Tanımadığım bir yaşlı dede ile bir bankta sohbet ediyordum. Yanlız yaşlı amcanın saçları simsiyah, boynunda kalın altın rengi zincir, kolunda altın rengi saat, parmaklarında birkaç altın rengi yüzük ve elinde altın rengi tespihi vardı. Amca yaşlıkla gençlik arasında çeşitlem olarak karşımda duruyordu.
- "Neyi bekliyorsun" dedim,
- “Babamın mahkemesi var” dedi.
-"Beraber gidelim” dedim ve yürüyüp mahkeme salonuna girdik.
Hakim sanığa sordu: "Sen niye tecavüz ettin oğlum, elin hayvanına? "
Sanık: “Valla hakim abi öyle cilveli cilveli bakınca dayanamadım" dedi. Neyse ne diyor bunlar? ne Köpek kim? Ben kimim? Bu yaşlı adam kim? Burası neresi? diyerek uyandım. Neyse rüyaymış. Her rüyanın bir işaret olduğuna inanlardanım. Demek ki; bazılarının, çooook büyük dedelerinin böyle öyküleri var.
Aramızda dolaşan bazı torunların, dedeleri; köpek cilveli cilveli bakınca, tahrik oluyor. Dedesinin izinde giden arkadaşlar hala mevcut.
Onları tanımamız zor, sadece kurbanları ile yanlız kalınca davranışları, açığa çıkıyor. Hırlamaya, tacize, sapıklığa, şiddete başvuruyorlar ama güç karşısında hemen güçlünün gücüne tapınmaya başlıyor. Genelde , sarhoş olduklarında ,en masum "kadifeden kesesi" türküsünde bile oooof çeken insanlardır...
Maalesef bu yaratıkları ehlileştirmekte ,topluma adapte etmek gerekiyor, bu da bizi yönetenlerin en acil görevi..
Hangi makamda olursanız olun, bir gün sizin de bir yakınınız bir dolmuşa , bir otobüse veya bir taksiye binecektir. Şoför ile yanlız kalabilme ihtimali olacaktır.
Çözümü sorduğumuz her ünlü kişinin, kendine göre yorumları vardı. Kimse köpekten tahrik olan, bazılarının dedelerini anmadı.
Köpekten tahrik olan insanların bazıları; köpek ile kurdukları bu seviyeli ilişkiyi, "eğitim" diye yorumladı.
Ünlü bir köşe yazarımız: hadım cezasının getirilmesini önerdi. Bir bakanımız: "Bu öneriye sıcak baktıklarını" açıkladı. Bir okul müdürümüz: "Tim kuracaklarını ve bu timin görevinin mini etek giyen öğrencileri, kimin rahatsız ettiğini saptayacaklarını" söyledi...Çeşit çeşit, insan ,çeşit çeşit, öneri var.
Şunu, tespit etmekte, fayda var. Her evin ve her bir kişinin, bir Özgecanı var. Her eve düşmüş bir bombadır Özgecan. Bundan dolayıdır, bu tepkinin yaygın ve şiddetli olması. Önemli olan bombanın toplumu, modernleşme ve medeniyete dönüştürme gücünün taşıdığının bilinmesi ve toplum olarak buna çabalamamız gerekliliğidir.
Çabayı, ilk olarak eğitim sistemimizde, ilköğretim, ortaokul lise ve üniversitede, bilimsel kurullarla çalışmalar yaparak, faliyete geçirmek.
Siyasette aktif katılımı kadınlar lehine artırmak.
Erkelerimizin içindeki vahşiliği terbiye edecek, bir eğitim modeli geliştimemiz gerekir. Bizi bu utançtan ancak medeniyete samimiyetle atacağımız adımlar kurtarır.
Zihniyet devrim yapmadan, bu işi çözemeyiz.
Önce kadına sadece üreme aracı olarak bakmayı bırakacağız. Bu farkındalığı, ilköğretimden başlatacağız. Önce fetva verenleri kısıtlamamız gerekir: "Etek boyu", "annesini diz kapağı görünse , erkekliğin şehveti kalkar"," Altı yaşında evlenebilir", "flört zinadır" diyenler ve " kadın erkek ayrı ,ayrı merdivenlerden yürümeliler" diyen insanlar hep cehalet ve erkeklik vahşiliğini besliyor. Önce onlar susmalıdır.
Acaba hangi güvenli ülkede, öğrenci çantasında bibe gazı taşır. Medeniyet; ancak genç kız çantasında, biber gazı taşımayıp eve zamanında döndüğü zaman ve yolda yürürken arkadan gelen adamın ayak seslerini, fark etmediği zaman gelmiştir...
Her bireyin, yüreğine düşen, medeniyet bombası Özgecan’ın ,gücünü şiddetinden değil, sürekliliğinden alması gerektiğinin, bilincinde olursak, rotamız modernleşmeye varabileceğimizin kanıtı olur
Saygılarımla