Sedat Memili Melih Baki ile söyleşi yaptı

BİLİMSEL KAVGANIN DON KİŞOT’U: MELİH BAKİ

09 Nisan 2015 Perşembe 06:56

ETKİNLİK KİRLİLİĞİ YAŞIYORUZ…

 

Dağlar, İnsanlarıma Ağlıyor…

Depremler konusunda en radikal çıkışlar da o gelir akla… Konferanslar da birçok bilim insanının bilip de söylemediğini dillendiren varsa herkes bilir ki o Melih Baki’dir. Kral Çıplaktır diye bağıran, yeraltı suları ile ilgili Adana’yı uyaran, bölgedeki toprak yapısının ruhunu bilen, Su, Toprak ve Aile yasaları ile yaptığı çıkışlarla gündeme gelen… Madenlerin korunması konusunda Don Kişotvari olarak savaşını devlerle yapan Melih Baki ile konuştuk.

TMMOB’a bağlı Jeofizik Mühendisler Odası Adana Şube Başkanı.

“Buyu ab, odamızda bir çay içelim” dedi. Ben de “Tamam çay içelim ama Atatürk parkı’nda dedim. Baharın uyanışının ve Portakal Çiçeklerinin kokusu ierisinde parkta buluştuk. Zihnimde onun “Dağlar da Ağlar” adlı şiirinden bir dize.

 

“Sıra sıra dağlar / Uzanmış… / Bulutların altında  sessizce ağlar / Belli ki. bugün 
Bu görkemli sarayda / Matem var.
Şimşekler çakıyor.! 
Bulutlar çığlık çığlığa… 

“Sevgili kardeşim, Gerçekten dağlar ağlar mı?” diye sormuştum. 

Dağlar insan gibidir, hatta kimse alınmasın insandan daha duygulu ve duyarlıdır. Dağların döktüğü gözyaşlarını hiçbir insan dökememiştir, dağların sevincini hiçbir insan duyamamıştır.

Dağların gözyaşları nehir, sevinçleri esinti, kızgınlığı yıkım olmuştur. Bir de soluk alışları var. Yıldızları seyrederken, kulağınızı dağların sıcak toprağına dayadığınızda bir anne şefkati ile söylediği şarkının ve ninninin ezgilerini duyarsınız…”

Gerçekten de Niğde’nin Çamardı İlçesi’ne giderken Kamışlı Mevkii’nde bir çalışmasına davet etmişti beni. Ortaya kurduğu makineler ve sağlı sollu 5’er mt aralıklarla çaktığı metal kazıklara bağlı kablolar… Kabloların söylediği verileri bilgisayara yükledi… Bu çalışma esnasında dağlarla öylesine bütünleşiyorsunuz ki, gerçekten de soluk alıp verdiğini hissediyorsunuz. Sonra bu verilerin görüntüsünü gösterdi. Üzerine bastığımız toprağın bu kadar muhteşem olduğunu hayal bile edemezdim.

Ben Baki’ye sormaya devam ediyorum.

“Neden dağları ağlattın sevgili kardeşim…”

“Dağları ben ağlatmıyorum. Şimdi dağlarım ağlıyor. Dağlarım, kalbinde saklamış olduğu madenlerin, kendi halkına gitmeyişine ağlıyor. Yeni SU Yasası, TOPRAK yasası ve AİLE yasasından haberi olmayan insanımız için ağlıyor.

Madenlerin nasıl talan edildiğini gördüğü için ağlıyor; oyulan barından söküp alınan milli servetin nerelere gittiğini bildiği ama halkın da bilmediği için ağlıyor…”

“Sayın Baki, unutmayalım. Maden, Su, Toprak ve Aile Yasası için kamuoyunu aydınlatmaya birlikte söz verelim. Hepsi değerli bir konu… Ayrı ayrı işleyeceğiz. Sözümüz olsun.  Bu günkü konumuz “etkinlikler” demiştiniz. Etkinliklerin ne kadar güzel olduğunu mu söyleyeceksin…”

Melih Baki burada kahkaha ile gülüyor. “Ne güzeli abi. Neresi güzel…” diye başladı ve öylesine coşkulu konuşmaya başladı ki, sözünü kesmemeye özen gösterdim.

TALİMAT VERDİM ETKİNLİKLER ARAŞTIRILACAK

 “Bu güne kadar binlerce, milletvekili, belediye başkanı, meclis üyeleri seçtik. Yaşayan nüfusumuzun hemEn hemen yarısı bir şekilde yönetici; Apartman yöneticiliğinden tutun da muhtarlığa, ihtiyar heyeti,  sivil toplum kuruluşları başkanlığı…”

“Sen de dahil misin?”

“Evet ben de dahil olmak üzere, başkanlık, yönetim kurulu üyelikleri vs… vs…  seçtik. Türkiye genelinde belki milyonlarla ifade edilen rakamlarla yönetici seçtik başımıza… Bu nasıl demokrasiymiş ki, hala aynı konuları çözmek için seçimlere girmeye devam ediyoruz.

Bu seçtiklerimizde sorunları çözme vaadiyle göreve gelmişti; elli yıl önce de bu böyleydi şimdi de böyle. Çalışma arkadaşlarıma talimat verdim. Şimdi etkinlikler araştırılıyor. Sonucunu kamuoyu ile paylaşacağım.

HANGİ ETKİNLİK NEYİ ÇÖZMÜŞ?

Allah aşkına söyleyin neyi çözmüşüz? Ben binlerce kez tarım konusunda etkinlik yapıldığını hatırlıyorum. Özellikle bölgemizde olanlara da davetliyim. Tarımla ilgili bu kadar etkinlik yapıldı da üretimimiz mi arttı?

Ahlaklı toplum yaratma etkinliklerimiz arttıkça, söylemek istemiyorum ama… Yine de söylemeyeceğim… Toplumun ahlaki dokusu bozuldu.

Ya eğitim, ya sanayi… Söyleyin söyleyin aklınıza daha ne geliyorsa.

Kültürel etkinliklere bakın, sayısını bilemezsiniz. Ama uluslararası düzeyde yayınlanmış makale sayımız veya alınan patentlere bakın. Dağ fare doğuruyor… Sedat Abi yazılarını takip ediyorum, sen sık sık Türkiye’nin sivil toplum örgütü mezarlığına dönüştüğünü yazıyor söylüyorsun. Evet Türkiye’yi mezarlığa döndüren bu sivil toplum örgütlerinin yaptığı etkinliklere bakıyorum da inanamıyor ve bir anlam veremiyorum.

İmar, kentleşme, sosyal yaşam konusunda bunca etkinlik yapılıyor. Ne oldu?

Gecekondulaşma mı bitti?

Kaçak yapılaşma sona mı erdi?

Plansız kentleşmenin köküne kibrit suyu mu sıkıldı? Ne oldu? Sorunlar mı çözüldü?

Ayıptır, yazıktır, günahtır.

Ben şimdi bakıyorum da ya bu etkinliklerin konusu yanlış veya bütün bu etkinliklerin hepsi gereksiz.

Bakın, tanıtım ve bilimsel toplantıları ve ürün fuarlarını bu iddialarımın dışında tutuyorum…”

Rastlantı bu ya cebimde Seyhan Belediyesi’nin Mart Ayı etkinliklerini gösteren mini bir kitapçığı vardı. Açtım onu gösterdim. “Biliyorum bunu. Bunun gibi daha neler. Hele belediyelerin yaptığı etkinlikler… Dilim varmıyor.

Ne oldu bu etkinliklerin sonunda, mutlu bir toplum mu oluştu?

İşsizlik, boşanma, intiharlar mı azaldı?

İnsanların sorunları çözüldü de güvenli ve geleceklerinden emin oldukları bir toplumda yaşama inançları mı arttı?

Bakın, oturun dünya uygarlık tarihini inceleyin. Yıkılan devletler neden yıkıldı, yıkılmayan devletler neden yıkılmadı? Gerçekte bunun ders kitabı olarak okutulması gerek. Filanca medeniyet ne oldu da ayakta kaldı? Ya da falanca uygarlık neden dünya tarihinden silindi? Bazı kentler neden gittikçe gelişmekte ve bazı kentler neden gittikçe ölmektedir.

Ülkeler hangi değerlerinden vaz geçtiler de onları var eden temeller yıkıldı? Neler oldu da bazıları gelişti. Bir çok ülkede bu konular ders kitabı olarak okutulmaktadır.

Bence bir çok konuda amacına ulaşmayan, hiçbir işe yaramayan ve sadece bazı çevrelerin tatmin duygusunu gidermeye yönelik bu etkinlikler kaldırılmalı veya bilimsel sonuçları incelenmelidir.

Örneğin, devlet bütçesinden veya her neyse meslek örgütü veya sivil toplum kuruluşu bütçesinden yapılan bir etkinlikten sonra neden bunun topluma yansımaları incelenmiyor, denetlenmiyor?

Madem bir etkinlik yapılmış. Neden bu etkinliğin getirisi veya götürüsü incelenmiyor.

Ve son olarak, bu çığ gibi büyüyen etkinlikler, milletvekillilerini etkilemiş de partiler politikalarını mı değiştirmişler?”

Sayın Baki anlattı da anlattı. İtiraf ediyorum; çoğuna katıldım.Ağla Yüreğim adlı şiirinden bir dize daha geldi aklıma,’ Bunca yıldız varken / Gece neden karanlık?’ diyorsunuz. Bu konuyla bağlantısı var mı?”

Karşılıklı gülüştük. “Abi, nereden geldi bu aklına. Bağlantısı var diyelim. Her etkinliği bir yıldız sayalım. Neden daha aydınlanmadık? Benzetebiliriz. Neden olmasın?”

Baki ile sohbet etmek çok keyifli. Her cümlesi, bilim adına, insanlık adına ayrı bir pencere açar. Kullandığı boş bir cümleye rastlamadım.

Ama okuyucularım adına elim yakasında.

Su, Toprak, Maden ve Aile yasaları ile ilgili bilgilerini aktaracak ve sizlerle paylaşacağım.

Kaçış yok.

“Hayır hayır, hiç kaçmadım. Evimden çok adliyeye gittim.

Sayın Baki, yeryüzünde bulunan her nesnenin bir dili olduğuna inanırım. Onlar, insanlar gibi dilleriyle konuşmaz, kulaklarıyla duymaz. Doğanın kendine özgü bir dili ve anlayış ve anlatış biçimi vardır. İnsanlık henüz bu dili anlamanın cenin dönemindedir diye düşünürüm. Yasalar için de öyledir..”

“Yasalar bir dildir zaten, hem şefkatli hem de keskin…”

“Bir dakika başkan, bunları önümüzdeki günlerde konuşalım.”

“Tamam Adana Medya Gazetesi’ne teşekkür ediyorum.”

Devamı var…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.