Dün sabah (23 Şubat Pazartesi) Fox TV'de İsmail Küçükkaya'yı izliyorum.. Türkiye'nin geleceğinden duyduğu endişe ve korkuyu yazmış, onu okuyor.. Birbiri ardında sıralanan haberler O'nu ne kadar da doğruluyor..
Süleyman Şah Türbesi kaosu,
İç Güvenlik Yasa Tasarısı,
Tasarının görüşülmesi sırasında TBMM'de yaşananlar,
Manisa'da yakılmış halde bulunan genç kız cesedi..
Gazeteye geldim.. Hem ozelhaber01.com'u güncellemek hem de köşe yazımı kalemi almak için 'yaşam sörfü' yapıyorum..
Heyhat..
İyi olan, yolunda giden hiçbir şey yok..
Az sonra Yüksel Evsen'in haberi patlıyor.. Özel halk otobüsünde şoför ve yolcunun kavgası, "Seni evinden aldırır, öldürürüm" bağıntıları..
Yüksel haberin kaynağını yazmadı, ben söyleyeyim.. Üniversiteye gitmekte olan kızı kavgayı görüntülemiş.. Videosu da var.. Özel halk otobüsündeki kız öğrencilerin korku dolu feryadlarına aldıran bile yok..
Onlar bizim çocuklarımız..
Hani daha dün hep birlikte ağladığımız Özgecan'ımız gibi!
Geleceğimize travma yaşatmaya ne hakkımız var? Kimin bu hakkı kendinde görebilir? Maalesef sorumsuzluğun, duyarsızlığın ve ilgisizliğin zirvesinde dolaşan bir Adana'yız!
Zaman acıtma zamanıdır.. Canı fena halde acıtılmış, sendrom üstüne sendrom yaşatılan toplumun bir bireyi olarak sesimi yükseltmek durumundayım.. 2,5 yaşındaki kızımı kreşe götüren annesine, "Aman Ekinime dikkat et" dedirtmek zorunda bırakan iradeye hitabetmeye mecburum..
Valim,
Emniyet Müdürüm,
Belediye başkanlarım,
STK temsilcileri..
Özgecan dersinden sonra neden bir araya gelip 'çocuklarımızı ve kadınlarımızı şiddet sarmalından nasıl uzak tutabiliriz'i düşünemeyenler..
Çok mu zordu;
Bir panel, bir birliktelik, bir toplantı!
Bilhassa sayın Vali Mustafa Büyük'ün sessizliğini anlayabilmiş değilim.. Polis sessiz sedasız görevini yerine getiriyor olabilir.. Suçlular yakalanıp adalet teslim edilmiş olabilir.. İhmal var demiyorum.. Ama ekstradan birşeyler yapılabilme zorunluluğunu da orta yerde duruyor..
Biz medya olarak hazırız.. Bilhassa sosyal medya Özgecan'ın katilinin yakalanmasında ve toplumsal tepki oluşturulmasında büyük rol oynamıştı.. Aynısını yine yapabiliriz.. Yeter ki, siz üzerinizdeki ölü toprağını atıp, Adana'nın dinamiklerini bir araya getirin..
Adına tedbir mi dersiniz, kamuoyu oluşturmak mı dersiniz hiç farketmez.. Bireysel şiddetin önlenmesi noktasında ceketinizi çıkartmanızı bekliyoruz.. Alınan kararları topluma duyurmak da bizim işimiz..
Özgecan'lar ölmesin,
Otobüsleri kızlarımız korkudan tir tir titremesin..
Bugünlük kısa olsun.. Bu yazıyı okurken sizi yormayalım, vaktinizi kamuoyunun beklentilerini hayata geçirmek için harcayın..
Lütfen sayın Valim.. Lütfen..