Bir anayasa hikayesi

Doğan Gülbasar yazdı

07 Mayıs 2015 Perşembe 07:30

12 Eylül 1980 bir Cuma sabaha karşı askerler yönetime el koydu...

Anayasayı askıya aldılar.

Parlamentoyu feshettiler.

Siyasi partileri kapattılar.

Siyasileri yasaklı ilan ettiler.

Gençleri cezaevlerine doldurdular.

Gazetelere sansür uyguladılar.

Yaşı küçük çocukları astılar.

Ne sendika kaldı, ne de sivil toplum örgütü, hepsinin kapısına kilit vurdular.

Yani Türkiye’yi açık hava cezaevine çevirdiler, memleketi tam bir faşist anlayışla yönettiler.

Türkiye’de yönetimi silah zoruyla ele geçirdikten sonra kafalarına göre hazırladıkları anayasayı halk oyuna sundular, sözümona referandum yaptılar.

Anayasa referanduma götürülmeden önceki süreçte cuntanın başı Kenan Evren kent kent dolaşıp yeni anayasanın erdemlerini anlattı! Anayasaya karşı çıkanları “yıkıcı”, “bölücü”, “komünist”, “anarşist” ve “vatan haini” ilan etti. Anayasanın demokratik olmadığını savunan gazetecilere davalar açıldı, gazeteler kapatıldı.

Uygulamanın adı referandumdu ama uygulamada tek taraflı bir propaganda vardı. Yani halk oyuna sunulan anayasa ya kabul edilecekti ya da kabul edilecekti! Tek kale maç gibi.

7 Kasım 1992’de oylanan anayasa yüzde 8.63’e karşı 91.37 oy oranıyla kabul edildi ve yürürlüğe girdi. Halk iraderi tecelli etmişti! Milli irade böyle istemişti! İstedikleri gibi oldu.

Oylamada kullanılan zarflar tost kaşarı gibi incecikti. Yani içi görünüyordu. Sıkıysa hayır oyu kullan görevlilerin gözü önünde. Çünkü mavi pusula hayır, beyaz pusula ise evet için kullanıldı. Mavi pusula zarfın içinde nal gibi sırıtıyordu. İşte o koşullar altında milli irade tercihini yaptı!

Şimdi durup dururken nereden aklıma geldi bu olay bilmiyorum.

Ancak demem o ki cuntacılar bile demokrasicilik oynadı zamanında.

Bugün demokrasiyi, sandığı, seçimi ve milli iradeyi dilinden düşürmeyenler nedeniyle böyle nostaljik bir yazı gündeme gelmiş olabilir.

Bilemiyorum, olabilir...

Belki...

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.