Gitme diyorum heveslerime

Sedat Memili yazdı

21 Mayıs 2015 Perşembe 06:45

 

Alıp başını “Gitme” diyorum heveslerime…

Haylaz, alıp gidiyor başını.

Kalsın diye yalvarmıyorum ama gitmesini de istemiyorum: öyle bir gidiyor ki usul usul.

Gitmenin hakkını veriyor. Her giden bir parça bırakır geride: ama heves pinti, açgözlü, her şeyi silip süpürerek gidiyor.

Birçok gidiş, geri dönüş umutları da taşır. Zamanın eskittiği hevesler, elinden uçtu mu geriye hatıralarını da alıp götürüyor.

Heveslerin gelişi elinde olmadığı gibi gidişi de elinde değil insanın.

Ne çok düş kırıklığı yaşarmış insan kendi hayatında.

Neredeydi bunlar o gençlik rüzgârları estiğinde neden görememişim? Rüzgârla savrulup giden hevesler nerede şimdi?

Aramak bile bir heves işiymiş.

“Dolu rüzgârla çıkıp ufka giden yelkenli

Gidişin seçtiğin akşam saatinden belli…” Kim bilir belki de Yahya Kemal Bayatlı böyle bir gidişin arkasından baka kaldı. Benim gibi, zamanın tuzağına düşen senin gibi onlar gibi…

Bazen hayatımızdan usulca, sessiz ve habersiz gidenlerin farkında olmuyoruz. Bir anı, bir bakış, bir duyuş, hayatımızdan ne çok şeyin gittiği gerçeğiyle yüzleştirir bizi.

Bazı şeyler de gözümüzün içine baka baka, yüreğimizden kopa kopa gider.

Son gücümüzle tutunuruz ama onlar bizi yere serer de gider.

İstemediğimiz şeyle dolar yaşantımıza.

“Bu tanıdık yüz ben miyim Allah’ım” dedirtir şaire.

Bir bakarsınız ki, bir ömrü birlikte tükettiğiniz tanıdıklar yabancı ve uzak; bir ömür kaçtıklarınız ise yakın ve sımsıcak.

Toprağı bir başka seversiniz o zaman.

Toprak kokusunun yeniden yaşamı simgelediğini en çok yalnız kaldığınızda anlarsınız.

Keşke yalınayak dolaşsaydım; keşke sevdiklerimi daha çok öpebilseydim ve keşke kırdığım kalplerin sayısı hayatımda hiç olmasaydı ve keşke kalbimi kıranları unutabilseydim. Aşkın uykusuz bıraktığı geceler şimdi çok gerilerde kaldı. Hayalimden bile uzaklar. Gecelerim yine uykusuz; ama sabahsız ve yarınsız…

Aşk, sabahları ve yarınları üretiyormuş… Yarınsız ve sabahsız kaldığında insan daha çok anlıyor, yaşamdan habersizce çekip giden aşkları.

“Gitme” diyorum heveslerime; “senden önce yaşlandım” diyor bana. Üstelik haylaz ve pervasızca yanıtlıyor: “Ben buradayım, giden sensin diyor…”

Hintli bir düşünür geldi aklıma. Uzun bir yola giderken yorgunluktan bir ağacın altında dinlenmek amacıyla uyumuş. Rüyasında kırlarda uçuşan bir kelebek görmüş. Uyandığında kendi kendine düşünmüş : “Ben mi kelebeği rüyamda gördüm, kelebek mi beni rüyasında?”

Gerçekten heveslerim mi beni terk ediyor ben mi heveslerimi?

Yaşam mı benden gidiyor ben mi yaşamdan?

Bu kez heveslerimin sessizce fısıldamaları beynimin derinliklerinde yankılanıyor ve bana: “Gitme” diyor.

Birbirimize “gitme” diyerek uzaklaşıyoruz.

Keşke diyorum keşke, alıp başını gitmeden heveslerin değerini bilseydim.

Ve “keşke” diyor “keşke” hevesler; “sen gitmeden değerini bilseydi”.

Şimdi uzaktan duyulan bir şarkı… Ne şarkısı?

Hatıralarının sisli sayfalarında bile kalmadı…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 10.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.