Bidat Ve Hurafeler

Talat ÖZYÜREK yazdı

12 Mart 2015 Perşembe 09:53

                                 

Hz. Peygamberin ölümünden sonra ortaya atılmış olan,  din ile alakalı olan ama aynı zamanda alakasız olan hurafeler, maalesef bugün yaşantımıza ve davranışlarımıza ziyadesiyle sirayet etmiştir…

Birçoğu şaman kültüründen, kalan gelenekler, dinin önüne geçmiş olan batıl inançlardır…

Örneklerle açıklık getirecek olursak;

-At nalı asılan eve yahut işyerine nazar isabet etmezmiş.(mübarek, bakınsana hayvanın ayağında bir değil dört tane var. Yük çekmekten başka yaptığı bir şey yok)

-Ayakkabı ters dönerse şeytan üzerinde namaz kılarmış.( Yav eğer şeytan namaz kılacaksa vallahi ben bütün ayakkabı, terlik artık ne varsa ters değil amuda kaldırırım)

-Biri yolculuğa ya da gurbete çıkarken, arkasından su döküldüğünde hem herhangi bir kazaya uğramayacağı hem de tez elden gidip geleceğine inanılar.

-Islık çalmanın cinleri toplayacağına inanılır.

-Otururken ayak sallamanın,  alacaklının kapıya geleceğine inanılır.

-Yeni doğan bebeğin,  kırkı çıkmadan, tırnakları kesilirse arsız yahut hırsız olacağına inanılır.

-Sanırım en yaygın olanı da bu olsa gerek, nazar boncuğunun, nazarı önlediğine inanılır…( Hz. Peygamberde nazardan ya da büyüden kurtulmak için gece yatmadan önce Felak ve Nas surelerini okur öyle uyurmuş)

-Fala baktırmak.(Yüce Kuranımız da Âlemlerin Rabbi demiyor mu? Fal okları şeytan işi birer pisliktir.)

-İşte kızının olsun oğlunun olsun kısmetini açtırmak için türbe türbe gezenler, üfürükçüye gidenler, nazar değmemesi için kurşun döktürenler, loğusa kadının kırkı çıkana kadar yalnız bırakmamak,  ölüm sonrası gerek yedi olsun gerek kırk ve elli iki yemeğinde hatim okutmak vs gibi ile çoğaltılabilecek onlarca örnek…

Yüce dinimizle, uzaktan yakından alakası olmayan, inanç ve adetlerin çok değişik şekillerini köy ve şehirlerimizde görmek mümkün buda Allah muhafaza dolaylı da olsa gönüllerde, tevhidden uzaklaşıp, insanı muhtemel şirk düşüncesine iter… Hem ALLAH bize yetmez mi? Ki gidip bir bilinmeze sarılırsınız… Yerin ve göklerin gaybını şüphesiz en iyi Allah bilir…

Belki özünde sıkıntı olmayan lakin her şeyden önce bilgisizliğe dayanan çaresizlik, zorda kalmışlık, sıkıntı, hastalık gibi parametrelerle örnekleyeceğimiz bidat ve hurafeler, artık sübliminal takıntı ve yaşam biçimi haline gelmiş durumda.

 Halkımızda, farza sarılıp sünneti terk etmişlik var. Nedenini sorduğumda ya ben farzı kılıyorum, sünnetle alakalı Kuran’da bir şey yok diyor… Bende diyorum ki ey mübarek, sen sünneti de kıl Âlemlerin Rabbi sana niye kıldın mı? Diyecek!

 Huşu içinde namazımızı kılamadığımız şu devirde,  beşeriz haliyle yanılgılarımız, hatalarımız, günahlarımız elbette olacaktır. Lakin aklımızı kullanır ve okursak hatalarımızı da yanlışlarımızı da minimize edebiliriz… Tek şart okumak ve Cenab-ı Allah’ın defaatle vurguladığı gibi aklımızı kullanmak.

Yaratılmışların en şereflisi olan insanlar, akıllarını gerektiği gibi kullanmadıklarında, yaratılmışların en sefil ve düşmeye en hazır namzedidirler… Elimizde bizi sürekli akla ve aklımızı kullanmaya davet eden bir Kitabımız varken onu bir kenara itmek hem Yüce Kitabımıza hem de aklımıza ihanet değil midir?

Bakın Rabbimiz ne diyor;

Şimdi Rabbinden sana indirilenin gerçekten hak olduğunu bilen bir kimse, kör olan bir kimse gibi olur mu? Fakat bunu ancak üstün akıllı ve temiz vicdanlı kimseler idrak ederler.(Rad_13)

Bu Kuran kendisiyle uyarılsınlar Allah’ın ancak bir tek ilah olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye insanlara gönderilmiş bir tebliğdir.(İbrahim-52)

Allah, pisliği aklını kullanmayanlar üzerine bırakır(Yunus-100)

Bidat ve hurafeler öğrenme/bilme gibi aktivitelerden bizleri uzaklaştırarak derin bir cehalete sürüklenmemize neden oldu. Cenab-ı Hakk’ın bizleri meleklerden dahi üstün tutmasının yegâne sebebi ilim ve akıl değil midir?

 

Ortalıkta,  yüzlerce, Binlerce uydurma, bidat ve hurafeliği savunan beşeri ütopik kaynaklar mevcut. Temel tek gaye ne? Tabi ki insanları Kurandan islamın özünden ve hedeflediği temel amaç olan barıştan uzaklaştırmak, yeryüzünün zulüm ve gözyaşına boğulmasına sebebiyet vermek.

Kendi noksan anlayışlarını din diye dayatan insanlar, yeryüzünde Allah’ın dininin değil kendi akıldan noksan fikirlerinin din olarak yayılmasına neden olmuşlar, buda dinimizde hizipçiliğe ve gruplaşmaya sebebiyet vermiş, yeryüzüde onlarca kez din ve mezhep savaşlarına sebep olmuştur… Ne diyelim senaristleri utansın… Âlemlerin Rabbi Ali İmran-103 demiyor mu? Hep birlikte Allah’ın ipine yapışın, fırkalara bölünüp parçalanmayın…

                                                                        Sevgi Saygı Ve Dua İle…

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.