Çukurova Üniversitesi Ramazanoğlu Konağı Kültür Merkezi bu kez baharı karşıladı.
Adana Kent Konseyi Kadın Meclisi Türk Sanat Müziği Topluluğu, Uğur Doğan Türe ve Şenay Apaydın’ın hazırladığı Nisan 2015 Konseri ile baharı Ramazanoğlu konağında karşıladı.
Bahar şarkıları seslendirildi.
Duyguların tablosu yapılabilir mi diye kendi kendime bir soru sorduğumda aklıma Vecdi Bingöl düşer. Eğin, coğrafya ve kültürünün yetiştirdiği bu değerli şairimiz, şiirleri ve güfteleri ile doğadaki anların tablosunu yapmıştır. Sadettin Kaynak’ın Hicaz Makamı’nda bestelemiş olduğu “Enginde yavaş yavaş gülün minesi soldu / Derdim bana arkadaş bu gün de akşam oldu / Gölgeler indi suya, kuşlar vardı uykuya / Gurbeti duya duya, bugün de akşam oldu./ Su yürür fısıldaşır, gider yâre ulaşır, / Yolcu yolda dolaşır (yaraşır), bugün de akşam oldu.”
Günün bu anını, insanın doğası ile bu denli bütünleştirerek anlatan insan elbette baharı da aynı içtenlikle anlatacaktır.
Güftesini Vecdi Bingöl’ün yazdığı ve Münir Nurettin Selçuk’un Rast Makamı’nda bestelediği eseri koro seslendirdi: “Erdi bahar sarı yine neşe cihanı / Evlenelim raks edelim lale zamanı.”
Ruhlarındaki incelikleri sazları ile bütünleştiren sanatçılar; Tambur; Uğur Doğan Türe / Ud; Yasin Önenli / Ud; Orhan karaoğuz / Keman; Güniz Küstü / Kanun; Toktay Sökmen ve Kudüm’de Esin Ünlü, el, ruh ve gönül birliği ile bizi baharla buluşturan saz sanatçılarıydı.
Nedret Kızıldenizli Arif Sami Toker’in Güftesi Fuat Edip Baksı’ya ait “Aşkımın ilkbaharı ilk heyecanım benim” adlı eseri seslendirdi.
KUDÜM ÖKSÜZ KALDI
Kudüm sanatçısı Esin Ünlü solist olarak sahne aldığında, Türk kadınlar Birliği Adana Şube Başkanı Ayşe Birkölge Kudüm’ü öksüz bırakmazdı. Ama bu kez, bir aksilik olarak yetişemedi. Esin Ünlü, Şekip Ayhan Özışık’ın nihavent makamındaki eserini seslendirdi: “Bahar gelmiş neyleyim / Neyleyim baharı yazı sen olmayınca”
Bahar coşkusu, sevinçler gibi paylaşılarak çoğalan bir duygudur. Paylaşılmamış baharın ne anlamı var… Yaşamın bütün evrelerindeki duygular gibi.
Baharı yalnız karşılayan şekip Ayhan Özışık’ın ardından, Teoman Alpay Nihavent Makamındaki eseri ile bizleri yeniden baharın neşe yolculuğuna çıkardı. Solist Süheyla Kahya’nın seslendirdiği eser : “Bahar geldi gül açıldı / Ruhuma neşe saçıldı.”
Yine Şekip Ayhan Özışık bu kez, baharı birlikte paylaşacağı sevgiliyi sitem ederek çağırıyor: “Ne zaman geleceksin, ne zaman geleceksin / Bu kaçıncı bahar nerde o verdiğin yeminler”
Eseri koro seslendirdi.
Baharı karşılama törenleri, içinde bulunduğumuz Orta Doğu Coğrafyasının en ilgi çekici ritüellerinden biridir. Baharı karşılama, bir çok inancımıza kaynaklık ettiği gibi kültürümüzün de temel taşlarından bir tanesidir. Ana Tanrıça Haldia’nın şımarık oğlu Doğa Tanrısı Telepunis küser ve kaybolur. Kış dediğimiz olay budur. Bir çok Tanrı devreye girerek, şımarık Tanrı Telepunis’i aramaya çıkar. Yeraltı Tanrıları’ndan Gökyüzü Tanrısı’na kadar… Sonunda Tanrı Anu, Telepunis’i bulur ve onun gönlünü alır. Bir anlamda neşe, bereket, sevinç ve toprak tanrısı olarak da kabul edilen Telepunis’i toprak üzerine çıkmaya razı eder. İşte Ortadoğu Coğrafyasının Nevruz’u budur. 1997 yılında Kaynak Yayınları tarafından basılan “Kendini Arayan Tanrı” kitabımda bu konuyu derinlemesine yazmıştım.
“Ne zaman geleceksin? Ana Tanrıça haldia’nın, Telepunis’i çağıran duygularına götürdü beni…
Umutla beklenen bahar bazen hayal kırıklığı ile sonuçlanabilir. Güftesi M.Nihat Etiz, bestesi İzzet Altınbaşa’a ait ve Ferhan Eren Aktaş’ın seslendirdiği Acem Kürdi makamındaki eserde ifade edildiği gibi: “Bak yine geçti bahar gül neylesin neylesin / Gelmeyince nazlı yar yol neylesin neylesin. Gönlündeki arzuyu dinmeyen bu sızıyı / Tanrı yazmış yazıyı kul neylesin neylesin.”
Bir dostum vardı: Abidin Güneyli. Adana’da İstatistik Kurumu Bölge Müdürü idi. Şiirle ilgilenirdi. Duygusal bir yanı da vardı. Şimdi emekli Mersin’e yerleşti. 40 yaşına geldiği zaman bir şiir kitabı yayınladı “Kırk Bahar geçti” diye. Abidin Güneyli, yıllarınıyaşadığı bahar sayısı ile özleştirmişti.
Sonra bir şiir kitabı daha yayınladı: “Beş bahar daha geçti” adında. Sayın Güneyli’ye uzun ömürler diliyorum. Yaşadığı baharları saymaya devam etmesini temenni ediyorum.
Sonbahar hüzünler ayı, bahar olarak nitelediğimiz ilk baharlar ise sevinçler mevsimidir. Ama, insana yaşanan duyguların mevsimlere itaat ettiği pek söylenemez. Bazen baharlarda yaşanır terk edişler. Bize neşeyi çağrıştıran baharlar bazılarına terk edilişleri çağrıştırır.
Şekip Ayhan Özışık, Muhayyer Kürdi Makamı’ndaki şarkısında bu terk edilişi ölümsüzleştirir: “O beni bir bahar akşamı terk edip gitti / Ne o geri geldi ne bu ömür bitti / Nerdesin, nerdesin yeşil gözlü meleğim / nerdesin, nerdesin şirin gözlü bebeğim.”
Kadriye Şimşek hanımefendi yılların verdiği bir duygusallıkla eseri seslendirdi. (Bu arada sayın Şimşek, Avustralya’da yaşayan bir hanım efendi. 6 ay Türkiye’de 6 Ay Avustralya’da yaşamaktadır. Ve Türk Müziği ile ilgilenmektedir. Ayrıca takdir ettim.
İKİNCİ BAHAR DUYGUSU
“İkinci bahar” duygusunu yaşamış pek az insan vardır. İkinci baharı ister yeni bir aşk, ister kartalların kendini yeniden yaşama döndürmesi isterse bir Anka Kuşu gibi kendi küllerinden yeniden doğması sayın; ne sayarsanız sayın, ikinci bahar yoğun duygular kervanıdır.
İlk dinlediğimizide gerçekten tanım yerindeyse “gönül telimizi titretmişti…” Özdemir Erdoğan’dan dinlemiştim. Hicaz Makamı’ndaki İkinci Bahar eserini. Şimdi Deniz Türkeş’ten dinledik: “Gamze gamze bir gülüver şimdi / Beni göğsüne alıver şimdi / mevsimi geldi susadım aşka / Benimle bir bütün oluver şimdi.”
Bu şarkı, yaşamda kaybolanların yeniden çağrılışı ve özlemle beklenişidir. Bu konuya devam edemeyeceğim. Sonraya kalsın.
Ve solst Aysun Karlılar, bizi hüzün dünyasından çıkarıp, sevinç dünyasına yeniden getirdi: “değdi saçlarıma bahar gülleri / Nazende sevgilim yadıma düştün / Sevenin bahtına bir güzel düşer / Sende tek sevgilim aklıma düştün.” Azeri besteci Bekirof ‘un (Böyle bir sanatçı var mı ben şüpheliyim. Hakkında ne bir bilgi ne de başka eser bulabildim.) Hicaz Makamı’ndaki eseriydi.
Koro, Dede Efendi’nin “Baharın zamanı geldi a canım / Yavru ceylan gel gidelim” adlı Hicaz makamı’ndaki eserini dinleyiciler ile paylaştı.
Şeyh Ethem Efendi’nin Hüzzam Makamı’ndaki eseri olan “Bahar oldu beyim evde durulmaz / Bu mevsimde çemenzare doyulmaz / Gezer bülbül gibi gönlüm yorulmaz / Bu mevsimde çemenzare doyulmaz” şarkısını Neriman Aşarsoylu seslendir. Kırlara, doğaya davet eden bir şarkıydı.
Ve Nevreser Kökdeş, duygu yüklü bu sanatçı, Bestesi ve Güftesi kendisine ait olan “Gül olsam ya sümbül olsam beni koklar mısın / Süzgün süzgün bakışlarla gizli yalvarışlarla / Başımı göğsüne koysam beni okşar mısın?”
Koro’nun seslendirdiği Hüzzam makamı’ndaki bu eserin ardından koro yine Nevreser Kökdeş’in Mahur Makamı’ndaki “Bahar Pembe beyaz olur / Güzeller neşeli olur” şarkısını seslendirdi. Salona gerçekten bahar geldi.
Vivaldi’nin Dört Mevsim Konçertosu vardır. Eseri baştan sona dinlediğimde gerçekten dört mevsim içinde yolculuk yaparım. Bu kez, Çukurova Üniversitesi Ramazanoğlu Konağı Kültür Merkezi’ne gerçekten bahar geldi.
Saimbeyli Feke arasındaki coğrafya baharın evidir; Tıpkı Niğde yolu üzerindeki Çamardı’nın Sonbaharın evi olması gibi. Bu kez Ulucami çevresinde bahar yaşandı.
Geleneksel olarak sonunda 10. Yıl marşının hep birlikte seslendirildiği dinleti sona erdiği zaman, o baharı insanların yüzlerinde, gözlerinde ve seslerinin frekanslarında da gördüm.
Her insanın yüzünde baharı seyrettim.