Halkımı kaybettim

Sedat Memili yazdı

27 Nisan 2015 Pazartesi 08:26

Değişik şeyleri kaybeden insanlar tanıdım.

Benim de zaman zaman kaybettiklerim olmuştur.

Örneğin çocukluğumu kaybetmiştim… Bir çemberin peşinden koşarken, uçurtmam tellere takıldığında, ölümlerde elma ağacına çıkarak kaybetmiştim çocukluğumu…

Sonra gençliğimi kaybettim.

Bu kayıpta, adına emperyalizm denilen canavarın uşağı olan Kenoş’un payı yadsınmazdı elbette.

Sonra armağan aldığım bir “Hayal”i kaybettim.

Evimin duvarına Picasso’nun Guernika Tablosu’nu yaptıracaktım.

Ne bir evim oldu ne de geriye bir hayali kaldı. Özellikle bu hayalimi, ters tosbaha gibi ranzada yatarken edinmiştim.

Kaybettim.

Bir ara hırsımı kaybetmiştim.

Öfke’m kaybolmuştu. Öfkeli olmadığım zamanlar yaşamadığımı hissettim.

Gerçekten, öfke, nefret, hırs… Bu tür değerler yaşamınızdan alındığında o zaman yaşamıyorsunuz sadece hayatta kalıyorsunuz.

İnsan ile hayvan arasındaki fark, ne akıl, ne zeka ne de başka bir şey… Benim şahsi tespitim.

İnsan, yaşamasını bilen hayvandır.

Veya, hayatta kalmayı yaşama çeviren canlıya insan denir.

Bu nedenle kaybettiğim, öfkemi, hırsımı ve nefretimi geri buldum.

Hüzünlerim ve özlemlerimi kaybetmiştim bir ara…

Tanıdık ölüler ve şarkılar bana bu kayıplarımı geri verdiler.

Bu arada kaybetmediklerim de oldu;

Örneğin edindiğim ilkeler; ilkelerimi hiç kaybetmedim.

Kaybetmediğim başka değerlerim de var; onları başka zaman konuşuruz.

Şimdi çok değerli bir varlığımı kaybettim; onu arıyorum.

O değerli halkımı arıyorum.

Hani yerli malı haftasında yüreği pır pır çarpan;

İstiklal Marşı çalarken, kalbi coşkuyla dolan ve saygıyla gökyüzüne bakan o halkımı…

Evet arıyorum; bir hata gördüğünde yüzünü ekşiyen, bir yalan karşısında yüzü kızaran, borca batmadan kıt kanaat geçinen, yemek yerken kapısı kapalı olmayan, sofrasına daima üç beş tabak fazla koyan halkımı arıyorum…

Dini duygular deyince hassas olan, dinci geçinenlere ödün vermeyen, inancını kendi vicdanında yaşayan, çalışkan, üretken, paylaşımcı halkımı…

Ben bu halkı kaybettim.

Doğu’da düşen bir yaprağın çıtırtısını Batı’da hissedip uykusu kaçan,

Çocuklarıyla kahvaltı yaparken başka çocukların doymak için artıklarını beklediğini gördüğü zaman boğazından lokma geçmeyen, vekilinin yakasına yapışıp hesap soran, hırsızı, yalancıyı, talancıyı cezalandırıp bağrına basmayan halkımı kaybettim.

Ne çocukluğuma ne gençliğime ne de ömrümü kaybettiğime yanıyorum…

Böyle bir sistemde bütün yaşamımı başından sonubna kadar kamuya hibe ettiğime bile yanmıyorum.

Ama bu halkı kaybettiğime yanıyorum.

İçim yanıyor;

O halk nerede?

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.