Çırak: Çukurova'yı önemsiyoruz...

Sedat Memili söyleşisi

20 Nisan 2015 Pazartesi 06:41

 

 

YARISI DOĞRU DİYOR KALAN YARISI YANLIŞ DEMİYOR

 

AK Parti Çukurova İlçe Başkanı Sayın Av. Ramazan Çırak’ın konuğu oldum. Duvarların kitap olduğu koridorlardan geçip odasına girdikten sonra öylesine çok şey konuştuk ki (Yer darlığından) hepsini paylaşmam mümkün değil. Aslına sadık kalarak temel konuları aktarmaya çalışacağım.

 

Önemli Olan İşin Keyfiyetidir; kemiyeti değil…

 

“İşiniz mi yok neden siyasete girdiniz. Beklentiniz ne?”

“Tam tersine İşim olduğu için siyasetteyim. Aslında girdim derken de düşünüyorum… Siyasete girmeyi işi gücü bırakıp kendini siyasete bırakmak gibi algılanıyor. Öyle değil, yaşamın kendisi bir siyaset. Beklentiye gelince, ben Adanalıyım, Karaisalı’nın Eğlence Köyü’nden. Oradan bu noktaya gelmişim. Amacım bu noktaya gelmek değildi. Ben sadece yaşamın bana yüklediği görevleri en iyi şekilde yapmaya çalışıyorum. Siyaset beklentisi, insanın kişisel amacıyla yakın ilgilidir. Bana bir görev verildi. Bu görevin sonu nedir, İl Başkanlığı mı, Milletvekilliği mi, sonrası Bakanlık mı?. Hayır! Hayır! Hiç biri beklentim değil; tek beklentim bana verilen bu görevi en iyi şekilde yapmaktır. Hedef olarak sınırlayacağım bir şey olursa kendimi de sınırlamış olurum. Ben işimi en iyi şekilde yapmak istiyorum; başarılı olmak için değil. Önemli olan işin keyfiyetidir, kemiyeti değil.

(Tanrılaşan Prens: Buda kitabını yazmıştım. Bu keyfiyet ve kemiyet ilişkisi, milyonlarca insanın, huzurlu olma formülüdür. Ben de dahil. Ama böyle düşündüğümü söylemedim)”

 

Karşılıklı konuşurken “Hırs” konusu açıldı. Hırsın kölesi olmakla, efendisi olma konusunda mistik bir konuya girdik ve görüş olarak kendime yakın hissettim. Çünkü ben huzurlu olmanın formülünü elli yıldan sonra öğrendim, Sayın Çırak daha erken çözmüş.

“Ben önce Seyhan’da görev yaptım. Ardından Çukurova İlçesi geldi. Çukurova İlçesi Adana’nın en zor ilçesidir. Burada başarılı olan Türkiye’nin en zor yerlerinde başarılı olabilir. Burada başlamak benim için bir şanstır. Zaten Bakanımız Sayın Ömer Çelik bir gün bir konuşmasında “Eğer siyasete AK partiden ve yeni başlamış olsaydım mutlaka Çukurova İlçesi’nden başlardım” diye bir saptaması vardı. Katılıyorum. Biz buradayız. Görevimizi yapıyoruz.

(Görevlerini nasıl yaptıklarını söyleşinin 1. Bölümünde yayınlamıştım.)

“Açılışı hatırlıyorum, Başbakan Yardımcısı dahil duyan gelmişti?”

“Evet, açılışı Başbakan Yardımcımız Sayın Bülent Arınç yaptı. Milletvekillerimiz, Necdet Ünüvar,  Fatoş Gürkan, Ali Küçükaydın, Mehmet Şükrü Erdinç, İl başkanımız ve kalabalık partililer açılışa katılmışlardı. Çukurova’yı çok önemsediğimiz için ‘Dosta güven vermek’ düşüncemiz vardı.”

“Düşmana korku mu?”

“Hayır! Hayır! Düşman olur mu? Düşman değil. Çukurova’yı önemsiyoruz. ”

“Ben, tabandaki insanlar için değil de tavana yani AK Parti’ye hala güven duymuyorum. Sizce neden olabilir?”

“Bunun çeşitli nedenleri olabilir. Detayı ile düşünmüş değilim ama kişisel deneyimlerimden şu sonuca ulaşıyorum. Bize güvenmeyenleri iki grupta topluyorum. Birincisi, önyargısı artık kesin yargıya dönüşmüş olanlar. Mesela sizi AK Partili yapabilir miyim?”

“Bu koşullarla Hayır”

“ Bu gruptaki insanlarımız zihinlerindeki soru işaretleri ve tereddütlerinden henüz kurtulamamışlardır. Önyargılı olanlar, eğer bizi dinlemiş ve anlamış olsalar veya kendi önyargılarından kurtulmuş olsalar belki bir noktada buluşacağız. Bu birinci gruptu. Bir de ikinci gruplar var; kendimizi iyi anlatamadığımız. İşte biz kendimizi iyi anlatamadığım kesimler üzerinde yoğun çalışma yapıyoruz.

 

ANLAMAK İSTEYENİN AK PARTİLİ OLMASI KAÇINILMAZDIR

 

Bakın az sonra size detayları ile göstereceğim. Biz hemen hemen herkese, bu size abartı gelmesin herkese ulaşıyoruz. Hem de bire bir. Üye olmuşsa neden üye, olmamışsa neden üye olmamış. Üye olanların beklentileri ve şikayetlerini topladığımız gibi olmayanlarında beklentileri ve şikayetlerini topluyoruz. Arkadaşlarımız bu bilgileri bilimsel olarak analiz ediyorlar. Bir anlamda Çukurova İlçesi’nin Demografik ve Sosyolojik Fotoğrafını çekiyoruz.

Kendimizi anlattığımız müddetçe anlamak isteyen için AK Partili olmak kaçınılmazdır.

Kendimizi anlatmak derken bu işin bir boyutudur, fark ettiğiniz gibi diğer boyutu da insanımızı anlamaktır. İlçe binamızda herkes kendini ifade edebilir.”

“Yani benim gibiler üzerinde çalışmıyorsunuz. Zaman kaybıyım?”

“Buyurun AK Parti’nin kapıları açık.” (Burada samimi olarak gülüşüyoruz.) Başkan devam ediyor: “Sayın Erdoğan’ın veya Sayın Başbakanımızın yaptığı açıklamalara bakın, orada çok öneli bir ayrıntı dikkatinizi çekiyor mu bilmiyorum.

Açıklamalara halkımızın %50’si doğru deyip alkışlıyor; kalan %50’si ise yanlış demiyor. Ancak şu şöyledir… Bu Böyledir… Diyorlar ama ortaya somut bir şey koyamıyorlar. Zaten yanlış diyemiyorlar.

 

Ben Adana’da maalesef şöyle bir aksaklığa tanık oluyorum. Üç beş kişi bir araya gelip de Gaziantep, Konya gibi kentlerden konu açılınca ‘Yavvvv adamlar yapmışlar…’ iyi de senin yapmanı engelleyen ne var? Herkes birbirine bakıyor. Yok kardeşim, hiçbir beklenti içinde olmadan önce herkes kendi işini dört dörtlük yapacak. Hem üzerine düşeni yapmayıp hem de başkalarından bir şey beklemek… Benim anlayışıma uygun değil.

(Konunun burasında aklımdan şu geçti: Yarış arabaları pistlerde yaklaşık 300 Km hızla gidiyorlar. Sonra aniden özel olarak açılmış cebe giriyorlar. Arabaların dört lastiği sökülüyor ve başka dört lastik takılıyor. Ayrıca deposu mazot dolduruluyor. Bütün bu işlemler 10 saniye civarında sürüyor. Araba yarışlarını sevmem. Ancak bu ahenk beni büyüler. Kimse kimsenin yaptığı işe bakmıyor ancak herkes kendi işini dört dörtlük yapıyor. Organizasyon budur. Bunu düşündüm ama dile getirmedim.) 

 

YENİ TÜRKİYE İNSANIN DEVLETE KARŞI ÖZGÜRLEŞMESİDİR

 

Başkan devam etti: “Bakınız parti olarak Türkiye’de ilgilenmediğimiz hiçbir alan yoktur. Ekonomiden, siyasete; siyasetten, kültürel yaşama; ticarete, sanayiye, turizme sayın sayabildiğiniz kadar… Her alan ilgimiz içerisindedir. Her alan için bilimsel olarak çalışıyor ve sonuçlar üretiyoruz.

Artık Yeni Türkiye’nin daha iyi yönetilmeye hakkı vardır. AK parti Böyle bir Türkiye için vardır.”

“Başkan bu Yeni Türkiye nedir nasıl tanımlıyorsunuz, ne anlamamız gerek?”

“Yeni Türkiye insanların, insan olarak devlete hizmet eden değil, devletten hizmet alan konuma yükselmeleridir.

İnsanın devlete ( vatandaş olarak ödevlerinin dışında) köle olmasının sonudur.

İnsanın ve Bireyin merkezde olduğu bir Türkiye’dir.

Her hangi bir olay olduğu zaman milletin bütün gece “Acaba Genelkurmay bu konuda ne açıklayacak” diye tedirginlikle beklemelerinin sonudur yeni Türkiye.

IMF’den borç alan değil, borç veren ekonomiye sahip olmaktır. IMF Şefinin ülkemizin kaderini belirleyen bir kişi olarak değil, sade bir banka memuru olarak algılanmasıdır Yeni Türkiye.

Mesleki örgütlerin (TMMOB, Barolar Birliği, Borsalar Birliği gibi) sadece adlarının bilindiği ve demeçleriyle hükümet kurup hükümet düşürmedikleri bir Türkiye’dir Yeni Türkiye.

Gündemini bu tür kurum ve kuruluşların değil, halkın ve halkın seçtiği siyasetçilerinin belirlediği Türkiye’dir Yeni Türkiye. Gündemi halk belirler, siyasetçi halkın dilidir.”

 

HER AN SEÇİME HAZIRIZ

 

“Seçim stratejiniz nedir? Seçime nasıl hazırlanıyorsunuz?”

“Kesinlikle öyle bir stratejimiz yok. Her an her saniye seçime hazırız. Şimdi karar çıksın, yarın sabah seçime hazırız. Bakın, günlük, haftalık ve aylık toplantılarımız vardır. Bunlar benim katıldıklarım. Bir de biz şu an burada otururken bu binada 2-3 farklı yerde toplantılar yapılıyor. Mahalle yürütme kurulları, temsilcileri, analizciler vs… Seçim tarihi bizim neden önemlidir? O gün parti binasına gitmeyelim de sandığa gidelim diye önemlidir.”

Sayın Çırak, şahsımda Adana Medya Gazetesine teşekkür etti.

Onun için yazacaklarım bu kadar.

Bundan böyle kim “başarı tesadüftür” derse ona kulaklarımı kapatacağım.  

 

 

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.