CHP Milletvekili Aday Adayı Turgay Develi 32 yıldır emek verdiği partisine güveninin sonsuz olduğunu belirtti. Aday adaylığını açıklayarak ön seçime katılacağını duyuran Develi, " Adana'da ön seçim varken benim kontenjan aday olmam yıllarca savunduğum ilkelerimle ters düşmem demek olurdu" dedi.
"ÜYELERİMİZE GÜVENİYORUM"
Yaklaşan Milletvekilliği seçimleri nedeniyle görüştüğümüz Milletvekili aday adayı Turgay Develi 4 yıllık milletvekili sürecini ve bundan sonraki hedeflerini gazetemize anlattı. Kontenjan adaylığı için başvurmayarak büyük takdir toplayan Develi, partisinin üyelerine ve haklına sonsuz güvendiğini belirterek, "32 yıldır partinin üyesi, emekçiyim. Bu güne kadar ne ilkelerimden ne de duruşumdan vazgeçmedi. Halk beni tanıyor, bana güveniyor bunun karşılığını da seçimde alacağım" diye konuştu.
Turgay bey 4 yıllık bir milletvekilliği sürecini arkanızda bıraktınız. Bu süreçte neler yaptınız, neler değiştirdiniz?
Milletvekilliğimin ilk yılı Ankara'yı ve parlamentoyu tanımakla geçti. Profesyonel bir siyasetçi olmadığım ve siyasetin labirentlerinde işleyişin nasıl olduğunu bilmediğim ilk yıllarımı siyaseti anlamaya ve tanımaya çalışarak harcadım. Daha sonra gazeteci kökenli olduğum için devletin harcamalarının denetlendiği kamu iktisadi teşebbüsseler Komisyonunda yer aldım. Gazeteci olarak Adana'da zaten devletin iyi yönetilmediğini, yolsuzlukları, soygunları biliyorduk, yazıyorduk. Milletvekili olunca da parlamentoda gerçek raporları görerek aslında Türkiye'de aslında nasıl bir soygun olduğunu görmüş oldum. Benim milletvekilliği süresince ağırlık verdiğim neredeyse tüm yaşamımı odakladığım devletin kurumlarının nasıl soyulduğunu araştırmak, bulmak ve kamuoyuyla paylaşmak oldu. Buna çok örnek verebilirim. Halkbank'taki yolsuzlukların, madenlerdeki usulsüzlerin ortaya çıkarılmasını sağladım. Çok şükür ki bunların büyük bir bölümünü mecliste kamuoyuna duyurdum. Davalar açtık ve bunların takipçisi olarak paranın yerlerine koyulmasını sağladık.
Mecliste açıkladığınız bazı yolsuzluklar basında yeterince yer almadı sizce bunun nedeni nedir?
Bu aslında AK Parti iktidarının nasıl bir egomanya kurduğunun fotoğrafıdır. İstiyorlar ki yaptıkları ortaya çıkmasın, duyulmasın. Meclis televizyonu Ak Parti iktidara gelene kadar haftada 3 gün yayın yapan meclis televizyonu akşam 7'ye kadar yayın yapmaya başladı. Kendilerine yandaş bir medya kurdular Bizler mecliste konuşuyoruz belgeler yayınlıyoruz ama bir tanesi medyada, basında yer almıyor. Seçimlere yaklaşırken insanları daha fazla kandırabilmek için TRT ‘ye yerel radyolar kurdular eksiklerini de bu şekilde giderecekler. Televizyonları, radyoları, gazeteleri ele geçirdiler artık insanlar akşamları yolsuzlukları, soygunları izlemek dinlemek yerine başbakanın, cumhurbaşkanının açıklamalarını dinlemek zorunda kalıyor. Gerçekler elbet gün yüzüne çıkacaktır. Rahmetli Erdal İnönü hep söyledi gerçekler elbet gün yüzüne çıkar. Gerçekler sosyal medyadan, ulusal ve yerel gazetelerden bir şekilde halka ulaşacak. Gerçek gündem gün yüzüne çıkacak gerçekleri halktan saklayamayacaklar.
Kontenjan adaylığı yerine önseçime katılmayı tercih ettiniz, neden?
Ben Eylül darbesinden sonra 1983'te siyasi partiler yeniden açıldığında SODEP'e üye oldum o günden beridir de örgütün içindeyim. Delegelik yaptık, yönetimde görev aldım. Ben partisine inanan, halka inanan bir siyasetçiyim. Dolayısıyla Adana'da önseçim varsa benim kontenjan adaylık için başvurmam hayat boyunca savunduğum ilkelerime aykırı olacaktı. Ben üyelerime, partime, haklıma güvenmeyeceksem kime güveneceğim.
Önseçimden beklentiniz nedir?
Ben kazanmak istiyorum, buna da inanıyorum. Diğer arkadaşlarımın da aynı iddia ve temellide olduğunu biliyorum. Benim Adanalılara, partililere kendimi anlatmama gerek yok. Ben 30 yıl Adana'da gazetecilik yaptım, muhabirlik yaptım, televizyonlara çıktım. Dün doğru dediğime bugün yanlış demedim. Dün hata yaptıysam bu hatadan dönerim ama yolumdan asla dönmem. Diğer arkadaşlarımın tabi ki bu yolda yolları açık olsun ama ben 4 yıl milletvekilliğim boyunca halkıma, milletime hizmet ettiğimi düşünüyorum. Bir CHP'li olarak onurumla, kişiliğimle saygın bir yer edindiğimi düşünüyorum. Eğer onlar beni yeterli buluyorlarsa yeniden bu görevi bana versinler. Ben milletvekili olmasam da olur ama asla inandığım değerlerden şaşmam. Seçimi kazansam da kazanmasam da partim için çalışmaya devam edeceğim. Bizim partimizde kimin milletvekili olduğu önemli değil önemli olan partimizin iktidara gelmesidir.
Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu "Yüzde 35 oy ile iktidara geleceğiz" dedi. Bunu nasıl yorumluyorsunuz?
Yüzde 35 iktidar için yeterli ama ben daha fazlasını alacağımıza inanıyorum. Bu ülkede nüfusun yüzde 4'lük kesimi milli gelirin yüzde 48'lik bölümünü alıyor. Gelir dağılımı uçurumu çok büyük. Emekli geçinemiyor, milyonlarca insan taşeron güvencesiz yaşıyor, küçük çiftçinin elinden toprağı alınıyor, esnaf kepenk kapatıyor. Türkiye'de bir çaresizlik fotoğrafı var. Bu fotoğraf ancak CHP'nin iktidarıyla renklenir. Bu kadar umutsuzluğun olduğu bir ülkede CHP'nin iktidar olması şart...
Son olarak ne söylemek istersiniz?
İlginiz için teşekkür ederim. 21 Mart'taki ön seçimde tüm üyelerimizin görevlerini getirerek oy kullanmasını istiyorum. Doğru bildikleri kişilere oy vererek haklarını kullansınlar.
Röportaj: BAŞAK ORDU