Ülkesine, Partisine, Liderine, Kentine ve Kendine Karşı görevini yaptığına inanan huzurlu bir adam portresi ile tanıştır. AK Parti Çukurova İlçe Başkanı AV. Ramazan Çırak
Askerliğimi 12 Eylül Döneminde Denizli’de yaptım. Üstelik yakalanarak gönderildim, hem devre kaybı hem de sakıncalı idim.
Şubemden gelen dosya neredeyse benden ağırdı. Dosyanın üzerinde kırmızı bir şerit ve kırmızı renkler ve kocaman harflerle “Gizlilik derecesi yüksek yerlerde çalışamaz…”
Kendi kendime “mahvoldum” diye düşündüm. Çünkü vücut olarak sağlıklı değildim ve yaş dayanmış otuza yirmi yaşındaki gençlerle eğitim alanında koşturamazdım.
Bani önce karargahta görevlendirdiler sonra da Tugay’ın beyni sayılan bir birimde. (Sonradan Öğreniyorum) Bu birim öyle bir birim ki ki özel izni olmayan albaylar dahi değil birime girmek kapısının önünden bile geçemezdi. Ben, onbaşı rütbesi verilmiş, tehlikeli, sakıncalı ve azılı, taşralı bu gariban o birimde görevliyim.
Şaştım kaldım. Resmen o zaman adını bilemediğim bir kozmik oda.
Doğup yaşadığım mahalle Akkapı nere Denizli’de bir Tugay’ın karargahındaki dosyalar nere… Sokak sokak ev ev mahalle krokisi dosyalardaydı ve doğru ve günceldi. Sadece Adana değil birçok bölge vardı.
Benim görevim ise... Devamını söylememi mi bekliyorsunuz. Gizli dedik ya boşuna beklemeyin.
Benim gibi dosyası kırmızılarla yazılmış ve tehlikeli denilen bir adamın burada görevlendirilmesi beni içinden çıkamadığım bir çelişkiye sürüklemişti.
Dikkat, Başçavuşa sormaya cesaret edemediğim için bir Kurmay Albay’a sormuştum.
“Komutanım, benim durumum belli. Neden gizlilik derecesi yüksek olan bir yerde görev veriyorsunuz…”
“Ulan oğlum” dedi “Sen askeri teşkilatı ve örgütlenmeyi ne zannediyorsun. Başkaldıran adam zeki adamdır. Çizgi dışı olan başarılıdır. Risk alan akranlarından ileridir. İtaat edeni sever ve itaatin sürekli olması için akıllı adamların aklına ve disiplinine ihtiyacımız vardır. Hadi hadi işine bak.”
Elbette işimize baktık, kazasız belasız bir hayata yetecek kadar dolu anılarla askerliği bitirdik.
Yıllar Sonra…
AK Parti Çukurova İlçe Başkanı Avukat Ramazan Çırak ile tanışmak ve sohbet etmek üzere sözleştik. Ben İlçe Binasına gidecektim. Şahsına ve yaşam ilkelerine çok değer verdiğim Sayın Abdullah Doğru’yu İl Binasında ziyaret ettiğim zamandan beri hiçbir AK Parti binasına girmemiştim.
Kurnazım ya… Erken gidip görüşme saatine kadar ortalığı bir gözleyeyim dedim. Başkan yokken İlçe Binası nasıldır, kahve midir? Parti midir? Laklaka alanı mıdır? Dedikodu mekânı mıdır? Hayat var mı? İkram edecekleri çay kahve var mı? Partiden geçinenler var mıdır?
Tıngır mıngır ve sallana sallana Turgut Özal Bulvarı, Gündoğdu Okulları’nın karşısındaki binanın birinci katına çıktım.
Tertemiz pırıl pırıl merdivenler… Binanın birinci katı ancak ana binanın girişinden bağımsız. Gelen gidenler binaya rahatsızlık verecek şekilde değil. (Zaten günde kaç kişi gelir gider ki? Merdivenleri çıkarken ki fikrim.)
Pırıl pırıl bürolar topluluğu ile karşılaştım. Hareket halinde birkaç kişi vardı. Odalar genelde boştu. Tam öğle saati idi. Belki de namaz saati. Bilmiyorum. Ancak her odanın yoğun olarak kullanıldığı belli idi. Girişte olan bekleme yerine geçip oturdum. Baktım hemen çayım geldi. Öylesine rahat girdim ki; ceketimi çıkardım, koltuğun birine attım, yanındaki koltuğa peşin satan gibi oturdum ve yanımda taşıdığım Zamir Arıkoğlu’nun hatıralarını okumaya başladım.
Çevremi gözleyeceğim diye okuduklarım kafama girmedi.
İkinci çayım da geldiği zaman kapıları açık bürolar dolmaya ve etraf insan kaynamaya başladı. Elinde evraklar ile dolaşan kişiler, dosyalar koltuğunun altında olan gençler sanki bir İlçe Başkanlığı binası değil bir holdingin yönetim binasıydı. En son böyle bir yoğunluğu yıllar önce Erdoğan Demirören’in (Yıldırım Demirören’in Babası) ziyaretinde görmüştüm.
Kimse bana bir şey sormuyor. Sonra elinde not defteri ile bir bayan geldi. Bana hoş geldiniz dedikten sonra, nazikçe yardım edip edemeyeceğini sordu. Başkanla görüşeceğimi söyledim. “Saat 14.00’te bir görüşmesi var, hemen notumu alıyorum, bitince size bildireceğim” dedi. (Başkanın 14.00’teki görüşmesi benimle idi söylemedim)
Gelen giden hiç kimse tanıdık değildi. Ancak yabancılık çekmediğimi ve itici bir atmosferle karşılaşmadığımı gönül rahatlığı ile söyleyebilirim.
Kişiler değil, duvarlar tanıdıktı. Duvarlar ilgimi çekti. Partinin genel politikasını kısa ve öz (bir veya 2 kelime) anlatan ifadeler, resimler, bayraklar vs… Bunlar önemli ama olağan...
Bana olağan dışı gelen koridoru gezerken göz ucuyla baktığımda duvarlarda haritalar ve krokiler oluşuydu. Diyebilirim ki hemen hemen hiçbir duvar boş değildi. Duvarların bir defter bir dosya gibi kullanıldığını hemen fark edersiniz.
Canlılığı ve içtenliği ile tam söz verdiği saatte Sayın Ramazan Çırak geldi.
Kalabalık arasından kendi odasına girdik. Diğer odalar ile karşılaştırdığımda sanki en az kullanılan kendi odasıydı.
Değerli arkadaşlar, güzel insanlar, Adanalı bilir ben şimdiki adı Vatan Partisi olan İşçi Partisi’nin İl Başkanlığı görevi yapma şerefini edinmiş bir insanım. İyi kötü, parti nedir, örgütlenme ve parti çalışması nedir bilirim.
Sayın Ramazan Çırak ile parti ve programı hakkında neler konuştuk. Bunu bir sonraki sefere anlatacağım. Şimdi sadece gözlemlerimi bildiriyor ve diğer partileri uyarma görevimi yapıyorum.
Makam odasındaki kısa sohbetimizden sonra tek tek odaları gezdirdi.
Duvarlarda Mahalle Krokileri var. Baştan savma krokiler değil, gerçek kroki. O krokiyi elinde bulunduran Çukurova İlçesi’nde rahatlıkla gezer ve neredeyse herkese adıyla hitap ederek selamlaşır. Bu bir abartı değil. Krokilerde apartman adı, apartmanda yaşayan üye, üye olabilecek potansiyeldeki kişiler not halinde yazılı.
Apartman dosyalarında üyelerin adları, telefon numaraları ve hangi görevi istedikleri yazılı…
Bu üyelerin yaptığı görüşmeler, tarihleri, üye olmayanların neden üye olmadıkları veya üye olanların neden üye oldukları raporlar halinde yazılmış.
Başka birimler de bu verileri istatistiklere dökmek ve sonuç çıkarmakla meşgul.
Bir kapıyı açtık. Tenha zannettim baktım içeride 10 kişiden fazla insan toplantı halinde. “Bunlar ne yapıyor Başkan” diye sordum. “100 Yıl Mahalle temsilcileri” diye tanıttı Sayın Çırak. “Hayır!” diye - belli ki başlarındaki sorumlu biri itiraz etti – “biz sadece yürütme kuruluyuz, mahalle temsilcilerimizin sayısı çok daha fazladır.” Vatandaşın, partisine ve görevine bu denli sahiplenmesine…
Evet cümleyi burada bırakıyorum. Takdir etmem mi gerek? Partiye muhalif olan biri olarak tedirgin olmam mı gerekir bilemedim.
Açık söylüyorum, öncelikle takdir ediyorum. Gözlerimin önünde somut bir çalışma var. Bazı çevreler gibi – özellikle sivil toplum örgütlerini kastediyorum – bir araya gelip “ne olacak bu memleketin hali” türü muhabbetlerle yola çıkanlar gördüğüm bu AK Parti ile mücadele edemezler.
Bir çok kimse zannediyor ki AK Parti sadece Sayın Erdoğan’da oluşuyor. Yanlış. Burada her partili kendini güvenebileceği bir teşkilata ait olmanın güvencesini, saygınlığını duyuyor ve sorumluluk üstleniyor. Bir beklentisi olmadan çalışmalara katılıp görev alıyor.
Şimdi tahmin edebiliyorum birçok dostum beni eleştirecektir: “AK Parti reklamı mı yapıyorsun?” bu bir reklam değil, saptamadır. Durumu saptıyor ve iktidarı hedefleyen Başta CHP, MHP ve Vatan partisi olmak üzere diğer partileri uyarıyorum. Bu görevi kimse bana vermedi. Ancak kendimi topluma karşı sorumlu hissediyorum.
Değerli arkadaşlarım, Sayın Ramazan Çırak şunu söyledi: “Bakanımız Ömer Çelik bir gün bana ‘eğer siyasete yeni atılmayı düşünüp AK Parti içerisinde görev yapmayı isteseydim mutlaka kendime Çukurova İlçesini seçerdim. Çünkü Adana’da AK Parti için en zor ilçe Çukurova İlçesidir’ demişti.”
AK Parti’nin Çukurova İlçesine girip de çalışmalara, dosyalara ve verilere bakınca aklıma Denizli’deki Tugay’ın Kozmik Odası geldi.
Diğer partilerin çalışması nedir ve ne durumdadır bilemiyorum. Umuyorum ki, Ramazan Çırak’ın yöntemlerini aşmışlardır. İsterlerse ve davet ederlerse onların da yöntemlerini izleyip kamuoyu ile paylaşmaya hazırım.
Bir not, bir ilçe teşkilatının başında Ramazan Çırak gibi bir yetenek varsa ve bu Ramazan Çırak’tan hem ilde hem de genel merkezde de varsa, nasıl iktidara gelindiğini siz düşünün.
Kişisel fikrim mi? İnşallah yoktur. Bir AK Parti Muhalifi olarak diliyorum ki inşallah Ramazan Çırak bir tanedir. Parti içinde başka Ramazan Çırak’lar yoktur. Eğer varsa… Ki var olduğu görülüyor ki AK Parti hala iktidarda.
Röportaja gideren, sevdiğim birkaç dostumun hatırı için gitmiştim, ama binadan çıkarken kalbimde Ramazan Çırak’a saygı ve sevgi, zihnimde ise muhalif ruhum adına tedirginlik duydum.
Kendimle röportajım burada biter birkaç gün sonra sözü Sayın Çırak’a bırakacağım.