Eskiden insanlar ;inançsız terörden korkardı...Şimdi inançlı terörden...

Kadir Şinasi yazdı

16 Mart 2015 Pazartesi 08:15

 

 

       Bütün yönetim şekillerinde; suç ve karşılığı ceza ve bunun yanısıra ,toplumsal kurallara uyma ,şeklinde iki asıl uygulamadan söz edilebilir.

         Asıl sorun yönetimlerin kalıcı huzuru ve barışı sağlayabilmeleri için,bu iki uygulamanın nereden köken aldığı , kökenin  halk tarafından benimsenip  benimsenmediği  en önemli parametredir.

          Suç kabul edilen olgular ,toplumun ahlaki,dini ve toplumun evrensel kurallarından köken alır.bu kökenleri ne kadar  geniş katılımı düşünerek yaparsanız,o kadar büyük devlet olur,demokrasi çıtasını ,o kadar yükseğe taşırsınız. Yok benim olsun küçük olsun derseniz,sonu diktatörlükle sonlanan yola girmişsiniz demektir.

           Bizde sıkılınca kabile devletimiyiz denir,oysa kabileler birleşerek aşiretleri oluşturur.Aşiretlerinde kendine özgü kuralları vardır.Bireyler  buna uymak zorundadır.En küçük birimde bile ,kuralsızlık  olmaz. Bu kuralları bıreylerin kendileri değil,toplumun ortak menfaatleri belirlenerek ,bunu bütün paydaşlara sahiplendirerek, hayata geçirilir.İngilterede ,yazılı anayasanın olmaması(içtihadlar birleşerek anayasayı oluşturmuştur)bunu en güzel örneğidir.

           Toplumumzun artı boş vaadlere inanmıyor.Yapılan yardımları bu çerçeveye oturtmak gerekir .Eliyle dokunabildiği,acil ihtiyacına cevab verebilecek ,yardımlar  toplumda daha  kolay karşılığını buluyor(Kömür v.b).Bu toplumda her  zaman beklenti oluşturur,sadaka kabul eden bir toplum oluruz.Sadaka alma zaten (öncesi olan bir durumdur)toplumun butün katmanlarına ,sinmiş durumdadır.Nasıl başımız bir şeylere sıkışınca ,sadaka vermeyi uygun bir davranışsa,aynı şekildekabul etmekte aynı duygularala mümkün olabilyor.Oysa; aç birini doyurmak,giydirmek,sağlık sorunlarını çözmek bireylerin ,sorunu değil ,sosyal devlette anayasal bir haktır.Siz bunu yapamyorsanız sosyal devlet tanımından uzaktasınızdır.

         sosyal devletten uzaklaşan devlette yetişen bireydeki değişiklik ise ,kendi yeteneklerinin  ve özeliklerinin farkına varmadan ,yetiştiği için ,kendini ifade etmede büyük sorun yaşar. Kendini ifade etmek içinse ,çeşitli kalın çizgili,keskin enstrumanalara ihtiyaç duyar.Bunu en güzel ve sorgusuz insanları ikna edebileceği ,olgular üzerinden yapar. Bu olgular ; ırk ,din,aşiret yapılanması v.b ogulardır. Bunların hiç biri kişinin kendi tercihi ile ilgili durum değildir.Kişilğinin oluştuğu sosyal boyuttla direk ilgili bir hadisedir.Bu ayrım noktalarını örgütlemek çok kolay ve yabancı  güçlerin bütün dünya üzerinde oynayabileceği  kolay bir oyundur.Kuralıda ,kendi başına koyabilecekleri ve bunu taraftarı çok kolay bulabilecekleri,korku cezalı,dezenfermosyana açık din olgusu üzerinden yaparlar.

Terör mantığı; böyle bir sürecin ürünüdür,bütün dinler insanlığın yaşamını kutsal saydıkları halde(Allahın verdiği canı,allah alır) ama gelinen noktada insanlara ,topluma ve devletlere korku salan inançlı bir terör mantığı oluşmuş durumundadır.

Bu terör mantığını ;inançlı ,inançsız diye ayırmamın temel nedeni ,terör olgularını beslenebilecekleri kaynaklardan, sadece birine dikkat  çekmem amacı ile değinilmiştir.Oysa ;birde günümüzde devlet terörü diye yaygın uygulanan ,devletlerin orantısız güç kullanarak uyguladıkları,şiddet var ki..Akıllara zarar..  

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.