Yaşamaz demişler. Çocuk mu? Hanım mı? çizgiye bakar mısınız?. Tercih yapmak zorunda bile kalınılmış. Herkes farklı taşır. Herkesin acısı kendine acıdır. Ama iyi anlarım anemi hastalığının ne olduğunu.
79 Sonbaharında başlamış herşey. Ahmed Arif'e gönderme yapar gibi; Doğdun, Üç gün aç tuttuk,Üç gün meme vermedik sana... 3 ay boyunca ölümle yaşam arasında ince bir çizgi. Yaşam dediğimiz şey tesadüf, ölüm ise bahane değil mi? 3 ay boyunca hem de o zor dönemlerde hastanelere taşınmış bütün aile erkanı. Bir yanda Annem, diğer yanda ben. Sadece 9 aylık bir dönemden ibaret bilenlere inat bir söylemle, Ya Sonrası?
İnsanlar doğarlar, yaşarlar ve ölürler. Doğum ve Yaşamın bir kısmı annelik için zor süreçtir. Ölüm sürecide bazen denk gelebilir ama, normal ortalamaya bakıldığında daha çok doğum süreci ve bireyi hayata adapte edip, bir takım DEĞERLERİ öğretme çabasına bakıldığında annenin değeri anlaşılır.
Yani olay bir nevi hamilelik süreci ile değerlendirilmemeli kanımca. Baş Tacı mı ? işte onun için bu soru, sadece o kadar mı? Taç etmek yeter mi annelerimizi. 2 gün geriden geldiğimiz oluyor. 2 gün içerisinde hemen unuttuz mu? ... Sadece 2. pazar değil her pazar hatırlasakta azdır. Her an yanında olduğunuzu hissettirmeniz yeterli olacaktır. Sizin mutluluğunuz zaten onun mutluluğu olacaktır.
Heredotun bir hikayesiyle fotoröportajımızı daha da belirginleştirelim. Yaradanın, seçilmişlerini emanet ettiği, bizimse nasıl olsa elimizin altında deyip kıymetini bilmediğimiz, meleklerin hikayesi. Görüpte görmemezlikten gelen, biz hastalandığımızda nane limon kaynatan, kendi hastalandığında çamaşırımızı yıkayıp, gömleğimizi ütüleyen, o en kıymetli meleğin hikayesidir bu. Aşık olduğumuzda bizimle ağlayan, bizimle gülen, bizimle yatan bizimle uyanan, dünyanın en güzel patateslerini kızartıp, en şahane köftelerini yapan, o varlığı. Geceleri kapı diplerinde gelmeyeceğini bile bile, seni bekleyen. Gözyaşını içine içine akıtıp yüzüne gülen, yastıklarda yorganlarda kokusunu aradığımız, Anamızın hikayesi... " Vaktiyle delikanlının biri, çok genç, çok güzel ama çok zalim bir kıza aşık olmuş. Kız benim olsun diye yanıp tutuşmaktadır. Seni seviyorum diye sevgisini ilan ettiği zaman, ispat et bakalım der. Emret sultanım dediğinde, o zalim elekçi; annenin kalbini istiyorum, köpeklerime yedireceğim der. Genç adam eve doğru yol alır ve gözyaşları içerisinde annesine durumu anlatır. Ana yüreği bu dayanabilir mi? Yeter ki oğlum mutlu olsun der, kalbini vermeyi kabul eder. Haydi evladım! çal bıçağı gözünü kırpma der. Delikanlı annesinin kalbini bir mendilin içerisine koyup, yola çıkar. Yol da yürürken ayağı bir taşa takılıp, ağzının üzerine düşer. Annesinin kalbide yuvarlanıp bir köşeye düşer. İşte o an, gayriihtiyari AH ANAM diye bağırır. Anasının mendilin içerisindeki kalbi bir anda dile gelir. EVLADIM BİR TARAFIN ACIDI MI? " Gördünüz mü dostlar, ağlayan yine anamız oldu. Boşa dememişler ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar diye.
Fotoğraflar hikayeleri hep güçlü kılmıştır. Sözün bittiği yerde Fotoğraf kareleri bir çok şeyi anlatır. Doğruyu söyleyip söylememesi tartışılır. Kimin doğrusu ise elbetteki üretenin olmakla beraber, değişkenlik gösteren değerleri de vardır. Fotoğraflardaki duygu ve düşünceler, anneliği ne güzelde anlatıyor değil mi?
Kıymetli okurlar aşağıda, dev gibi şairin, şiirinin cevaplarını almak, daha da önemlisi anlamak gerekir...
ANNEN
Sen bir avuç bebektin
Kimdi süt veren sana,
Hastalandın ölecektin
Kim kanat gerdi sana?
Senin minik başını
Avuçlarına alıp
Gece uykusuz kalıp
Kucağında kim salladı
Ağladın, seninle kim ağladı
Annen!
Sana ilk adımını attıran kimdir
Konuşmayı öğretti sana bir bir
Annen!
Sen şimdi giderken okula
Sefertasını kim hazırlar?
Kim bakar arkandan yola?
Sende en çok kimin hakkı var
Kimdir seni en çok seven
Annen!
Dünyayı hiç değilse bir günlüğüne
allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar
oynasınlar türküler söyleyerek yıldızların arasında
dünyayı çocuklara verelim
kocaman bir elma gibi verelim sıcacık bir ekmek somunu gibi
hiç değilse bir günlüğüne doysunlar
dünyayı çocuklara verelim
bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı
çocuklar dünyayı alacak elimizden
ölümsüz ağaçlar dikecekler
Evet sevgili dostlar bu haftaki fotoröportajımızda Meleklerle baş başa olmaya, onları anlatmaya ve anlamaya çalıştık. Bundan sonra ARKA PLAN yerine, sadece yılda bir değil her gün ÖN PLAN'da tutulmasını temenni ediyor, bu vesile ile tüm annelerin öpülesi ellerinde öpüp, anne adaylarının bugününü tebrik ediyor, ebediyete intikal etmiş tüm annelere mevlamdan rahmet diliyorum. Sevgiyle kalın...
.gif)
.gif)



