Ölüm İle Yönetmek

Sedat MEMİLİ yazdı

23 Şubat 2015 Pazartesi 14:29

 

Bir ülkenin nasıl yönetildiğini anlamak için, o ülkedeki ölüm şekillerine bakınız…”

Bu tespit Fransız Yazar ve Düşünür Albert Camus’undur.

“İçimizdeki Put: İntihar” adlı kitabım yaklaşık 20 önce yayınlanmıştı. Bu kitapla ilgili olarak “ölüm, ölüm düşüncesi, ölümün çekiciliği veya iticiliği” konusunda yüzlerce görüş derledim. Elbette kendi görüşlerimde oluştu. Bu kitapta ölüm hakkında ileri sürdüğüm düşünceler, Ankara Üniversitesi’nde tez olarak işlendi.

Ancak, ölme şekli ve yönetim arasındaki en çarpıcı görüş, Camus’un yukarıda verdiğim görüşüdür.

Ülkemizdeki ölüm şekillerine bakalım;

*Soma Madenleri’nde ölümün egemenliği bir kader midir?

*Peki ya depremlerde ölenler; bir depremde yüzlerce yıllık eserler ayakta duruyor da kamu binaları yerle bir oluyor; bu bir ölüm şekli midir? Yönetim şekli midir?

*Öğrenci dersaneye gidiyor; yanarak ölüyor…

Sağır sultanın bile bilip gördüğü şekilde sınırda katırlarıyla ticaret yapan köylüler, savaş uçaklarından atılan bombalarla ölüyor… (Sakın ve sakın kimse bunun bir kader olduğunu bana söylemesin. Kader olduğunu düşünüyorsa da sesli dile getirmesin.)

*Aile, büyük bir mutlulukla pikniğe gidiyor ve açılan baraj kapaklarının su basması neticesinde ölüyor.

*Dinlenmek için parka gidenin üzerine ağaç düşer mi? Tanrı aşkına söyleyin.

*Hele hele trafik kazaları, bagajda taşınan danalar, bu danaları taşıyan danalar, koltuğa yerleştirilen keçiler, kafa darlığından muhakeme yapmadan sollayanlar, patdiye karşılaştığınız çukurlar, yetersiz uyarı levhaları, üstüste bindirilen insanlar…

*iyileşmek için gidilen hastanede, hatalı iğne. Sonuç ölüm: hastalıklı kan: sonuç ölüm.

*beyler, beyler kartopu oynamak ölüm gerekçesi olabilir mi?

*Hele hele önceleri vebali doktarların bazı doktorlar açıkladı: ülkemizde yapılan her üç ameliyatın biri gereksiz.

*Yanlış tedavi sonucu ölen kaç kişi olduğunu henüz bilemiyoruz…

Bunlar bir anda aklıma gelenler.

Çıldırmak işten bile değil, okula gönderdiğin minik yavrunun üzerine okul kapısı veya tuvaletteki lavabo düşerek ölüm olur mu?

İnsan böyle bir ülkeyi iyi yönetiyorum demeye utanır.

Bu sözlerimi hemen AK Partililer üstlerine alınmasın, kendileri de dahil olmak üzere bütün yönetimleri kastediyorum.

Sadece Ak Parti hazineye kavuşmuş hazine arayıcıları gibi, altınları sayıp hayal kurmakla meşgul olduğu için bu tip aksaklıklara meydan verdiğinin farkında değil.

Fareli Köyün Kavalcısı gibi her sözüyle muhalefeti ardına düşüren “uzun ve sevgi dolu adam”ın peşine takılmak istemiyorum ama zorunlu kaldım.

Küba’da CHE’nin anıtı önünde birkaç dakika saygı duyunca OBAMA’ya efelendi ve dedi ki: “Bir ülkedeki ölümlerden o ülkenin yöneticileri sorumludur…”

Vallahi doğru; billahi doğru; Tillahi doğru…

Ahir ömrümde böyle doğru bir tespiti “Uzun ve Sevgi Dolu Adam”dan duyacağım hiç aklıma gelmezdi.

İşte bu kader: ama ölümler kader değil.

Bizi yönetene, kendi sözünü hatırlatırım:

“Bir ülkede ölenlerden o ülkenin yöneticileri sorumludur…”

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.