Fatih Ve Ayasofya

Talat Özyürek yazdı

01 Haziran 2015 Pazartesi 09:35

İstanbul 29 Mayıs 1453 Salı günü Fatih ve onun şanlı ordusu tarafından fethedilmiş, bir çağ kapatılıp bir çağ açılmıştır…

‘ İstanbul mutlaka fethedilecektir, onu fetheden komutan ne güzel komutan, onu fetheden ordu ne güzel ordudur.’

  Fatih henüz 10 yaşlarında iken hocaların hocası Akşemseddin kulağına eğilip fısıldar:

’ Hedefini belirle!’

Hedef belirlenmiştir. Kostantiniye mutlak fethedilecektir! Çünkü bu Fahri Kâinat Efendimizin emriydi…

 Hocası Şemseddinin, tüm feraset kokan, tespit ve telkinlerine rağmen Fatih ‘Hocam, ya şartlar elverişli olmazsa?’ Diye sorduğunda ise Ak Hoca hiç duraksamadan;

‘Şartlara teslim olmazsan şartlar değişir, sana teslim olur. Çok çalışır, dua eder ve çok istersen, Allah’ın rahmeti tecelli eder, rahmet tecelli ettiğinde ise nice olmazlar olur.’

Bu hiç tenakuzsuz sözler karşısında Sultan İkinci Mehmet, çocukluğuna bakmadan, Bizans’ın fethini tahayyül ve tefekkürlerle canlandırmaya, hazırlıklarını da ona göre yapmaya başlar.

‘Dersine al beni irşad eyle bir dem senin dersinde bulunma lezzeti cihan padişahlığından âlemdir.’ Diyerek öğrenciliğine mazhar olmak istediği hocası Akşemseddinin içtihatlarıyla morallenir ve dem bu demdir diyerek fethe iman eder ve Bir kula kul oldum ki şahı cihandır diye içselleşmiştir.

Lakin Çandarlı Halil Paşa’nın genç padişaha karşı yüklenmiş misyonu vardı, oda yol göstermekti. Ümmet-i Muhammed’i çocuğun hevesine kurban veremem diyerek. Huzura çıkar: Bizans’ı fethetmeye and içmişsin, ümmeti telef mi? Edeceksin? Der.

Fatih; Bir mahzuru mu var?

Elbette! Der Çandarlı. Olmayacak duadır ki, aklıselim olmayacak duaya hiçbir daim âmin denmez.

Sultan Mehmet gülümser ve o çocuk yaşıyla’ Hangi duayı kabul edip etmeyeceğini ancak ve ancak Hak Teâlâ bilir. Biz yalnızca arzımızı yapar, Allah’ın hükmüne boyun eğeriz.’ Diyerek Sadrazamın gözünün içine bakar ve ‘Her zaman Allah aşkına savaş etmek gerekir. Bizde bu yolda çaba sarf etmek isteriz. İnşallah-ü Teâlâ fetih mukarrerdir’ Deyince sadrazam nereden belli deyiverir sesi titreyerekten.

Fethe iman etmiş olan Fatih, doğru belli değil lakin teşebbüs olmadan tahakkuk olmaz. Biz dahi teşebbüs üzereyiz. Der.

 Tüm bu mülahazalardan sonra fetih zaten zihinlerde müyesser olmuştur.

                  Fatih’in hediyesi bizlere emaneti yıllardır zindan.

‘Bayram, Ramazan, Cum’a ve gecelerde, avize değil, mum bile yanmaz mı içerde?

Onca yıldır mum dahi yanmadı Ayasofya’da adeta idam mahkûmlarının kaderini yaşadı, yaşıyor…

Ak Şemseddinin, Molla Gür ani’nin, Fatih’in ve fetih ordusunun secdeye vardığı yerlerde şimdi ümmet ayakkabılarla basıyor, hem de bilet alarak…

Tekrar Ayasofya’da secdeye kapanmak duasıyla…

 

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.