Mevlid Haftası

Dr. Ömer Uluçay yazdı

23 Nisan 2015 Perşembe 06:28


Yakın zamandan beri “Kutlu Doğum Haftası” (Mevlid Haftası) adıyla dini bir etkinlik yapılmaktadır.

Her dinde ve inançta, din kurucusunun doğum, vefat ve önemli dini eylemlerini anmak, bu vesile ile dini dayanışmayı ve sadeliği örneklemek bakımından özel günler kutlanmaktadır. Dinin tarihi, kurucunun yaşamı esas alınarak nelerin ve nasıl yapılacağı bir kurala bağlanmaktadır. Bunun yanında doğal afetlerin ve savaşlardaki kitlesel ölümlerin anımsanması, bundan sakınılması amacıyla vefat edenler için de anma törenleri ve dini merasimler yapılmaktadır. Ayrıca din ve inancın tarihinde önemli roller oynamış bazı ermişler, veliler, arifler için de aynı işlemler yapılmaktadır. Her dinin kendisine göre kutsal halleri, şahısları, günleri vardır.

Çok ve tek Tanrılı, Semavi ve Âdemi dinlerde bu merasimler icra edilmektedir. İslamiyet’te de ihdas edilmiş günler vardır. Üstelik Rumi, Miladi takvim uyuşmazlığı da ayrı bir sorun oluşturmaktadır.

Din ve inançların özel gün kutlamalarında, bir program uygulanmakta ve daha çok gelenek egemen olmakta ve hatta bazı yeni ilave şeyler yapılmaktadır.

Nitekim Ramazan ayında kılınan Teravih namazının Hz Ömer zamanında ihdas edildiği ve bunun bir "bidat" ama "hayırlı bidat" olduğu ve kılınageldiği bilinmektedir.

İslam dininde, Ramazan ve Kurban Bayramları ve bir de Kadir gecesi (Kandilleri) vardır. Ayrıca namazlarda, Cuma günlerinde, taziyelerde, çeşitli vecibe ve vesilelerle, toplum dini bakımdan aydınlatılmakta ve nasihatlar yapılmaktadır. Bu yönde hizmeti geçenlere şükranlar sunuyorum.

*

Kur'an-da sadece Kadir Gecesi zikredildiği halde, sonradan birkaç "kandil" daha ihdas edilmiştir.

Zaman içinde din ve inançlara giydirmeler olmakta ve gelenek galip gelerek, dinin özünü, mesajını değiştirmektedir. Din âlimlerinin buna engel olmaları gereklidir. Ama görülen şudur, bir veli adına sempozyumlar düzenlenmekte, onunla ilgili menkıbeler derlenip toplantılarda sunulmakta ve bununla akademik ünvanlar alınmaktadır. Oysaki bulunanlarla, İslamın özü karşılaştırılmalı ve örfün din üzerindeki etkisi kırılmalıdır. Herkes geleneğe tabi olmuş durumdadır. Bu da yanlış ve tuzaklarla doludur. Bu söylediklerimiz dirayeten bir İslami yorumu gerekli kılmaktadır. Bekliyoruz.

*

Mevlîd ‎, özel günlerde (sünnet töreni, hac dönüşü, asker uğurlama, bir ölümün 40. günü gibi) ve kutsal ‎gecelerde, Son peygamber Muhammed'in doğumunu anlatan edebî metinlerin makam ve usûl ile ‎okunmasıdır. ‎ Mevlid okunması özellikle Anadolu’da gelenek olmuştur.  ‎

‎ "Mevlîd", peygamberin doğumunu, hayatından kısa pasajları, mucizelerini anlatan mesnevi tarzındaki ‎metinlerdir. Türkiye'de bu türün en tanınmış örneği, Süleyman Çelebi‘nin (1409) "Vesîletü'n Necât" (Kurtuluş ‎Vesilesi) isimli manzum, Türkçe eserdir. "Mevlîd" ile kastedilen Süleyman Çelebi'nin bu eseridir. Türk ‎edebiyatında 63 adet mevlid vardır.  Başka dillerde de mevlidler yazılmıştır. ‎

‎ “Mevlîd” sözü aynı zamanda, cami ve tekke musikisinin bir türünü de ifade eder. “Mevlîd” okuyanlara, ‎‎"mevlidhan" denilir.‎

Süleyman Çelebinin Mevlidi, 16 kısım ve 770 beyitten oluşur. Kaside şeklinde yazılan eserin içinde gazel ‎formunda bölümler de vardır. Aruzun "failatun failatun failun" vezni ile; "velâdet” bölümünün sonundaki on ‎beyit “ mef’ ulü-fâilâtü-mefâilü- fâilün” kalıbı ile yazılmıştır.‎

Mevlid kutlaması, Osmanlı'da 1588'de, resmi bir devlet protokolü haline getirildi. Sarayın önceleri Ayasofya ‎Camisi'nde, daha sonra Sultanahmet Camisi'nde düzenlediği törenlere devletin ileri gelenleri ile birlikte halk ‎da katılırdı. Sultan Abdülaziz döneminde Ortaköy, I. Abdülhamid devrinde Yıldız Camii'nde tören ‎düzenlenirdi.‎

Kandil olarak nitelendirilen önemli dinî gün ve gecelerin dışında, çocukların 40'ı çıkınca, bir Müslümanın ‎vefâtının 40’ıncı gününde, adak ve nikâh törenlerinde, hacıların dönüşünde, sünnet merasiminde, asker ‎uğurlama gibi vesilelerle

Süleyman Çelebinin Mevlid'inden bazı bölümler:

 

Tevhid

Seyyidi kainât Hazret-i Fahr-i Âlem

Muhammed Mustafâ râ Salevât

 

Veladet

Âmine hâtun Muhammed ânesi

Ol sadeften doğdu ol dür dânesi

Yâradılmış cümle oldu şâdümân

Gam gidûp âlem yenîden buldu cân

 

Merhaba

Cümle zerrat-ı cihân idûb nidâ

Çağrışûben dediler kim merhabâ

Merhabâ ey âli sultân merhabâ

Merhabâ ey kân-ı irfan merhabâ

Merhabâ ey sırr-ı fürkân merhabâ

Merhabâ ey nûru râhman merhabâ

Merhabâ ey bülbül-i bâğ-ı Cemâl

Merhabâ ey âşinâ-yi Zülcelâl

Merhabâ ey cân-ı bâki merhabâ

Merhabâ uşşâkâ sâki merhabâ

Merhabâ ey cân-ı cânan merhabâ

Merhabâ ey derde dermân merhabâ

Merhabâ ey cümlenin matlâbu sen

Merhabâ ey Hâlikın mahbâbu sen

Merhabâ ey Pâdişah-i dû cihân

Senin için oldu kevn île mekân

Merhabâ ey rahmeten lil-âlemîn

Merhabâ sensin şefîa'l-müznibîn

Ey gönüller derdinin dermânı sen

Ey yarâdılmışların sultânı sen

Sensin ol sultân-i cümle enbiyâ

Nûr-i çeşm-i evliyâ vü asfiyâ

 

Miraç

Seyyidi kainât Hazret-i Fahr-i Âlem

Muhammed Mustafâ râ Salevât

Söyleşürken Cebrâil ile kelâm

Geldi Refref önüne verdi selâm

 

Münacaat

Yâ Hayyûl Yâ Kayyûm Sâmed

İhsanınâ yoktur adêt

Yâ İlâhî ol Muhammed hakkı çün

Ol şefâat kân-ı Ahmed hakkı çün

Sırr-ı fürkân nûr-i âzam hakkı çün

Kuds ü Kâbe Merve Zemzem hakkı çün

Sâna lâyık kullarınla hemdem et

Hem Süleymân-ı fakîre rahmet et

Rahmetullâhi aleyhim ecmâin

*

Kutlu Doğum Haftası, Said-i Nursi adına isimlendirilen “Nur Cemaati” girişimi ile Türkiye Diyanet Vakfı tarafından 1989 yılında başlatıldı. Diyanet İşleri Başkanlığı uygun görerek miladi takvime göre 20 Nisan tarihini Hz. Muhammedin sabit doğum günü olarak kabul etti. Bu hafta içinde Hz. Muhammedin anlatılması amaçlanmıştır[1]. 

 Türkiye Diyanet Vakfı Yayın Kurulu üyeleri Mümtazer Türköne,  Süleyman Hayri Bolay, Ayvaz Gökdemir’in içinde bulundukları bir kurul, bunu bir proje olarak tasarlamıştır[2]. Mevlid Kandili'nin içinde bulunduğu bu hafta, “Kutlu Doğum Haftası” olarak ilan edilmiştir. Etkinlik önce Ankara'da ve İlahiyat Fakültesi bulunan illerde kutlandı, daha sonra program genişletilerek yaygınlaştırıldı[3].

"Bir Dal Gül Ver" kampanyası yapılmış ve "Kutlu Doğum Aşı" adıyla Kocatepe Camii avlusunda gelenlere pilav ikram edilmiştir.

*

Aslında Hz. Muhammed’in doğum tarihi tartışmalıdır ve kesin olarak bilinmemektedir. Bu nedenle “İslam dininde herhangi bir kaynağa dayanmadan kutlanılan bu hafta bir bid'at'tır” denilmektedir.‎

Etkinlik haftasının Fethullah Gülen'in doğum tarihi (27 Nisan 1941) ile çakışması nedeniyle, 2008 yılından itibaren kutlama 14-20 Nisan tarihlerinde yapılır olmuştur.

Resmi Gazete’nin 13 Şubat 2010 tarihli sayısında Kutlu Doğum Haftası’a ilişkin usul ve esaslar belirtilmiştir. 2011 yılından itibaren Milli Eğitim Bakanlığı genelgesiyle okullarda Kutlu Doğum Haftası kutlanmaktadır.

Bu düzenlemelerin, İslamileştirme projesine göre yapıldığı belirtilerek şu eleştiriler yapılmaktadır:

Bu kutlamalarda İslam ümmetinin sorunları ve çareleri bahis konusu değidir. Örf ve geleneğe göre bir düzenleme yapılmaktadır.     
Bu tür kutlamalar ile peygamberin ve İslam anlayışının Allah ve Kuran merkezli durumdan, peygamberi yücelten ve merkeze koyan bir anlayış ile Protestanlaştırma çalışması olduğu,
Hıristiyanlıktaki gibi yortuları bulunmayan İslam’ın Protestanlaşması olduğu,   
Yeni bir Protestan İslam oluşturma çabası olduğu,   Noel kutlamasındaki çam ağacına benzer olarak gülün konduğu ve şatafatlı kutlamalar ile insanları bu hafta içerisinde harcamaya, hediyeler almaya yönlendirmeye yönlendirdiği, tüketimi ve israfı teşvik ettiği,
Diyanet İşleri Başkanı'nın Diyarbakır Belediye başkanı ile verdiği görüntülerle dinin ve diyanet işlerinin bazı çıkarlar doğrultusunda kullanıldığı, ileri sürülmüştür[4].


Görülüyor ki İslam ümmeti için, göstermelik merasimlere değil, derde derman olacak "Kur'an Işığında Ümmetin Sorunları ve Çareleri"ni konu edinen, konferanslara, seminer ve toplantılara, düşünür ve aktivistlere ihtiyaç vardır.

 

 

İçerikten mahrum ve uzak bir görüntü/kutlama(!)


[1] http://www.radikal.com.tr/turkiye/kutlu_dogum_haftasi_nedir_ne_zaman_kutlanir-1186538; 29/04/2014

[2] http://www.zaman.com.tr/mumtazer-turkone/kutlu-dogum-ve-28-‎subat_1275772.html

[3] Vikipedi, özgür ansiklopedi

[4] http://sozcu.com.tr/2013/gundem/diyanet-amedi-resmen-kabul-etti.html

MEVLİD HAFTASI

Dr.Ömer Uluçay

 

Yakın zamandan beri “Kutlu Doğum Haftası” (Mevlid Haftası) adıyla dini bir etkinlik yapılmaktadır.

Her dinde ve inançta, din kurucusunun doğum, vefat ve önemli dini eylemlerini anmak, bu vesile ile dini dayanışmayı ve sadeliği örneklemek bakımından özel günler kutlanmaktadır. Dinin tarihi, kurucunun yaşamı esas alınarak nelerin ve nasıl yapılacağı bir kurala bağlanmaktadır. Bunun yanında doğal afetlerin ve savaşlardaki kitlesel ölümlerin anımsanması, bundan sakınılması amacıyla vefat edenler için de anma törenleri ve dini merasimler yapılmaktadır. Ayrıca din ve inancın tarihinde önemli roller oynamış bazı ermişler, veliler, arifler için de aynı işlemler yapılmaktadır. Her dinin kendisine göre kutsal halleri, şahısları, günleri vardır.

Çok ve tek Tanrılı, Semavi ve Âdemi dinlerde bu merasimler icra edilmektedir. İslamiyet’te de ihdas edilmiş günler vardır. Üstelik Rumi, Miladi takvim uyuşmazlığı da ayrı bir sorun oluşturmaktadır.

Din ve inançların özel gün kutlamalarında, bir program uygulanmakta ve daha çok gelenek egemen olmakta ve hatta bazı yeni ilave şeyler yapılmaktadır.

Nitekim Ramazan ayında kılınan Teravih namazının Hz Ömer zamanında ihdas edildiği ve bunun bir "bidat" ama "hayırlı bidat" olduğu ve kılınageldiği bilinmektedir.

İslam dininde, Ramazan ve Kurban Bayramları ve bir de Kadir gecesi (Kandilleri) vardır. Ayrıca namazlarda, Cuma günlerinde, taziyelerde, çeşitli vecibe ve vesilelerle, toplum dini bakımdan aydınlatılmakta ve nasihatlar yapılmaktadır. Bu yönde hizmeti geçenlere şükranlar sunuyorum.

*

Kur'an-da sadece Kadir Gecesi zikredildiği halde, sonradan birkaç "kandil" daha ihdas edilmiştir.

Zaman içinde din ve inançlara giydirmeler olmakta ve gelenek galip gelerek, dinin özünü, mesajını değiştirmektedir. Din âlimlerinin buna engel olmaları gereklidir. Ama görülen şudur, bir veli adına sempozyumlar düzenlenmekte, onunla ilgili menkıbeler derlenip toplantılarda sunulmakta ve bununla akademik ünvanlar alınmaktadır. Oysaki bulunanlarla, İslamın özü karşılaştırılmalı ve örfün din üzerindeki etkisi kırılmalıdır. Herkes geleneğe tabi olmuş durumdadır. Bu da yanlış ve tuzaklarla doludur. Bu söylediklerimiz dirayeten bir İslami yorumu gerekli kılmaktadır. Bekliyoruz.

*

Mevlîd ‎, özel günlerde (sünnet töreni, hac dönüşü, asker uğurlama, bir ölümün 40. günü gibi) ve kutsal ‎gecelerde, Son peygamber Muhammed'in doğumunu anlatan edebî metinlerin makam ve usûl ile ‎okunmasıdır. ‎ Mevlid okunması özellikle Anadolu’da gelenek olmuştur.  ‎

‎ "Mevlîd", peygamberin doğumunu, hayatından kısa pasajları, mucizelerini anlatan mesnevi tarzındaki ‎metinlerdir. Türkiye'de bu türün en tanınmış örneği, Süleyman Çelebi‘nin (1409) "Vesîletü'n Necât" (Kurtuluş ‎Vesilesi) isimli manzum, Türkçe eserdir. "Mevlîd" ile kastedilen Süleyman Çelebi'nin bu eseridir. Türk ‎edebiyatında 63 adet mevlid vardır.  Başka dillerde de mevlidler yazılmıştır. ‎

‎ “Mevlîd” sözü aynı zamanda, cami ve tekke musikisinin bir türünü de ifade eder. “Mevlîd” okuyanlara, ‎‎"mevlidhan" denilir.‎

Süleyman Çelebinin Mevlidi, 16 kısım ve 770 beyitten oluşur. Kaside şeklinde yazılan eserin içinde gazel ‎formunda bölümler de vardır. Aruzun "failatun failatun failun" vezni ile; "velâdet” bölümünün sonundaki on ‎beyit “ mef’ ulü-fâilâtü-mefâilü- fâilün” kalıbı ile yazılmıştır.‎

Mevlid kutlaması, Osmanlı'da 1588'de, resmi bir devlet protokolü haline getirildi. Sarayın önceleri Ayasofya ‎Camisi'nde, daha sonra Sultanahmet Camisi'nde düzenlediği törenlere devletin ileri gelenleri ile birlikte halk ‎da katılırdı. Sultan Abdülaziz döneminde Ortaköy, I. Abdülhamid devrinde Yıldız Camii'nde tören ‎düzenlenirdi.‎

Kandil olarak nitelendirilen önemli dinî gün ve gecelerin dışında, çocukların 40'ı çıkınca, bir Müslümanın ‎vefâtının 40’ıncı gününde, adak ve nikâh törenlerinde, hacıların dönüşünde, sünnet merasiminde, asker ‎uğurlama gibi vesilelerle

Süleyman Çelebinin Mevlid'inden bazı bölümler:

 

Tevhid

Seyyidi kainât Hazret-i Fahr-i Âlem

Muhammed Mustafâ râ Salevât

 

Veladet

Âmine hâtun Muhammed ânesi

Ol sadeften doğdu ol dür dânesi

Yâradılmış cümle oldu şâdümân

Gam gidûp âlem yenîden buldu cân

 

Merhaba

Cümle zerrat-ı cihân idûb nidâ

Çağrışûben dediler kim merhabâ

Merhabâ ey âli sultân merhabâ

Merhabâ ey kân-ı irfan merhabâ

Merhabâ ey sırr-ı fürkân merhabâ

Merhabâ ey nûru râhman merhabâ

Merhabâ ey bülbül-i bâğ-ı Cemâl

Merhabâ ey âşinâ-yi Zülcelâl

Merhabâ ey cân-ı bâki merhabâ

Merhabâ uşşâkâ sâki merhabâ

Merhabâ ey cân-ı cânan merhabâ

Merhabâ ey derde dermân merhabâ

Merhabâ ey cümlenin matlâbu sen

Merhabâ ey Hâlikın mahbâbu sen

Merhabâ ey Pâdişah-i dû cihân

Senin için oldu kevn île mekân

Merhabâ ey rahmeten lil-âlemîn

Merhabâ sensin şefîa'l-müznibîn

Ey gönüller derdinin dermânı sen

Ey yarâdılmışların sultânı sen

Sensin ol sultân-i cümle enbiyâ

Nûr-i çeşm-i evliyâ vü asfiyâ

 

Miraç

Seyyidi kainât Hazret-i Fahr-i Âlem

Muhammed Mustafâ râ Salevât

Söyleşürken Cebrâil ile kelâm

Geldi Refref önüne verdi selâm

 

Münacaat

Yâ Hayyûl Yâ Kayyûm Sâmed

İhsanınâ yoktur adêt

Yâ İlâhî ol Muhammed hakkı çün

Ol şefâat kân-ı Ahmed hakkı çün

Sırr-ı fürkân nûr-i âzam hakkı çün

Kuds ü Kâbe Merve Zemzem hakkı çün

Sâna lâyık kullarınla hemdem et

Hem Süleymân-ı fakîre rahmet et

Rahmetullâhi aleyhim ecmâin

*

Kutlu Doğum Haftası, Said-i Nursi adına isimlendirilen “Nur Cemaati” girişimi ile Türkiye Diyanet Vakfı tarafından 1989 yılında başlatıldı. Diyanet İşleri Başkanlığı uygun görerek miladi takvime göre 20 Nisan tarihini Hz. Muhammedin sabit doğum günü olarak kabul etti. Bu hafta içinde Hz. Muhammedin anlatılması amaçlanmıştır[1]. 

 Türkiye Diyanet Vakfı Yayın Kurulu üyeleri Mümtazer Türköne,  Süleyman Hayri Bolay, Ayvaz Gökdemir’in içinde bulundukları bir kurul, bunu bir proje olarak tasarlamıştır[2]. Mevlid Kandili'nin içinde bulunduğu bu hafta, “Kutlu Doğum Haftası” olarak ilan edilmiştir. Etkinlik önce Ankara'da ve İlahiyat Fakültesi bulunan illerde kutlandı, daha sonra program genişletilerek yaygınlaştırıldı[3].

"Bir Dal Gül Ver" kampanyası yapılmış ve "Kutlu Doğum Aşı" adıyla Kocatepe Camii avlusunda gelenlere pilav ikram edilmiştir.

*

Aslında Hz. Muhammed’in doğum tarihi tartışmalıdır ve kesin olarak bilinmemektedir. Bu nedenle “İslam dininde herhangi bir kaynağa dayanmadan kutlanılan bu hafta bir bid'at'tır” denilmektedir.‎

Etkinlik haftasının Fethullah Gülen'in doğum tarihi (27 Nisan 1941) ile çakışması nedeniyle, 2008 yılından itibaren kutlama 14-20 Nisan tarihlerinde yapılır olmuştur.

Resmi Gazete’nin 13 Şubat 2010 tarihli sayısında Kutlu Doğum Haftası’a ilişkin usul ve esaslar belirtilmiştir. 2011 yılından itibaren Milli Eğitim Bakanlığı genelgesiyle okullarda Kutlu Doğum Haftası kutlanmaktadır.

Bu düzenlemelerin, İslamileştirme projesine göre yapıldığı belirtilerek şu eleştiriler yapılmaktadır:

Bu kutlamalarda İslam ümmetinin sorunları ve çareleri bahis konusu değidir. Örf ve geleneğe göre bir düzenleme yapılmaktadır.     
Bu tür kutlamalar ile peygamberin ve İslam anlayışının Allah ve Kuran merkezli durumdan, peygamberi yücelten ve merkeze koyan bir anlayış ile Protestanlaştırma çalışması olduğu,
Hıristiyanlıktaki gibi yortuları bulunmayan İslam’ın Protestanlaşması olduğu,   
Yeni bir Protestan İslam oluşturma çabası olduğu,   Noel kutlamasındaki çam ağacına benzer olarak gülün konduğu ve şatafatlı kutlamalar ile insanları bu hafta içerisinde harcamaya, hediyeler almaya yönlendirmeye yönlendirdiği, tüketimi ve israfı teşvik ettiği,
Diyanet İşleri Başkanı'nın Diyarbakır Belediye başkanı ile verdiği görüntülerle dinin ve diyanet işlerinin bazı çıkarlar doğrultusunda kullanıldığı, ileri sürülmüştür[4].


Görülüyor ki İslam ümmeti için, göstermelik merasimlere değil, derde derman olacak "Kur'an Işığında Ümmetin Sorunları ve Çareleri"ni konu edinen, konferanslara, seminer ve toplantılara, düşünür ve aktivistlere ihtiyaç vardır.

 

 

İçerikten mahrum ve uzak bir görüntü/kutlama(!)


[1] http://www.radikal.com.tr/turkiye/kutlu_dogum_haftasi_nedir_ne_zaman_kutlanir-1186538; 29/04/2014

[2] http://www.zaman.com.tr/mumtazer-turkone/kutlu-dogum-ve-28-‎subat_1275772.html

[3] Vikipedi, özgür ansiklopedi

[4] http://sozcu.com.tr/2013/gundem/diyanet-amedi-resmen-kabul-etti.html

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 10.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.