Star Akşam Lisesi..

Sedat Memili söyleşisi..

27 Mayıs 2015 Çarşamba 05:00

ÖZEL STAR AKŞAM LİSESİ KURUCUSU: YILDIZ KUŞ

ODASINA AÇILAN KORİDOR SEVİNÇ YOLU…

Kutsal Kitap “Oku!” Diye  Başlar.

İstiklal Marşımız, “Korkma” diye başlar, inancımızın Kutsal Kitabı’da “Oku! Yaradan Rabbinin adı ile! Oku!” diye emreder. (.) “Oku! İnsana bilmediklerini belleten, kalemle yazmayı öğreten Rabbin en büyük kerem sahibidir.”

Çevremde, insanların okuma haklarına saygılı birçok insan tanıdım benim için hepsi de eli öpülesi değer taşımaktadır.

Ancak bir tanesi var ki insanların okuma hakkına neredeyse ibadet edercesine kendini adamıştır. Borsa Lisesi’nin Efsane Matematik Öğretmenliğinden Akşam Liselerinin Efsane öğretmenliğine yükselen Yıldız Kuş…

Eğitim Benim İbadetimdir

Bizim neslin zihnindeki “Meçhul Öğretmen” anlayışının son temsilcilerinden.

Onu ender olarak ağlarken görmüştüm; birincisi babasını son yolculuğa uğurladığı zaman diğerleri de bir insanı yaşama yeniden kazandırdığı zaman.

Birincisi acı, ikinci ve daha sonraları hep sevinç gözyaşlarıydı.

“Benim ibadetim bu…” der kendi anlayışıyla. Tanışıklığımızın 20. Yılı münasebetiyle kendisiyle görüştüm.

 

Başaranlar El Öpüyor Ya Başaramayanlar

“Öğretmenim ne güzel 20 yıl önce emekli oldunuz. Hala nedir bu mücadele? Yorulmadınız mı? Neden bu Akşam Lisesi?

“Kendimi hep öğretmen olarak hatırlıyorum. Sanki hiç çocuk olmadım, sanki öğretmen olarak doğduğumu hissediyorum. Öğretmenliği severek yapıyorum. Her öğretmenden (Hele biraz yaşı ilerlemişse) şunu dinlemişsinizdir, işte falanca yerdeydim bir genç elimi öptü. Kendini tanıttı. Doktor, mühendis vs. olmuş. Öğretmenini minnetle anıyormuş vs. Bu hemen hemen her öğretmeni gururlandıran olaylardandır. Ancak benim kafama hep takılan, yolda karşılaştığında “elinizi öpmeye utanan” öğrencilerinizin olup olmadığıdır. Hayatta her şey insan içindir. Öğrenci iken, kaza geçiren, ailesi zor duruma düşen veya ne bileyim gençlik etkisiyle hata yapıp öğrenimini yarıda bırakan ve sonra isteyip de devam edemeyenler…

Başaranlarda bizim katkımız vardır; peki başaramayanlar da bizim katkımız yok mudur? Öyle insanlar tanıdım ki, okumak, bir meslek sahibi olmak için çok uğraşırlar, ama ellerinde olmayan bir aksilik, geçici bir sağlık sorunu veya geçici bir sıkıntı ile eğitimine devam edemeyip, kahrolan insanlar tanıdım.

Emekli olmadan önce karar vermiştim; okula gelip gidenler zaten devletin kontrolü altında, ama ben örgün öğretimde okuma hakkını kaybetmiş insanlar için bir şeyler yapacaktım. Bir kişiye bile katkım olabilirse kendimi başarılı sayacaktım.

İşte gördüğünüz gibi tam 19 yıl oldu. Kuruluşunda siz de vardınız. Ne sıkıntılar yaşandığını biliyorsunuz. Ama, yeniden topluma kazandırdığımız her insanın gözlerindeki ışıltıyı görünce hiçbir sıkıntımızı hatırlamıyoruz.”

“Gerçekten de tanığım. Ama okuyucularımız için soruyorum. Akşam Liselerinin amacı bu mudur?”

“Özünde yasalarımıza göre amaç şu: ‘Gündüz orta öğretime devam edemeyenler ile orta öğretim kurumundan ayrılanlara (Öğrenim hakkını tamamlamış – yani iki kez sınıf tekrarı yaparak okuldan ayrılmış) veya açık öğretim liselerinden ayrılanlara eğitim öğretim olanağı sağlamaktır.’

Daha açık anlatımla, gündüz okullarına gitme hakkını kaybetmiş olanların eğitimlerine devam etme hakkı sağlayan bir sitemdir Akşam Liseleri…

“Kayıt için hangi belgeleri istiyorsunuz?”

Önce öğrenim belgesinin aslını istiyoruz. (Orta okul diploması veya son ayrıldığı okuldan tasdikname); 2 Adet vesikalık fotoğraf; Nüfus Cüzdan örneği; Askerlik Çağındaki adaylar için askerlik durum belgesi… Bu kadar.

“Askerlik Durum Belgesi deyince bu okula kayıt yaptıranlar, askerliklerini tecil ettirebiliyorlar mı?”

Elbette, bu okula kayıt yaptırıp devem etmek, askerliği tecil nedenlerindendir.

“Sayın Öğretmenin kimler bu okula kayıt yaptırabilir?”

18 yaşını tamamlamış olmak kaydıyla ilköğretim veya ortaokulu bitirenler; herhangi bir nedenle orta öğretim kurumlarından ayrılanlar; Orta öğretim kurumlarında hakkı bitenler; Açık Öğretim Liselerinden ayrılanlar… Anlayacağınız kimse hakkımı kaybettim diye düşünmesin. Buyursun kendisine bilgiler verelim. Belki bilmediği hakların sahibidir.

“Bu okuldan mezun olanların sahip oldukları haklar ile gündüz liselerinden mezun olanların hakları farklı mıdır?”

Kesinlikle hayır. Okulumuzdan diploma almaya hak kazanmış herkes, resmi liselerden mezun olunca hangi haklara sahipse o haklara sahip olur. Hatta bakın bazı öğrenciler, gündüz çalışma olanaklarını kaybetmemek için gündüz işlerine gidiyor akşam gelip müfredatı takip ediyor.

“Üniversiteye girme hakkı?”

Sen biliyorsun…

“Değerli öğretmenim ben size en az tanıdığım elli kişinin adını sayabilirim. Okuyucularımız için bilgi istiyorum.”

Umudunu kaybetmiş ve ne yapacağını bilmeyen bir insanı topluma kazandırmak benim için ibadet derecesinde önemlidir. Ancak bu insanın üstüne üstlük bir de üniversiteyi kazanmış olduğunu görmek; işte benim onur madalyam budur. Gönlümde bu madalyalar dolu… Bazı duygular gerçekten anlatılmıyor; yaşanıyor… (Öğretmenin gözleri yine doldu) Düşünün ki kendisini tükenmiş, bitmiş ve toplumda gereksiz sayma psikolojisine girmiş bir insanı alıyorsunuz ve onu Yüksek Öğrenim Kurumlarına yolcu ediyorsunuz… Bir öğretmen için daha büyük bir ödül hayal edebiliyor musunuz?”

KAPISINA GİDEN YOL SEVİNÇ YOLU

Benim Notum: Sayın okuyucu, Yıldız Öğretmen benim için bir öğretmen olmaktan çok eğitim dalında “gizli hayır makinesidir.” Şöyle bir olaya defalarca tanık olmuşumdur; Hakkını kaybetmiş bir öğrenci ile tanışır. Ailenin de durumu yerindedir. Ancak, eğitim konusunda yeterli bilince sahip olamadıkları için “okuyup da ne olacak?” mantığı içindelerdir. İşte bu öğretmenimin en tahammül edemediği anlayış türüdür. Çocuk için anne ve baba ile kavga etmeye başlar. Sanki anne babası kendisiymiş gibi… Anne babayı küstürecek ölçüde çocuğa sahip çıkar… Bir dönem geçer aynı anne ve babanın bir demek çiçek ile uslu usturuplu öğretmene teşekküre geldiğini çok görmüşümdür. Ayrıca farklı bir yön daha var. Bu kez anne baba bilinçli ama gelin görün ki çocuk haylaz. Gençliğin verdiği etki vs… ne derseniz deyin. Söz dinlemez, ele avuca sığmaz… Açıklayamazsınız ama çocuğun böyle giderse bir suçlu potansiyeline sahip olduğunu hissedersiniz… Anne baba bir şeyler yapmak istiyor; Ancak çaresiz… Öğretmenim devreye girer. Aynı kavgalar, dövüşler bu kez çocukla yaşanır. Bir müddet geçer, öğretmen odasına giden koridorda bu kez çiçek taşıyan üç kişi görüsünüz. Anne, baba ve çocuk… İşte böyle zamanlarda öğretmeni ağlarken görüyordum. Ben aynı koridorda yüksekokulu bitirip evlenen ve eşi ve bir buket çiçekle birlikte öğretmenin elini öpmeye gelen çok kişi gördüm. Onun için öğretmenin odasına açılan koridora sevinç yolu derdim

Elbette okul açılalı 19 yıl oldu. Bu zaman içerisinde insanı sevindiren, hüzünlendiren, tebessüm ettiren binlerce olay olmuştur. Ancak, “Star Akşam Lisesi” deyince zihnimde değişmeyen bir algı vardır… Don Kişot gibi, sistemin yel değirmenlerine karşı tek başına direnen, mücadele eden ve başaran bir Yıldız Kuş ile bu yapıya ümitsiz ve yaşama küskün olarak girip de kendine güvenen ve yaşamı yeniden kazanmış, insanlar olarak çıkanlar…

İşte aklımda kalan bunlar…

Zihnimde bu duygularda Yıldız Kuş Öğretmene sordum:

“Vermek istediğiniz mesaj?”

Kimse hayattan kokmasın; insan daima kendini çevreleyen olumsuzluklardan üstündür. Çıkış yolu mutlaka vardır. Eğitim konusunda devletimizin verdiği haklar vardır. Vatandaş bunu bilmeyebilir. Mimar huzurlu bina yapar; doktor, sağlığınıza kavuşturur; duvarcı duvar örer… Eğitim benim işim değil yaşam biçimimdir. Soluğum ise başaran öğrencilerdir.

Kimseden sıkılmam, gocunmam, yorulmam… Buyursunlar eğitim konusunda kendilerine farklı ufukları gösteren farklı pencerelerin olduğunu anlatayım.

Adana medya Gazetesine teşekkür ediyorum…”

 

  

 

 

 

 

 

 

 

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.