Hepimizin küçükken severek oynadığı oyunların başında gelir SAKLAMBAÇ. Duvara arkası dönük gözler kapalı sayılar sayılır 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10 “sağım solum sobe saklanmayan ebe” denilirdi. Oyuna katılan çocuklar çil yavrusu gibi dağılır gizlenmek için yer ararlardı. Ebe yerinden uzaklaşınca duvara doğru koşulur “sobe sobe” sesleri çocukların yüzündeki tebessümle birleşirdi. Son kişi de ortaya çıkıncaya kadar oyun devam eder giderdi. Yedi kule oyunu vardı taşlarla oynanırdı. Üst üste yedi adet taş dizilir, sonra uzak bir mesafeden taşlar top atılarak yıkılmaya çalışılırdı. Yakar top oyunu vardı. “Aldım verdim” diyerek iki grup yapılır bir grup ortaya girer, diğer grup onları topla vurmaya çalışırdı. Atılan topu yakalayınca da vurulsan bile oyundan çıkmaz bir canın daha olurdu. Bunlar aklımda kalan çocukluğumda oynadığımız oyunlardan bazıları…
Şöyle geçmişe bakıp uzandığımda ne güzel ne keyifli günlermiş çocukluğum. Çocukluğumu çocukça doya doya yaşamışım.
Önümüzdeki günlerde 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını kutlayacağız. Unuttuğumuz çocukları bir günlüğüne hatırlayıp, yalandan çocukların elleri tutulup yemekler yedirilecek, çocuklara hediyeler alınacak bugün onların günü ya onların hatırlandığı unutulmadığı gözlerine sokulaca... Mevkidekiler ellerinde oyuncak arabalar, bebeklerle çocukların ellerine tutuşturdukları poşetlerle sırıtarak poz verecekler kameralara, fotoğraflara, gazetecilere... Ne hoş bakın! Unutmadık çocukları yanlarındayız!
Makamlara çocuklar oturtulacak kameralara gülen yüzlerle pozlar verilecek bakın, bakın çocuklara değer veriyoruz!
Sonra bırakamadığınız o koltukları bir saatliğine emanet ettiğiniz çocuklar öyle sorular soracak size şaşırıp kalacaksınız. Ya bunlar bu yaşta neler biliyor, biz nerede hata yaptık ders kitaplarının içini biraz daha boşaltalım. Televizyonda uyutan dizileri, yarışmaları, yiyemedikleri yemek programlarını biraz daha erken saate alalım uyanmasınlar, sadece onları seyretsinler diyeceksiniz.
Sahi çocuklar için bu ülkede neler yapılıyor? Sürekli sınav sistemi değiştirmekten başka bir şey yapılıyor mu? Peki, yapacak olan var mı?
Bu ülkede yaşayan çocukların (kız- erkek) hiç söz hakkı yok. Kız çocukları 15 yaşına gelmeden evlendirilmeye devam ediliyor. Tarlada ırgat olarak çalıştırılıyor. Evin direği baba öldüyse geçim derdi evdeki büyük çocuğun üzerine kalıyor. Kardeşleri okusun diye kendini feda ediyor. Erkek kız fark etmeden tacize uğruyorlar kimi zaman sözle kimi zaman da fiziksel olarak…
Göstermelik imzalamışlar “çocuk hakları sözleşmelerini” ortada ne hak arayan! Ne de aratan var!
Haydi; sevgili mevki sahibi büyüklerim, küçüklerim hatayı hatalarla kapatmayalım. Bu ülkenin gülen çocuk yüzlerini soldurmayalım, çiçekten farkı yok onların. Çocuklar sizin, bizim, ülkemizin geleceği ne ekilirse o biçilecek.
Yarın, onlar sizi “sobe yapmadan“ siz bir şeyler yapın…
Sevgili çocuklar her gününüz kutlu olsun.