dergilerde yayınlanmış yazıların bir kısmını “Zamana ve Umuda Ayna” başlığı altında kitaplaştırdım ve basıldı. Çeyrek asrın üzerinden geçtiği bu görüş ve değerlendirmelerin isabet derecesini gözlemek, okuyucuların takdirine bağlıdır.
*
Şimdi tekrar edebiyat haber ve görsel medya ikliminde olmak, heyecan vermektedir.
Adana’nın gelişmesini, değişmesini 32 yıldan beri yaşamakta ve izlemekteyim. Bu süre içinde değirmenden çok sular aktı. Kimi değirmenler susuz ve bazısı da öksüz, kimi virane oldu. Ya şehir nasıl oldu? Bunu birlikte konuşur, değerlendiririz.
Belki ben kapı açarım bazı konulara ve bazen da sizler yön verirsiniz düşüncenin seyrine. Zaman zaman siz aziz izleyicileri de konuk etmek isterim. Birlikte bir forum ortamı oluşturur, sırasıyla, gönül enginliği ve sözün gücüyle, hak bildiklerimizi söyleriz. Dinlemenin ve konuşmanın adabına üslubuna uyarız. Bildiğimiz sözcüklerle konuşur ve yazarız, eski-yeni kaygısına düşmeden.
Bu temenna ve takdim ile siz okuyucu ve izleyicileri saygıyla selamlıyorum.