İnsanlaşma sürecinin çoban ateşleri

Sedat Memili ile söyleşi..

13 Nisan 2015 Pazartesi 03:05

 

İNSANLAŞMA SÜRECİNİN ÇOBAN ATEŞLERİ

TÜRK KADINLAR BİRLİĞİ

 

“Çocuk ile Gelin Aynı Tümcede Kullanmak Bile Mümkün Değildir.

 

1930 yılında bir şiir kitabı yayınlanır. Adı: Gayya. O yıllarda kadın ve çocukların sorunlarını yalın dille anlatan şiirler yayınlanır. “Gayya” adlı şiirde bir dörtlük;

Dadıdan dinleyerek, hocadan işiterek / Çocukken rüyamıza giren Gayya Kuyusu

Tıpkı böyle karanlık, derin bir cehennemdir / İçinde ne hava var, ne güneş var, ne de su…

Ayrıca, “Duymayan kadına” adlı şiirinden bir dörtlük,

“Yükselme gururunla, indir başını yere;

Tahammülüm yok artık çiçeklere, tüllere…

Köşede kar içinde can veren çocuklar var…”

 

Bu dizeler, aydınlık cumhuriyetin ilk kadın şairlerinden Şukufe Nihal’e ait. Örgütlü insandı. Hemen Cumhuriyet’ten bir yıl sonra, Nezihe Muhittin, Latife Bekir ve Sabiha Zekeriye Sertel’in aralarında bulunduğu öncüler tarafından kurulan Türk Kadınlar Birliği’nin Aktif bir üyesi idi Şukufe Nihal.

Tarihi başarı öyküleriyle bezenmiş Türk Kadınlar Birliği’nin Adana Şubesi Başkanı Ayşe Birkölge ile görüştük. Yönetim Kurulu , Dudud Nermin, Hatice Deniz, Tanseli Ersoy, Ayşe Birol, Canan Gürbüz, Zübeyde İspir’den oluşan Yönetim Kurulu ile harıl harıl bir çalışma içindeydiler.

“Başkanım etkinliklerinizi izlemeye çalışıyorum. Ama sizden duymak ve kamuoyu ile paylaşmak istiyorum. Önce şu çocuk gelinler?”

“Biz çocuk gelinler sorununun çözümü için bir çok proje ürettik. Ancak şu özellikle bilinmeli, “Çocuk ile Gelin”in aynı cümle içinde kullanılması sizi rahatsız etmiyor mu? Öncelikle çocuk ile gelinin aynı kavram içinde anılması hem hukuka hem insanlığa hem de insanın varlık nedenine aykırıdır. Çok, ama çok rahatsız edici.”

 

“KIZ ÇOCUKLARI DA ÇOCUKTUR GÜVENLE YAŞATALIM”

 

“Önümüzdeki günlerde (Bugün 13 Nisan 2015) Kuruluşumuzun 91 yıldönümü etkinlikleri yapacağız ve “Kız Çocuklar da Çocuktur Güvenle Yaşatalım” projemizi daha etkin olarak yaşama geçireceğiz.”

“Proje yerel mi?

“Evet yerel ancak, Birliğimizin Genel Merkezi’nin desteği ile yürüteceğiz.”

“Bu proje hangi sorunun karşılığı?”

Somut olarak şu; toplumumuzda kız çocukları erken evlendiriliyor. Böylelikle eğitimler de sona eriyor ve gelecekleri de olumsuz yönde etkileniyor. Bu kararın; yoksulluk, dini inanış, yıkıcı geleneklerin sürdürülmesi gibi bir çok nedeni olabilir. Erken evlilikler özellikle Adana ve çevresinde önemli bir sorun olarak durmaktadır.

Erken evlenen kız çocuğu, eğitimine devam edemiyor, meslek edinme şansını kaybediyor, ekonomik olarak bağımlı hale geliyor. Bu zincir, başta sağlık hizmeti olmak üzere tüm kamu hizmetlerinden yoksun kalma, ev içi şiddete maruz kalma, erken gebelik benzeri bir çok sorunla devam etmektedir”

“Sorunun fotoğrafı ortaya çıktı. Kimlerce çözeceğiz bu sorunu?”

“Hedef kitlemizi belirledik. Erken evliliklerin sosyal, ekonomik, fiziksel ve ruhsal sakıncaları anlatılarak farkındalık yaratmak ve erken evliliklerle mücadele etmek için kamu kurumlarıyla, okullarla ve yerel yönetimlerle ilişkilerimizi güçlendirmektir.

Pilot olarak Adana’da 10-18 yaş arası 50 kız çocuğu ve 30 ailedir. Sevgi evleri yöneticileri, okul müdürleri ve rehber öğretmenler, sağlık ocakları, doktorlar, muhtarlıklar, Seyhan Belediyesi, Çukurova Üniversitesi İletişim fakültesi, kaymakamlık, Valilik, Adana Barosu Kadın Hakları Komisyonu, Aile ve Sosyal Politikalar bakanlığı İl Müdürleri projenin ortağıdır.”

“Tamam, ne yapacağız?”

Öncelikle projede aktif görev alacak Türk Kadınlar Birliği üyelerinin eğitimi konusunu ele alacağız. Proje ekibinin toplumsal cinsiyet farkındalığı güçlendirilecek, ayrıca, savunuculuk, iletişim, ortak dil yaratma gibi konularda daha güçlü bir ekip oluşturulacaktır.

 

Kaymakamlıklar, Valilik, Büyükşehir Belediyesi gibi önder ve yönetici kurumlarla görüşülüp proje tanıtılacak. Projenin hedefleri ve faaliyetleri anlatılacak, projenin uygulanması aşamasında gerekli izinler alınacak ve gerektiğinde bu kurumların desteği talep edilecektir.

Bu aşamada Seyhan belediyesi SEYMER kapsamında projemizi desteklemektedir. Kendilerine teşekkür ediyorum. Diğer kurumlarla görüşmelerimiz sürmektedir.

Faaliyetlerimiz arasında muhtarlıkla görüşmeler önemli yer tutmaktadır. Muhtarlar bölgelerindeki dezavantajlı aileleri bilmektedirler.

Biliyorsunuz “Sevgi evleri” toplumda çocuklarla ilgili çözüm birimleri olarak oluşturulmuştur. Sevgi Evleri yöneticileri ile görüşerek kız çocuklarına verilecek eğitim ve yapılacak etkinlikler planlanacaktır.

Bu konuda afiş, malzeme, infografik, broşür gibi basılı malzemeler hazırlanacaktır. Genel Merkezimiz bu konuda gerekli destekleri vermektedir.

Projelerimizi tanıtmak ve faaliyetlerimizi duyurmak, erken ve zorla evliliklerle mücadele yapmamız gerektiğini ve bu bilinci Adana’nın gündemine taşımak amacıyla basın toplantıları düzenlemek faaliyetlerimiz arasındadır.

Mahalle Toplantıları yapmanın proje amaçlarına büyük katkılar sağlayacağını düşünmekteyiz. Hatta toplantıların verimliliği açısından muhtarlarımızın belirlediği aileler ve çocuklar ile görüşürken gerekirse doktor ve hukukçu eşliğinde ziyaretlerde bulunmayı planlamaktayız. Yine konusunda uzman olan kişiler önderliğinde ‘Aile içi iletişim’, ‘ergen iletişimi’, ‘erken ve zorla evliliklerle mücadele’ konulu toplantılar yapılacaktır.”

Dezavantajlı kişi ve gruplara birebir ulaşma amacında olduğumuz için, Sevgi Evleri’nde bulunan Kız Çocukları ile toplantılar yapmayı planlamaktayız.

GELİNLİK VE TÜLLER İLE ÇOCUKLUĞU ÖLDÜRÜLEN KIZLAR…

Sayın Birkölge’nin anlattıklarını dinlerken, Anı Sandığımda tanık olduğum onlarca aile dramı zihnimden geçti. Gözümün önünde gerçekleşen ve engel olamadığım, sevinç cinayetleri işleniyordu. İnsanlarımızın bir çoğu “neyi ne uğruna feda ettiğinin” bilincinde olmadan güzelim yaşantılarını acı denizine çeviriyorlardı. Aile yakınınızda dahi olsa; görüyor ve engel olamıyorsunuz. Cinayet sadece insanların öldürülmesi değil; Sevincin öldürülmesi, mutlulukların katledilmesi, geleceğin yok edilmesi, huzurun hançerlenmesi, göz parıltısının yok edilmesi… Hepsi, ama hepsi birer cinayettir.

Ayşe Birkölge’nin kaptanlığında Türk kadınlar Birliği Adana Şube yöneticilerinin insanlaşma sürecindeki bu cinayetleri önleme yönündeki kararlılıklarını ve içtenliklerini gördüm. Onları yalnız ve desteksiz bırakmak, bu cinayetlere bilmeden, farkında olmadan göz yummaktır.

Burada bana  söylenip de konu etmediğim bu çalışmaya ait bütçeyi de gördüm ve kendi kendime utandım. Bu denli dar bir bütçe ile bu devasa sorunla mücadele eden “İnsanlaşma Sürecinin Puduhepa’ları” maalesef kişisel özverileri ve güçleri ile sahadalar.

Bakın şimdi bu toplumun önderleri! (Zeydan Karalar bakmasa da olur çünkü o SEYMER’lerin kapısını böyle bir etkinliğe açmış durumdadır.)

Sayın Birkölge ne diyor: “Kız çocukları ve aileler yanında Adana halkı da proje faaliyetleri sayesinde bu konuda bilgi edinecektir. Broşürlerimiz ve infografiklerimiz kamusal mekanlarda erişilebilir olacağı için yönlendirici etkide etkide bulunacaktır. Erken ve zorla evlilikler Adana kamuoyunun gündemine girmiş olacak ve kamu kurumları ve yerel yönetimler bu konuda çalışma yapma gereği hissedecektir; bu ayrıca projemizin beklenen sonucudur.”

Sayın Birkölge ve Yönetim Kurulu Üyeleri, saygın, mütevazılar. Destek için kamuoyuna çağrı dahi yapmıyorlar.

Ben haddimi aşarak bu çağrıyı yapıyorum; derler ya “söz uçar yazı kalır”, kurumların yaptıkları bir çok etkinliğe bakıyorum, boş, bu günlük ve yerel. Ancak, Kız Çocukları da Çocuktur Onları Güvenle Yaşatalım” projesi, insanlaşma sürecine bir hizmettin, karşılığı vardır ve evrenseldir. ‘Toplumsal huzur’ ve ‘Toplumsal huzursuzluk’ Veba mikrobundan daha hızlı yayılır. Huzur eken huzur biçer…

Şukufe Nihal eğer bu dönem yaşasaydı, Şiirinin adını “Duymayanlara” diye koyar ve dizeyi şöyle değiştirirdi. 

“Yükselme gururunla, indir başını yere;

Tahammülüm yok artık çiçeklere, tüllere…

Her köşede tüller ve gelinliklerle

Çocukluğu öldürülen kızlar var…”

Kim bilir, hangi zaman ve hangi yerde, bilmediğimiz bir ailenin, adını bilmediğimiz bir çocuğu, erken evlilik ile ölmeden ölüme gönderilmektedir. O da kendisine yardım edecek olan “Sen’in” adını bilmiyor. Türk Kadınlar Birliği “O’nun ile Sen’in”  arasızda bir köprüdür.

Sayın Birkölge’nin söylediği daha çok şey var. Artık gelecek sefere.

“Sizin şahsınızda Adana Medya Gazetesi’ne teşekkür ediyorum” dedi, biz de bu projeye hayat verdiğiniz için toplum adına kendisine teşekkür ettik.

 

 

 

 

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 10.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.