Erkan Oğur,
Turgut Alp Bekoğlu
Alp Ersönmez
Bu isimler belki birçok kişi bir şey ifade etmeyebilir… (Zaten ülkemizin en büyük sorunlarından biri de bu isimlerin çoğunluk tarafından bir şey ifade etmeyişidir)
Bu kişiler daha şimdiden dünya müzik literatürüne adlarını altın harflerle yazdırmış (önemli değil) değerli kişilerdir.
Söylemek istediğim bu kişileri övmek değil… Konu başka.
Bu değerli insanlar bir araya gelerek “Telvin” adlı bir grup kurdular. Grup olarak, geçtiğimiz Perşembe günü (19.02.2015) Çukurova Üniversitesi Kongre Merkezi’nde konser için geldiler.
Bize sanatçı diye pompalanan ve benim için de birer soytarı bile olamayan medya maymunlarından olmadıkları için koşarak konsere gittim.
Bu muhteşem konseri ve ruhumuza hitap eden sanat şöleni için bir şey söylemeyeceğim.
Konserin verildiği alan olan Çukurova Üniversitesi Kültür Merkezi Adana’nın son yıllarda sahip olduğu en muhteşem eserdir.
Bu yapı Adana’nın büyük bir eksikliğini gidermiş ve ayıbını kapatmıştır.
150 Dönümlük arazi üzerine kurulmuş bu muhteşem eser, 2000 kişi kapasitelidir. Salonlarında aynı anda 8 dilde tercüme yapabilen altyapı bulunmaktadır. Uluslararası standartlara uygun olarak en üst seviyede güvenlik sağlanabilmektedir. VIP Salonu, çalışma odaları ve restoran bulunmaktadır. Üniversitelerin dışında, büyük sanatsal ve kültürel etkinliklere ev sahipliği yapabilecek konumdadır. Eser, sadece Çukurova Bölgesi’ne değil, Türkiye ve Ortadoğu Ülkelerinin yararlanabileceği şekilde tasarlanmıştır.
Bu eserin yapılış onuru, önceki Rektör Prof. Dr. Alper Akınoğlu’na aittir.
Sadece bu eserinden dolayı kendisini yürekten alkışlıyorum.
Bu teknik bilgileri neden verdim?
Konserde 500- 600 civarında öğrenci ve az sayıda da öğretim görevlisi vardı. Konser boyunca o kanıya kapıldım ki sanki bu muhteşem eser bakımsızlıktan çürümeye terk edilmişti.
Sanatçılar konser esnasında “Burası çok soğuk, üşüyoruz…” demelerine karşın bir önlem alınamadı.
Sanıyorum, birçok ülkede sahneye çıkmış olan grup böylesine rezil bir ortamda konser vermemiştir.
Şu anekdot geçti zihnimden: günümüzden binlerce yıl önce medeniyet kurmuş toplumlar, 3.000-5.000 kişinin aynı anda ağırlandığı amfi tiyatrolar oluşturmuşlardır. Bu eserler o toplumların uygarlık düzeylerini göstermektedir. Bu gün dahi Karataş’ta yapılan kazı çalışması böyle bir amfi tiyatronun ortaya çıkarılma çalışmasıdır.
Gözümüz gibi bakmamız ve ekonomik ve kültürel yaşama kazandırmamız gereken bu eserlere bakmamak bence hata ve israftır.
Nihayetinde söylemek istemiyorum ama “Çukurova Üniversitesi Kongre Kültür Merkezi”nin tek günahı, önceki Rektör Alper Akınoğlu tarafından yapılmış olması mıdır?
Umarım yanılıyorum…
Eğer yanılmıyorsam, rektörlüğün bu hatasını giderip, Adana’nın gurur duyacağı bu muhteşem esere gereken önemi vermesini bekliyorum.