1 Mayıs emeğin bayramı

Selin Öztekin yazdı

01 Mayıs 2015 Cuma 06:14

    

1 Mayıs “EMEK-EKMEK”  bayramı; halkın bayramı, benim bayramım.

       

EMEK kelime anlamı; “Bir şeyin yaratılması ya da üretilmesi için harcanan beden ve kafa gücü. Uzun ve yorucu, özenli çalışma”.

“EMEK”, söylemesi bile güzel. “Üretmek, çaba sarf etmek, sabırla ilmik ilmik örmek.” Eğer, bir de işini severek hakkıyla yapıyorsan değme keyfine.

        Alın teridir emek, her zaman için kutsaldır. Bu herkes için de böyle olmalıdır. Maddi ve manevi açıdan paha biçilemez. Kimi zaman işine, kimi zaman da aşına emek verirsin; elinden gelenin en güzelini ortaya koymak için. Sonra da karşısına geçer ortaya çıkardığın ürettiğin emeğin şekle dönülmüş halini zevkle izlersin.

        Bezen de emeğinin karşılığını alamazsın. Maddi manevi adaletsizlikler olur. Üzülürsün, o an duymak istediğin sadece eline sağlıktır. Bazen de içten gelen güler yüzdür. Bazen de zarf içine konulmuş bir miktar paradır…

        1 Mayıs  işçi ve emekçiler tarafından dünya çapında kutlanan birlik, dayanışma ve haksızlıklarla mücadele günüdür. Ne hikmetse bizim ülkemizde emekçilerin coplandığı, tazikli su ile yıkandığı, biber gazi ile zehirlendiği, polisle halkın karşı karşıya geldiği gündür 1 Mayıs. Halkın yollara çıkıp yürüyüş yapmaya hakkını savunmaya, sesini duyurmaya cesareti yoktur. Çok eskilerde sendikalar vardı. Hak yolunda mücadele eden işçisini her konuda savunan arkasında duran SENDİKALAR vardı… Gerektiğinde verilmeyen bir saat fazla mesai için işçiler  servislere bindirilmez Adana E-5 karayolundan ellerinde açtıkları pankartlarla yürürlerdi. Bir işçiye yapılmış hareket bütün herkese yapılmış sayılırdı. İşverenin önünde sendika dimdik durur mücadeleden yılmazdı.Yıllar geçtikçe o sendikaların da ev araba karşılığında işçisini yavaş yavaş sattığına bizzat kendim de şahit oldum.

       Şimdiki durum içler acısı.

       Yoksul, ezilen, yönetilen, konuşturulmayan, halk!

      Onur, ekmek, toprak, insan halk!

       Halkı dinlemeden baskılarla, ülke yöneten bir padişah!

     Çevresinde bir sürü dalkavuk. Hep beraber koltuk sevdasına düşmüşler, ölümlü dünyada ölümsüzmüş gibi yaşıyorlar. “Padişahım çok yaşa” diyerek.

        Ne garip zalimlerin, zulümlerin, baskıların, emek gücünün sömürüldüğü ülke oldu “TÜRKİYEM”. Sızlanıyoruz ama hiçbir şey yapmıyoruz, halk kendi gücünün farkında değil. Unutmuş Kurtuluş Savaşı’nı Mustafa Kemal ATATÜRK’ün sadece halkın gücü ile bir ulusu yok olmaktan kurtardığını. En yakın geçmişini unutmuş. Ağlamak için bile vaktimiz yokken sürekli laf olsun torba dolsun muhabbetleri ile gün geçiriyoruz. Siyasetçilerin her biri ayrı telden çalıyor. Yazık çok yazık!

       Böyle gitsin istemiyorum. Her şeye rağmen İçimde yaşattığım karanlığa umut olacak bir ışık var. İnsanca düşünen, yaşayan,emeğe sahip çıkan insanların ülkesi olsun “TÜRKİYEM”.

      Tüm dünya işçileri dil, din, ırk ayrımı yapmadan kardeştir bugün. Kürdü, Türkü, alevisi, çerkezi, rumu, işçisi, amiri, memurun kardeş olduğu gündür bugün.

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 10.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.