Bu tatsız akşam saatinde/Görünmez kanatlarınızla/Cama vurmayın hatıralar/Sessizliğine doymadığım/O eski saatleri, yeni/Baştan kurmayın hatıralar… Politikayla, magazin haberleriyle bu kadar haşır neşir olurken, biraz kendi gerçeklerinize bakın. Politika bir masaldır. Yalanlara gönül vermek de, üstüne oturup kestiğiniz dal… Oysa hayat sizin, kendinize verdiğiniz değerlerle güzel. Mesela hatıralarla. Bir kitapta okumuştum, "Yalnızlıklar bedenlerin ruha dönme zamanlarıdır" diyordu. Hatıraların değeri, yalnızken daha iyi anlaşılır. Ardınızda bıraktığınız hatıralar, sizleri yaşatacak en anlamlı gerçeklerdir. O yüzden, yaşanacak her ana müdahale etmek gerekir. Hatırınızda ve hatıranızda yer edenlerin özel olması gerekir çünkü. Bu kirli dünyada en iyi oyuncular insanlardır. Dost zannettikleriniz sizi sırtınızdan vuruyorsa, kesip atacaksınız kangren gibi. Sizler hak etmeyen insanlara "kurban" olmayı seviyorsanız, onlar sizin celladınız olmaktan vazgeçmeyecektir. Bazıları için dostluk, kanlı ve keskin bıçaktır. Hatıralar tarlasında sizin için uçan kuşlarınız var. Mazinizden gelip, geleceğinize kanat çırparken, sizin çırpınmalarınızı en iyi onlar bilir. Siyah beyaz fotoğraflar gibi. Onlar hayatınızın en anlamlı renklerini oluştururlar. Gökkuşağı gibi. O yüzden hatıralarınıza girenleri ayrı bir köşeye koyun. İnsanı yaşatan onlardır. Bazen kızıp yaksanız bile. Sadece yakmakla hatıralar yanmıyor çünkü.