Av. Umut KILIÇ’IN Cumhurbaşkanına hakaret suçundan tutuklanması da açıkça göstermiştir ki; bu düzenleme “özellikle egemen iktidar düzenine yönelen muhalif eylem, tutum ve ifadelerin sindirilmesinde bir baskı aracı işlevini” görmektedir. Bu suçun “meşru bir amaca hizmet etmekten” çıktığı ortadadır. Bu tür tutuklamalar, gözaltılar ve sabahın erken saatlerinde ev aramaları Demokrasi ve Hukuk adına ülke olarak en büyük UTANCIMIZDIR. Devlet olarak en büyük AYIBIMIZDIR.
Türk Ceza Kanununun “Devletin Egemenlik Alametlerine ve Organlarının Saygınlığına Karşı Suçlar” bölümünde Cumhurbaşkanına hakaret suçu “özel” olarak yer almıştır. Maddeye göre Cumhurbaşkanına hakaret eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Suçun alenen işlenmesi hâlinde, verilecek ceza altıda biri oranında artırılır. Bu suçtan dolayı kovuşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır (Madde 299).
Kanun açıkça bu tür suçlarda, Adalet Bakanının iznini şart koşmuştur. Gerek, Av. Umut Kılıç ve gerekse bir çok bir çok gazeteci ve öğrencinin tutuklanmasında ve ev aramasında, bu kural açıkça ihlal edilmiştir.
Elbette, şeref ve haysiyete yönelen fiillerin cezalandırılması gerekir. Ama bu gün için, şeref ve haysiyetin korunması adı altında özellikle iktidar’a yönelen muhalif eylem, tutum ve ifadelerin sindirilmesinde bir baskı aracı işlevini gördüğü ve meşru bir amaca hizmet etmekten çıktığı açıktır. Şu halde Cumhurbaşkanına Hakaret suçu BİR HAKKIN KÖTÜYE KULLANILMASININ ODAĞI OLMUŞTUR.
KALDIRILMALIDIR…
Amaç Şeref ve haysiyeti korumaksa, bu zaten TCK 125.Madde ile koruma altındadır(1):
Her dönemde, but türden bir madde işletilerek muhalif düşünce ve görüşler susturulmak istenmiştir. Bu dönemin Modası da 299. Maddedir.
AİHM içtihatlarında açık olan şey, devlet başkanı sırf devlet başkanı olduğu için hakaret konusunda daha çok korunamaz, yani ona yapılan hakaretin devlete yapıldığı iddiası kabul edilemez. AİHM’e göre bu, sözleşmenin ruhuna aykırı olur; çünkü sözleşme tüm insanların eşitliği üzerine kuruludur. Bu nedenle ayrı bir suç olarak, 'Cumhurbaşkanına hakaret suçu' diye bir suç olamaz. Kaldı ki, siyasetçi daha fazla eleştiriye katlanmak zorundadır. Çünkü Kamu otoritesini kullanmaktadır. Aldığı kararlar milyonlarca vatandaşın hayatını doğrudan etkilemektedir. Özellikle Recep Tayyip Erdoğan gibi tarafsızlığını yitirmiş, “Anayasal düzeni bekleme odasına” almış, aynı zamanda Başbakan ve hem de Parti başkanlığını fiilen yapan birisine karşı Cumhurbaşkanına hakaret suçunun unsurları oluşmaz.
Artık hiçbir demokratik Hukuk devletinde olmayan ve olan birkaç ülkede de kullanılmayan bu düzenlemenin TCK dan kaldırılmasının ZAMANI GELMİŞTİR.
Seçim beyannamesini açıklayan; CHP,AKP ve HDP de bu demokrasi ve hukuk ayıbı maddenin kaldırılması yönünde bir ifade göremedik. Henüz Seçim beyannamesini açıklamayan MHP’den umutluyuz…
____________________________________________________
Hakaret
(1) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/15 md.) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.
(3) Hakaret suçunun;
a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı,
b) Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı,
c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle,
İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz.
(4) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/15 md.) Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır.
(5) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/15 md.) Kurul hâlinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin madde hükümleri uygulanır.