Papalık diyanetin karşılığı değildir

Sedat Memili söyleşisi...

02 Haziran 2015 Salı 08:00

ORTODOKS’UN PARASI KATOLİK’E HARCANMAZ

 

Sayın Cumhurbaşkanı, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez için: "Vatikan'a niye bakmıyorlar. Dini liderin özel uçağı var. Biz sıradan bir ülke miyiz? Vatikan'da bu olacak, bizim dini liderimiz tarifeli uçakla seyahat edecek. Bunu Ahmet Bey ile konuşacağım. Diyanet İşleri Başkanımızın yurtdışı ziyaretlerine şu anda havuzda bulunan uçaklarımızdan kullanmak suretiyle gitsin" dedi.

Tartışma, Vatikan’ın uçağı var mı yok mu konusuna geldi. Bence tartışılması gereken konu, Diyanet ile Papa’nın karşılaştırılması olmalıydı.

PAPA BİR MEZHEBİN BAŞKANIDIR

Sadece yüzeysel bilgilerle iki kurumu da karşılaştıracak olursak:

1 – Papalık Kurumu, Hıristiyanlığın kurulduğu günden itibaren vardır. Başlangıçta bütün Hıristiyanların ruhani lideriydi. Papalığın 2015 yıllık tarihi vardır. Daha sonra Papalığın yanlış uygulamalarından dolayı, önce Ortodoks Mezhebi, sonra da Protestan mezhebi oluşmuştur. Başlangıçta Hıristiyanları birleştirme unsuru olan papalık kurumu, yaptığı haksız uygulama ve özellikle sebepsiz zenginleşmelerle ayrıştırıcı konuma düşmüştür. Önce Merkezi İstanbul’da olan Ortodoksluk kurulmuş  (ki ruhani liderleri Patriklik kurumudur) sonra da Protestan mezhebi Martin Luter tarafından kurulmuştur (Ruhani liderleri Kutsal Kitaptır).

DİYANET SONRADAN KURULMUŞTUR.

Diyanetin tarihi ise, resmi sitesinde açıkladığına göre:  “Cumhuriyetin ilanından önce, kurtuluş savaşı ve yeni bir devletin kurulması gibi son derece olağanüstü hallerin yaşandığı bir zaman diliminde kurulan TBMM Hükümeti döneminde de din hizmetleri ihmal edilmemiş, 3 Mayıs 1920 tarihinde oluşturulan hükümette, Osmanlı dönemindeki Şeyhülislamlık ve Evkaf Nezaretinin hizmetlerini deruhte etmek üzere Şer’iye ve Evkaf Vekâleti adı altında bir bakanlık yer almış ve 3 Mart 1924’te Diyanet İşleri Başkanlığı kuruluncaya kadar ülkede din hizmetlerini yürütmüştür. Din hizmetlerinin politikanın dışında ve üstünde tutulması gerektiği düşüncesinden hareketle kaldırılan bu bakanlık, Osmanlı devletindeki Şeyhülislamlık ile Türkiye Cumhuriyetindeki Diyanet İşleri Başkanlığı arasında köprü vazifesi görmüştür.”

Gerçekte Cumhuriyet ile birlikte kurulmuş olmasına karşın tarihini Osmanlı Devletine dayandırmıştır.

Sonuç olarak İslamiyet’in kuruluşundan itibaren yoktur, sonradan ihdas edilmiştir.

PAPALIĞIN BÜTÇESİ YOKTUR

2 – Papalara tahsis edilmiş bir devlet bütçesi yoktur. Yani iç içe yaşayan Hıristiyanlar arasında bir Ortodoks’un parası ile Katolik mezhebine kaynak aktarımı yoktur. Başta Almanya olmak üzere Avrupa Devletleri’nde Devlet Bütçesi’nden Papalığa kaynak aktarılmaz.

Ama diyanetin içinde Alevilerden alınan paralar da vardır ve Alevilere hizmet edilmez. Bu konuyu sadece Alevi inancı bağlamında ele almıyorum. Diğer inanç grupları da bu haksızlıktan paylarını almaktadır. Kişi Türk Vatandaşıdır Ermeni veya Yahudi’dir. Vergisini ödemektedir. Bu kişiler Diyanet İşleri Başkanlığına para vermek zorunda mıdır?

 

3 – Bütün Avrupa ülkelerinde dini kurumların kaynağı, hizmet görecek olanların bordrolarından kesilmek suretiyle sağlanır. Açıklayayım:

Kişi Katolik’tir. Dini hizmetleri veya öldüğünde cenaze hizmetlerini Katolik inancına göre yapılmasını isteyebilir. İşte bu kişiler, bir işe girdikleri zaman ücretlerinden çok küçük bir miktar “din hizmetleri” adı altında kesilir. Kesintiler kişinin irade beyanına göre yapılır. (Hani bizde SSDF, Konut edindirme veya İşsizlik gibi kesintiler var ya onun gibi)  Katolik olanların kesinti toplamı Katolik kiliselerine, Ortodoks olanların kesintileri de  Ortodoks Kiliselerine ödenir. Böylelikle büyük ölçüde adalet sağlanır.

Ölüm anında, kişinin bütün cenaze giderleri bağlı bulunduğu inanç grubuna ait kilise tarafından karşılanır. Hiç kimse “cenaze gideri” derdine düşmez. Kimseye de haksızlık yapılmaz.

Kişinin din hizmeti istememe hakkı vardır. Ben din hizmeti istemiyorum diyebilir. O durumda kişinin ücretinden kesinti yapılmaz ve öldüğünde de cenaze giderleri de kilise tarafından karşılanmaz. Yakınları bu sorunu çözer.

Veriler göstermektedir ki Avrupa’da (ülkeler arası değişiklikler olabilir) çalışan nüfusun %97’si ücretlerinden kesinti yapılmasını talep etmişlerdir.

Biz de ayırım yok. Hem bağış sistemi alabildiğine suiistimale tabi hem de para ödeyenler ile hizmet alamayanlar veya almak istemeyenler için bir hak söz konusu değil.

“Yardım” ve “Bağış” öylesine suiistimale uğramış ki her mahallenin her köşesinde bağışçılar… ne bir denetimi var ne de bir mantığı…  Bütün bağış toplayanları suçlama adına konuşmuyorum, ancak bu boşluk kötü niyetliler için iştah kabartıcı. Ne de olsa hala merhametli bir toplumuz.

PAPALIK KURUMU KONSİL’E BAĞLIDIR

4 – Papalar Katolik İnancının adına “Konsil” denilen danışma kurullarına tabidir. Dünya değişiyor. Teknolojik gelişmeler, anlayışlar, teknikler değişiyor. İşte bu değişen durumlara göre inanç merkezlerinin nasıl tavır alacağı konusunda gerektiği zamanlarda Konsiller toplanır. Konsil, İncil’in öğretileri doğrultusunda hem geçmişi değerlendirir hem de gelecek ile ilgili olarak stratejiyi belirler. Konsil kararları Papanın onayından geçtikten sonra geçerli sayılır ve Tanrısal vahiy niteliğindedir. 

İslam’da Konsil kurumu yoktur. Bu nedenle bazı kararların politik olması kaçınılmazdır. (örneğin türban, bağış, Kuran-ı Kerim’in yabancı dillere çevrilmesi, camilerde verilen hizmetlerin siyasetten arındırılması, cemaatçilik gibi konular eğer Konsil’e benzer bir kurum olsaydı bu denli suiistimal edilmezdi)

Diyanet İşleri Başkanı vereceği kararlarla bir kuruma bağlı mı değil mi (şimdilik bilemiyorum)

DİYANET DÜNYA MÜSLÜMANLARININ LİDERİ DEĞİLDİR

5 – Papalar dünyada yaşayan bütün Katoliklerin ruhani lideridir. Bir mezhebin başıdır. Diyanet işleri Başkanı’nın Türkiye’den başka ülkelerin dini lideri midir? Örneğin İran’daki Müslümanlar Diyanet İşleri Başkanına mı bağlılar? Veya Suriye’de yaşayan Müslümanlar?

Patrik’te Ortodoksların ruhani lideridir. Bütün Ortodokslar Patrik’e saygılıdır. Karşılaştırmak istemem ama Alevilerin bir Ruhani Lideri olsaydı, Diyanet İşleri Başkanı onu ziyaret eder miydi?

ARTIK HAÇLI BÜTÜN HIRİSTİYANLARIN TOPLAMIDIR

(Özel notum: Papa’nın İstanbul’a gelip Patrik’i ziyaret etmesi benim şahıs olarak alkışladığım bir konu değildir. Eğer bunu insanlığın ortak huzuru adına yapmış olsalardı mutlaka yürekten alkışlardım. Ama bizim bir çok bağımlı din adamımız şu gerçeği göremiyor: “Haçlı Seferleri’nin mimarları Katolik Kiliseleridir. Katolikler, genelde İslamiyet üzerine yürürken, Ortodoksları ve Yahudileri de hedef almışlardır. Her Haçlı Seferi’nde Ortodokslar ve Yahudiler, İslamiyet ile güç birliği yapmışlar ve ortak tehdit saydıkları Katolik inancı karşısında birleşmişlerdir. Haçlı dendiği zaman bütün Hıristiyanların toplamı değildi. Ta ki 1530 yılına gelinceye kadar.

1530 yılında “Augsburg İmam İkrarı” imzalayarak özde şöyle bir karar almışlardır. Müslümanlar dururken biz neden birbirimizle savaşıyoruz. Sonuçta biz İncil’e ve Hz. İsa’ya bağlıyız. Önce şu İslamiyet’in etkinliğini yeryüzünden kaldıralım sonra aramızdaki ufak tefek ayrılıkları çözeriz… Augsburg İman İkrarı’nın özü bu.

Şimdi soruyorum: 1530 yılında Dünya haritasındaki İslam Coğrafyası ile şimdiki İslam coğrafyasını karşılaştırın. Son 200 yıldır, Hıristiyan devlete savaş açmış bir Müslüman devlet yoktur. Ya Müslümanlar, Müslümanlarla savaşmış veya Hıristiyanlar Müslümanlara saldırmışlardır. İslam coğrafyası incelendiğinde bu ortaya çıkar. Öyle olmasına rağmen “İslam terörizminden” söz ediliyor. Neden? Çünkü İslamiyet’i kendi siyasi emellerine alet edenler, maalesef bağımsız politika izlemekten de aciz kaldılar.

(Bu konu hakkında “Vatikan Para ve Kan İmparatorluğu” kitabımda geniş açıklama vardır.  

Sonuç olarak sayın Cumhurbaşkanı, iki makamı birbirine örnek göstermekle bence doğru bir karşılaştırma yapmamıştır.

BOB VEYA (GOKAP) BİR HAÇLI SEFERİDİR

Katolik Vatikan, hiçbir Protestan veya Ortodoks’un parasını harcamamıştır.

Katolik Papa ile Diyanet İşleri Başkanlığı arasındaki fark bununla da sınırlı değildir. Diyanet İşleri Başkanı kendini Osmanlı’daki Şeyhülislam’ın devamı olarak gören bir anlayıştadır. Bu doğru değildir. Doğru olduğunu düşünsek dahi, hiçbir Osmanlı Şeyhülislam’ı, papalığı yok etmek için entrika çevirmemiştir. (Alevileri katl için verilen fetvaları saymıyorum) Ama Papalık, 11. Yüzyıldan itibaren İslamiyet’i ortadan kaldırmak için yapmadığı şeytanlık kalmamıştır.

Son şeytanlığı, şu an içinde yaşadığımız işgal hareketidir. Maalesef bu kez yaptığı Haçlı Seferi’nde Müslüman liderlere de rol vermiştir.

 

                                                                                                 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.