Ahmet Demir ile anılarda geze geze

Yener EKİNCİ / Özel Röportaj

18 Şubat 2015 Çarşamba 10:39

Ustaya saygı

Türkülerin usta sesi Urfalı Ahmet Demir, sanat hayatının 60’ıncı yılında Adana Medya’nın konuğuydu. Bestesi kendisine ait olan ‘Aman Geze Geze’ türküsüyle 50 yıl önce şöhreti yakalayan Demir, Kültür Bakanlığı tarafından Halk Türküleri Sanatçısı ilan edildikten sonra başlayan emeklilik hayatını yeni çıkardığı bir albümle sonlandırdı. Kariyerine 63 plak, 11 albüm ve 100’ün üzerinde beste sığdıran Demir, “Türkünün yerine hiçbir şey koyamıyorum” diyor.

 

 Aman geze geze de yüreğime dert oldu /Aman ağlaya ağlaya gözlerime kan doldu/Aman ben seni alacaktım da gelin Eminem/Zalim baban yollarımıza bend oldu/Aman gelsene zalim gelsene/Benim halim perişan oldu da yine gel görsene… Dünya hiçbir zaman gönlümüze göre dönmüyor. Ne vakit bir teselliye ihtiyaç duysak, türkülerimize sığınırken buluruz kendimizi. Türkiye’de yaşayıp da, ‘Aman Geze Geze’ türküsünü bilmeyen hiçbir yaralı yürek yoktur. Bu ve buna benzer yüzlerce türkünün bestekarı Urfalı Ahmet Demir, 60 yıllık sanat hayatının analizini Adana Medya okurları için çıkardı.

AHMET DEMİR KİMDİR, KENDİNİZDEN KISACA BAHSEDERMİSİNİZ?

Şanlıurfa’nın Birecik ilçesinde 1944 yılında dünyaya geldim. 60 yıllık sanat hayatım boyunca 63 plak, 11 albüm ve 100’ün üzerinde beste yaptım. Halk müziği sanatçısı olarak yurdun her köşesinde konserler verdim.  2000 yılında Kültür Bakanlığı tarafından Halk Türküleri Sanatçısı olarak emekliye ayrıldım. Evli ve iki çocuk babasıyım.

ADANA’DA YAŞAYAN EN ESKİ SANATÇI SİZSİNİZ. MÜZİK HAYATINIZ NASIL BAŞLADI?

Çocukluğum Birecik’te geçti. İlkokul 3’üncü sınıftayken maddi imkansızlıklar nedeniyle eğitimime devam edemedim. Şarkı söylemeyi çok severdim ve sesim güzeldi. Bu nedenle 10 yaşında küçük bir çocukken beni sahneye çıkarırlardı. Yine o yıllarda dayılarım ve teyzelerim Adana’da yaşadıkları için onların yanına gelir giderdim. Yine 1962 yılında bir Adana ziyaretimde, TRT Çukurova Radyosu, 5 Ocak Adana’nın Kurtuluşu nedeniyle bir konser düzenlemiş ve amatör sanatçılara sahnede yer alma imkanı sağlamıştı. Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu’nda düzenlenen konserde bende sahne aldım. Şef Selahattin Sarıkaya çok beğendi. O günden sonra çeşitli aile çay bahçelerinde, eğlence mekanlarında sahne aldım.  1964 yılında askere gittiğimde beni Manisa Orduevi’nde görevlendirdiler. Sivil hayatımda olduğu gibi burada da sahne almaya devam ettim. Tezkere aldıktan sonra da müzikte kariyer hedeflerimi gerçekleştirmek üzere İstanbul’a yerleştim. Selahattin Sarıkaya, o dönem TRT’deki görevinden ayrılmış ve Odeon isimli dönemin en ünlü plak şirketine müdür olmuştu. Adanalı sanatçılara şans veriyordu. Kapısını çaldığımda beni hatırladı ve bana iki plak yaptı. Aman Geze Geze Yüreğime Dert Oldu ile Fırat’ın Akışı’na isimli plaklarımı o zaman çıkardım. Özellikle Aman Geze Geze çok tutunca plak firmalarından teklifler yağmaya başladı.

İSTANBUL’DA KAÇ SENE KALDINIZ VE BULUNDUĞUNUZ YILLAR İÇİNDE KAÇ PLAK VE ALBÜM HAZIRLADINIZ?

1966 yılından 1985’e kadar müzik çalışmalarımı İstanbul’da sürdürdüm. Bu 19 sene içerisine 63 plak ve 10 albüm sığdırdım.

İSTANBUL’DAN NEDEN DÖNDÜNÜZ VE 1985’TEN GÜNÜMÜZE KADAR NEDEN SADECE 1 ALBÜM YAPTINIZ?

Şöhret de para da beladır. Benim başımı döndürmüş olacak ki yokluğu da gördüm bu yüzden. İstanbul’daki son dönemlerimde beş parasız kalmıştım. Sağcı-solcu kavgaları yüzünden iş yapamaz durumdaydık. Hazırdaki her şeyimi tüketmiştim. Bir gün 6 günlüğüne Mersin Oteli’ne konsere geldiğimde çocukluğum da geçtiği Adana’ya uğramak istedim. Sonrasında İstanbul’a geri dönmedim. İnönü Caddesi üzerinde bir çiğ köfte salonu açtım. O kadar tuttu ki, bu işte o kadar başarılı olmuştum ki, evliliğimi buradan kazandığım parayla yaptım. Çocuklarımı okutup yine buradan kazandığım parayla ev sahibi oldum.

BİRAZ SON ALBÜMÜNÜZDEN BAHSEDELİM O HALDE. 30 SENE SONRA YENİDEN MÜZİĞE DÖNÜŞ YAPTINIZ. NASIL BİR ÇALIŞMA OLDU?

Müziği hiçbir zaman bırakmadım. 30 yıl boyunca sadece albümlere ara verdim. Konserlere devam edip beste yapmayı sürdürürdüm. Ayrıca iş hayatımda da önemli kazanımlar elde ediyordum. Özellikle son 10 yıldır müzik sektörü tamamen bitme noktasına geldi. Albüm satışları tabana vurdu. En ünlü sanatçı bile 100 albüm satamayacak duruma geldi. Adana’daki sanatçı arkadaşlarımın ısrarı üzerine ‘Vurma Kado’yu hazırladım. Buradaki amacım birikmiş bestelerimin sayısın bir nebze eritmekti.

BU ZAMAN KADAR KAÇ BESTE YAPTINIZ VE ESERLERİNİZ ARASINDA EN BEĞENİLENLERDEN BİRİ OLAN ‘AMAN GEZE GEZE’NİN HİKAYESİNİ ANLATIRMISINIZ?

Yaklaşık 150 eserim olmuştur. Fakat tam sayısını bilmiyorum. Okunmamış 40 bestem mevcut. Bunları zamanla değerlendirmeyi düşünüyorum. Her gencin başından geçtiği gibi benim de gençken bir gönül maceram olmuştu. Aman Geze Geze’yi buna istinaden besteledim. Şu an torun sahibi biriyim. Eski defterleri açmak istediğim için bu türkünün hikayesi de bende kalsın istiyorum.

MÜSLÜM GÜRSES İLE SAMİMİ BİR DOSTLUĞUZ OLDUĞUNU BİLİYORUZ. ONUNLA GEÇEN YILLARINIZDAN BAHSEDERMİSİNİZ?

Müslüm Gürses, Adanalı bilinmesine rağmen aslen Urfa Birecik’lidir. Onunla 1975-80 arası, 5 yıl boyunca bir odayı paylaştık. Öncesinde de samimi bir dostluğumuz vardı. Çocukluğunu dahi bilirim. Pırıl pırıl bir insandı. Öyle şatafatlı duruşuna bakıp da aldanmayın. Çok ezgin biriydi. Bizde bir parça gözü açıklık vardı ama onda zerresini bulamazdınız. Ne yazık ki erken yaşta aramızdan ayrıldı. Kendisi ölene kadar en iyi dostum olarak da kaldı.

DAHA ÖNCE ESERLERİNİZİ BAŞKALARI SAHİPLENDİ. MAHKEMELİK OLDUNUZ. AYNI SORUNLARI YAŞIYORMUSUNUZ?

Aman Geze Geze isimli şarkımı Hakan Taşıyan adında sanatçı okuduğunda şu an aramızda olmayan bir sanatçıya telif hakkını ödediler ve albüme onun ismini yazdılar. Ne yazık ki bir çok eserim başka sanatçılar tarafından resmen çalındı. Geri almak için yıllar süren hukuki mücadeleler verdim ve hepsini kazandım. Tabi bunlar Müzik Eserleri Sahipleri Grubu (MSG) kurulmadan önceydi. Artık böyle zorluk yaşamıyoruz. Radyolarda çalınan şarkılardan dahi telif hakkı alabiliyoruz.

TÜRKÜLERİMİZE GÖNÜL VERMİŞ BİR SANATÇI OLARAK, MÜZİK YAŞAMINIZDA KARŞILAŞTIĞINIZ ENGELLER NELERDİR?

Ülkemizde devlet kendi kurumlarının dışındaki müzik yapan sanatçılara, özellikle de halk müziği sanatçılarına bence yeteri kadar değer vermiyor ve destek sunmuyor; daha çok popüler kültürlerle ilgileniyor. Ya da politik olarak olaya bakıyor ve kategorize ederek, özgür ve özgün müzik üreten halk sanatçılarına şüphe ile yaklaşıyor. Halk Müziği sanatına gönül vermiş sanatçılar kendi çabalarıyla bir yerlere gelmeye çalışıyorlar.

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.