Arka Plan'da bu hafta Annelerimiz var

Niyazi Sertkalaycı ile Arka Plan yine dopdolu

12 Mayıs 2015 Salı 09:16

        

            Yaşamaz demişler. Çocuk mu? Hanım mı? çizgiye bakar mısınız?. Tercih yapmak zorunda bile kalınılmış. Herkes farklı taşır. Herkesin acısı kendine acıdır. Ama iyi anlarım anemi hastalığının ne olduğunu.

             79 Sonbaharında başlamış herşey. Ahmed Arif'e gönderme yapar gibi;   Doğdun, Üç gün aç tuttuk,Üç gün meme vermedik sana... 3 ay boyunca ölümle yaşam arasında ince bir çizgi. Yaşam dediğimiz şey tesadüf, ölüm ise bahane değil mi? 3 ay boyunca hem de o zor dönemlerde hastanelere taşınmış bütün aile erkanı. Bir yanda Annem, diğer yanda  ben.  Sadece 9 aylık bir dönemden ibaret bilenlere inat bir söylemle, Ya Sonrası?

            İnsanlar doğarlar, yaşarlar ve ölürler. Doğum ve Yaşamın bir kısmı annelik için zor süreçtir.  Ölüm sürecide bazen denk gelebilir ama, normal ortalamaya bakıldığında daha çok doğum süreci ve bireyi hayata adapte edip, bir takım DEĞERLERİ öğretme çabasına bakıldığında annenin değeri anlaşılır.

            Yani olay bir nevi hamilelik süreci ile değerlendirilmemeli kanımca.  Baş Tacı mı ? işte onun için bu soru, sadece o kadar mı? Taç etmek yeter mi annelerimizi.  2 gün geriden geldiğimiz oluyor. 2 gün içerisinde hemen unuttuz mu? ... Sadece 2. pazar değil her pazar hatırlasakta azdır. Her an yanında olduğunuzu hissettirmeniz yeterli olacaktır. Sizin mutluluğunuz zaten onun mutluluğu olacaktır.

            Heredotun bir hikayesiyle fotoröportajımızı daha da belirginleştirelim. Yaradanın, seçilmişlerini emanet ettiği, bizimse nasıl olsa elimizin altında deyip kıymetini bilmediğimiz, meleklerin hikayesi. Görüpte görmemezlikten gelen, biz hastalandığımızda nane limon kaynatan, kendi hastalandığında çamaşırımızı yıkayıp, gömleğimizi ütüleyen, o en kıymetli meleğin hikayesidir bu.  Aşık olduğumuzda bizimle ağlayan, bizimle gülen, bizimle yatan bizimle uyanan, dünyanın en güzel patateslerini kızartıp, en şahane köftelerini yapan, o varlığı. Geceleri kapı diplerinde gelmeyeceğini bile bile, seni bekleyen. Gözyaşını içine içine akıtıp yüzüne gülen, yastıklarda yorganlarda kokusunu aradığımız, Anamızın hikayesi...  " Vaktiyle delikanlının biri, çok genç, çok güzel ama çok zalim bir kıza aşık olmuş. Kız benim olsun diye yanıp tutuşmaktadır. Seni seviyorum diye sevgisini ilan ettiği zaman, ispat et bakalım der. Emret sultanım dediğinde, o zalim elekçi; annenin kalbini istiyorum, köpeklerime yedireceğim  der. Genç adam eve doğru yol alır ve gözyaşları içerisinde annesine durumu anlatır. Ana yüreği bu dayanabilir mi? Yeter ki oğlum mutlu olsun der, kalbini vermeyi kabul eder. Haydi evladım! çal bıçağı gözünü kırpma der. Delikanlı annesinin kalbini bir mendilin içerisine koyup, yola çıkar. Yol da yürürken ayağı bir taşa takılıp, ağzının üzerine düşer. Annesinin kalbide yuvarlanıp bir köşeye düşer. İşte o an, gayriihtiyari AH ANAM diye bağırır. Anasının mendilin içerisindeki kalbi bir anda dile gelir. EVLADIM BİR TARAFIN ACIDI MI? " Gördünüz mü dostlar, ağlayan yine anamız oldu. Boşa dememişler ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar diye.

            Fotoğraflar hikayeleri hep güçlü kılmıştır. Sözün bittiği yerde Fotoğraf kareleri bir çok şeyi anlatır. Doğruyu söyleyip söylememesi tartışılır.  Kimin doğrusu ise elbetteki üretenin olmakla beraber, değişkenlik gösteren değerleri de vardır. Fotoğraflardaki duygu ve düşünceler, anneliği ne güzelde anlatıyor değil mi?

 

 

 

Kıymetli okurlar aşağıda, dev gibi şairin, şiirinin cevaplarını almak, daha da önemlisi anlamak gerekir...

ANNEN

 

Sen bir avuç bebektin

Kimdi süt veren sana,

Hastalandın ölecektin

Kim kanat gerdi sana?

 

Senin minik başını

Avuçlarına alıp

Gece uykusuz kalıp

Kucağında kim salladı

Ağladın, seninle kim ağladı

        Annen!

 

Sana ilk adımını attıran kimdir

Konuşmayı öğretti sana bir bir

         Annen!

 

Sen şimdi giderken okula

Sefertasını kim hazırlar?

Kim bakar arkandan yola?

Sende en çok kimin hakkı var

Kimdir seni en çok seven

         Annen!

 

Dünyayı hiç değilse bir günlüğüne

allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar

oynasınlar türküler söyleyerek yıldızların arasında

dünyayı çocuklara verelim

kocaman bir elma gibi verelim sıcacık bir ekmek somunu gibi

hiç değilse bir günlüğüne doysunlar

dünyayı çocuklara verelim

bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı

çocuklar dünyayı alacak elimizden

ölümsüz ağaçlar dikecekler

            Evet sevgili dostlar bu haftaki fotoröportajımızda  Meleklerle baş başa olmaya, onları anlatmaya ve anlamaya çalıştık. Bundan sonra  ARKA PLAN yerine, sadece yılda bir değil her gün ÖN PLAN'da tutulmasını temenni ediyor, bu vesile ile tüm annelerin öpülesi ellerinde öpüp, anne adaylarının bugününü tebrik ediyor, ebediyete intikal etmiş tüm annelere mevlamdan rahmet diliyorum. Sevgiyle kalın...

2(1).gif3(1).gif4-009.gif5-008.gif6-008.gif7-004.gif

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 10.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.