Tahliye Krizinde kim haklı

Yusuf Özer yazdı

28 Nisan 2015 Salı 07:35

Eğer mahkeme, eylemi sanığın gerçekleştirip gerçekleştirmediği konusunda vicdani bir kanaate varamıyorsa ve eylemi sanığın gerçekleştirmiş bulunduğunu delillere dayanarak vicdani kanaati ile söyleyemiyorsa, sanığın o fiili gerçekleştirmediği kabul edilir. Bu ilkeye, ceza yargılaması hukukunda, “şüpheden sanık yararlanır” (in dubio pro reo) ilkesi denilir.(Aanayasa madde-38/4,insan hakları evrensel beyannamesi madde 11,İnsan Hakları Avrupa sözleşmesi madde 14/2) böyle bir ilkenin kabul edilmesinin sebebi bir suçlunun cezasız kalmasının bir masumun mahkum olmasına tercih edilmesidir,başka bir ifade ile masumluk karinesidir. 

Ceza hukukunda asıl olan tutuksuz yargılama olduğuna göre, Hidayet Karaca ve tutuklu polisler hakkındaki tahliye kararının uygulanmaması, hukuk güvenliğinin yargı eliyle yok edilmesidir. 

Hidayet Karaca ve tutuklu polisler hakkındaki tahliye kararının uygulanmaması için, Sulh Ceza Hakimliğinden , “Yok hükmünde”  karar alınmasıyla aynı konuda iki karar oluşmuştur. Şu halde  hem, “Şüpheden sanık yararlanır” ilkesi ve hem de Sulh Ceza hakimliğinin bir mahkeme olmayışı dikkate alındığında  tahliye kararının derhal uygulanması gerekir. Aksi yöndeki uygulamaların tamamı, görevi kötüye kullanma ve hürriyeti tahdit suçlarını oluşturur.( Örgütlü işlendiğini düşünürsek çok daha vahim )

HSYK, Tahliye kararı veren mahkeme hakkında soruşturma açıldığını beyan ediyor, Ama “Yok hükmünde” kararı veren Sulh Ceza hakimliği hakkında inceleme başlatmıyor. Asıl, Sulh Ceza hakimliği aleyhine böyle bir soruşturma açılmalıdır. Çünkü Sulh Ceza hakimliğinin  böyle bir yetkisi yoktur. 16 Haziran 2014 günü AKP çoğunluğunun oylarıyla Meclis’ten geçen 6545 sayılı kanunla kuruldu bu hâkimlikler; arama, yakalama, tutuklama gibi işlemlerle görevlidir. Asliye Ceza Mahkemesince verilen bir kararı, Mahkeme bile olmayan Sulh Ceza Hakimliğinin yok hükmünde sayması ve ona göre yetkililerin işlem yapması suçtur.

Nasıl ki; Müdürlük, Genel Müdürlük ve Bakanlık olarak bir hiyerarşi var ise, Sulh Ceza, Asliye Ceza, Ağır Ceza ve Yargıtay şeklinde bir hiyerarşi vardır. Burada yapılan, Genel Müdürlüğün kararını, müdürün “Yok Hükmünde” diyerek uygulatmaması  kadar saçma bir durumdur. 

17-25 Aralık operasyonlarında savcının emrini yerine getirmeyen polislerle başlayan yargıdaki tahribat süreci, mahkemenin emrini yerine getirmeyen savcılarla devam ediyor.

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 10.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.