Zalimdir aşk dayanamazsın zulmüne..
Bir kere aşık olmaya gör ki anla dünya kaç bucak, yok olsun tabuların, kaybolsun kırmızı çizgilerin her zaman ki sen yok artık, onu gördüğün vakit tuhaf karakterlere bürün, belirsizliktir zaten aşk! Varlığından bir haber olduğun önemseme duygusunu, üzerine titrediğin o kişide keşfedeceksin! Aşk bazen kitli kapılar ardında gizli kalmış sevginin anahtarı olacak ve açıp içeriği girdiğinde efsun saracak dört bir yanını! Saptanamayan bir saplantı halini alması ise en vahim durum şifasında zorlanılan polikistik sendorumu gibi.. Belkide günümüzdekiyle eşdeğer gayri sahih isteklere, seviyeli bir başlangıç olacak bu serüven. Çok garip değil midir? Kötülüklerin, iyiliklerle başlaması..
Duygu harmonisi sanatıdır aşk, sanatçılarını featlerde buluşturur.. Hayatını serseri bir yaşam tarzı ile birleştirip, şiddetle tanışınca, memnun olmayan kadın narinliğinde ki sesin, oktavının değeri olmadığından harmoninin dışında kalıyor bu spesifik olay. Çürük conta gibidir kucakların efendileri, her zaman su kaçırdıklarını göreceksin, gerçek aşkın işçiliğinde ise usta eli vardır hep!
Mükemmelliyetçilik eşittir aşk! Aslında en zor durumlardan biriside bu! Eksikleri ,hataları, kabul etmediği gibi kabul etme diye diretecektir! Oysa biz insanlar, aşkı bulsak dahi mükemmele teleskopla bakarız ancak. Yani aşk istediği kadar diretse de boş, eksikler hatalar hep olacak,sürekli olacak..
Fuzuli gibi düşündürecek bazen;
-Sevmek mi daha güzeldir sevilmek mi?
-Sevmek.. diyeceksin,
Çünkü sevildiğinden hiç bir zaman emin olamazsın.. Cevabını bulacaksın!
Sineye çektiklerin de işe yaramayacak ya, yine de kalsın orada! Ne o sende istediklerini buldu, ne de sen onda! İşte anlaşmazlık burada başlamış yetinememe duygusu.. Aşkın derin sularında infilak oldu sevginiz.. Yenik düştü. Akıntıya kapıldınız, boğuldunuz, şimdi ikinizde kayıp, belki de dalga geçtiğiniz balıklara yem oldunuz!
Demiştim: Zalimdir aşk dayanamazsın zulmüne..
-Hakkı kaldı aşkın ve bizden geçti,
KUSURA BAKMA AŞK..