Arkadaşım Çağrı ile AVM gezisi öncesi evde matematik problemleri çözüyorduk. Gayet eğlenceli geçiyordu. Sorular deseniz oldukça komik yani bize komik..
MEB kitaplarının yanlışlarla dolu sayfaları da bir hayli fazlaymış bu arada..
-İntegraller kesirler kat sayı çarpanlar vs vs derken çıldırabilir insan..
Bir ara ezanı işittim Çağrı’ya dedim ki iyi ki öteki tarafın soruları daha kolay yoksa düşünsene benim gibi İntegralden bir haber insanların cehennemlik olduklarını.. (Gülüşmeler…)
Aslında zorlukların detayına inmek gerekiyordu, öngörülerden bağımsız olarak. Asıl zorlandığımız matematik de değildi. Farkındaydık hepimiz. Çünkü akıl düzeyinde işlemler gerçekleştirebilirdik. Kalbimizin düzeyi ise iyi insanlar kategorisine ulaşmak olmalıydı. Mümkün değil midir Sırat-ı Müstakim olabilmek. Bundan yaklaşık 10 yıl önce okuduğum Leo Buscaglia derlemesinde Haim Ginott farklı bir yaklaşım biçimi ile insan olabilmenin yolunu bizlere şöyle aktarıyor;
“Bir toplama kampından sağ kurtulmuş bir insanım. Gözlerim hiçbir insanın görmemesi gereken şeyler gördü. Bilgili mühendisler tarafından yapılan gaz odaları. İyi öğrenim görmüş doktorlar tarafından zehirlenen çocuklar. Eğitilmiş hemşireler tarafından öldürülen bebekler. Lise ve yüksekokul mezunları tarafından vurularak öldürülen kadınlar ve bebekler. Bu nedenle öğrenim olgusuna kuşkuyla bakıyorum. Sizden tek dileğim şu: Öğrencilerinize insan olmayı öğretin. Çabalarınız bilgili canavarlar, yetenekli ruh hastaları ya da eğitilmiş Eichmannlar yaratmamalı. Okuma yazma, tarih, matematik, ancak öğrencilerimizin insan olmasını sağlarsa önem kazanırlar.”
Kim olursanız olun sonuç olarak eğitim gerekir ama doğru eğitim yani bize göre doğru = Sırat-ı Müstakim!