Adana Müftüsü Karslızȃde İshak Efendi hakkında 01 Haziran 2015 tarihinde Adana Medya’da yayınlanan makalemizden sonra farklı görüşler ortaya atıldı.
Öncelikli şunu söylemek gerekir ki tek başına bir belge kesin bir kanıt teşkil etmeyebilir. Bu belgenin diğer belgelerle ve tarihi gerçeklerle de örtüşmesi gerekir. Bu yüzden belgeyi o seride yer alan diğer belgelerle birlikte değerlendirmek ve Osmanlı Diplomatikası açısından doğru yorumlamak zorundayız.
Bu belge serisinden A harfi verilen ilk belge Adana kadısı Ali Efendi’nin bir arzı; B harfi ile verilen ikinci belge ise İshak Efendi taraftarlarınca kaleme alınan ve Adana halkının ağzından yazdırılmış olan şikȃyet mektubudur. C numarası ile verilen üçüncü belge ise Adana halkının ileri gelenlerinin mahkemeye gelerek İshak Efendi aleyhinde yaptıkları şikȃyeti iletmek üzere Adana Kadısı Ali Efendi’nin 1 Ş 1242/ 28 Şubat 1827 tarihli arzıdır. 3 Ş 1242/ 2 Mart 1827 tarihli Hatt-ı hümȃyunda ise bu üç belgede yer alan bilgiler özetlenmekte ve İshak Efendi’nin niçin sürgün edildiği anlatılmaktadır[1].
Söz konusu HAT.686/ 33323_C numaralı belgede, “Hacı İshak Efendi’nin tervȋc-i maslahatı içün Der-aliyye’de olan kebȋr oğlu Hacı Ali ve Hacı Hamza ve kethüdası Hacı Hafız..” denilmektedir.
Bu belgede geçen ifadeyi doğru kabul edecek olursak o zaman İshak Efendi’nin “Hacı Ali” den başka “Hacı Hamza” diye de bir oğlunun olması gerekmez mi?
Elimizde bugüne kadar pek kullanılmayan bir belge var: 1831 tarihli Adana Nüfus Defteri. Bu defterde Kantarȃn Mahallesi sakinlerinden eski müftü İshak Efendi’yi, 3 oğlunu, 2 torunu ve 4 kölesini tek tek kayıt edilmiş bulmaktayız[2]. İleri bir yaşta olan İshak Efendi’nin yaşı yazılmadığı halde 3 oğlunun ve 2 torununun yaşları, saçı, sakalı tam tarif yazılmıştır. En büyük oğlu Müderris Es-seyyid El-hȃc Mehmed Efendi 45 yaşında kır sakallı bir kimsedir. Mehmed Efendi’nin çocukları Abdülmennan 14 yaşında; Abdünnafi ise 7 yaşındadır. İshak Efendi’nin diğer oğulları Hamza 35 yaşında, Abdurrahman ise 30 yaşındadır. Nüfus Defterinde kadınlar yazılmadığı için kızı Ümmü Gülsüm kayıtlı değildir.
Yukarıda bu kadar ayrıntılı şekilde aktarılan resmi kayıtları yok sayarak bir kadı arzında “kebir oğlu Hacı Ali ve Hacı Hamza” şeklindeki kaydı doğru kabul etmek ve şecereyi “silbaştan” düzeltme iddiasında bulunmak ne kadar doğru olur?
1. İshak Efendi’nin Hacı Ali diye bir oğlu varsa Nüfus Defterine niçin yazılmadı?
2. Diğer 3 oğlu hakkında onlarca belge olduğu halde ve bunların bütün şecerelerini tespit ettiğimiz halde bu Hacı Ali Bey hakkında niçin tek kelime bilmiyoruz? Bu soruların cevabı gerekir.
Şimdi de 1983 yılında yapılan ve Ramazanoğulları Şeceresi diye takdim edilen 3,5 metrelik İshak Efendizȃdeler şeceresine bakalım. Evet burada verilen bilgiler de Adana Nüfus Defteri’ndeki bilgileri tam olarak doğrulamaktadır. İshak Efendi’nin Hacı Abdurrahman, Hacı Hamza, Hacı Mehmed isimli 3 oğlu ve Ümmü Gülsüm isimli bir kızı vardır. Şecerede yaş sırasına uyulmamıştır ama isimler doğru olarak yazılmıştır.
Peki bu Hacı Ali Bey kimdir? Bizdeki bilgilere göre Hacı Ali Bey, İshak Efendi’nin “kebir oğlu” değil “güveyisi”dir. Kızı Ümmü Gülsüm Hanım’ın eşidir.
Karslızȃdeler sülȃlesi içerisinde 3 farklı Hacı Ali Bey olduğunu şecereyi yapanlar bilmediği gibi kendini “özgür tarihçi” olarak tanıtanlar da bilmemektedir. Bilmediği bir yana, yazılanlara da kuşku ile bakmaktadırlar.
İshak Efendi’nin damadı olan Hacı Ali Bey, 4229 numaralı Adana Nüfus Defteri’nde Adana Mütesellimi olarak kayıtlı bulunan Hasanpaşazȃde Hacı Ali Bey’dir. Kendisinden önceki 2 ayrı Hacı Ali Bey’den ayırmak için buna III. Hacı Ali Bey demekteyiz.
Hacı Ali Bey amcası Mehmed Bey gibi Cȃmi-i Cedid Mahallesi’nde, diğer adıyla Ulu Cami Mahallesi’nde oturmaktadır. Mehmed Bey çok yaşlı olduğu için Deftere önce onun ismi yazılmış sonra yeğeni ve Adana Mütesellimi bulunan Hasanpaşazȃde El-hȃcc, Es-seyyid Ali Bey Efendi kayıt edilmiştir. Burada bizim dikkatimiz çeken Hacı Ali Bey’in 23 yaşında gösterilmiş olmasıdır. Ancak belgede geçen “ter bıyıklı” ifadesi ve yaşının rakamla değil yazı ile “yirmi üç yaşında” diye açıkça yazılmış olması bütün şüpheleri ortadan kaldırmaktadır. İşte belgenin orijinali:
Hacı Ali Bey’i İshak Efendi’nin oğlu zanneden aslında tek bir kişi değildir: 8 Mart 1892 tarihli şecerede[3] Ayşe Hanım’ın (İshak Efendi) çocukları sayılırken ilk olarak “El-hȃcc Ali Efendi” de yazılmıştır. Hem de Ali Efendi’nin Emin Bey ve Safiye Hanım diye iki çocuğu da kayıt edilmiştir. 1892 yılında hepsi için (fevt= ölü) kaydı düşülmüş, oğlu veya kızı gösterilmemiştir. Mennan Bey ve Nafi Bey için de aynı şey yapılmıştır. Ümmü Gülsüm Hanım için hiçbir not düşülmemiştir.
Öyle ise gerçek nedir? 1892 tarihli şecere, Ramazanoğulları’nın Banu Hanım kolundan gelen kişilerce yapılmıştır. Bu sebeple de soy Ayşe Hanım ve çocuklarına dayandırılmıştır. 1831 tarihli Nüfus Defteri’nden 61 yıl sonra yapıldığından ve 1831 yılı kayıtları ellerinde olmadığından damad Hacı Ali Bey’i İshak Efendi’nin gerçek oğlu sanmışlardır. Aslında 1831 yılında İstanbul’a getirtilen Hacı Ali Bey, şimdilik bilemediğimiz bir tarihte burada ölmüş[4] ve oğlu İsmail Hakkı Bey’e de hatırı sayılır bir borç bırakmıştır. İsmail Hakkı Bey’in çocuğu olmadığı ve ailenin bu kolu İsmail Hakkı Bey ile son bulduğundan dolayı 1892 yılında şecereyi yapanlar için Hacı Ali Bey’i bir yere yerleştirmek zor olmuş ve onu da İshak Efendi’nin oğlu saymışlardır.
1983 yılında Merhum Cevat H. Yalı tarafından hazırlanan ve “Ramazanoğulları Şeceresi” diye adlandırılan şecere aslında tam olarak İshak Efendizȃdeler Şeceresi’dir. Şecere esas olarak İshak Efendi ile Ayşe Hanım’ın evliliğinden doğan 4 çocuğun şeceresidir ve bu şecerede Ali Bey adı sadece Ümmü Gülsüm Hanım’ın eşini göstermek üzere geçmektedir. Bunların da çocukları İsmail’dir. Aile burada son bulur.
Kendisi de İshak Efendi’nin torunlarından olan Merhum Kasım Ener’in yukarıda belirttiğimiz kitabındaki anlattıklarına göre Hacı Ali Bey’in (İsmail veya İsmail Hakkı değil) Hacı Mehmed Bey isminde bir oğlu vardır. Hacı Mehmed Bey’in Fatma Hanım (Safiye Hanım değil) isimli kızı Mennan Bey ile evlenmiş fakat çocukları olmadığı için Hasanpaşa ailesi erkek evlat tarafından yok olmuştur.
1983 tarihli şecereye göre ise Mennan Bey iki evlilik yapmış ve iki ayrı Fatma Hanım ile evlenmiştir. Bunlardan birisi Hasanpaşazȃde Mehmed Bey’in ikinci eşinden olan kızı Fatma Hanım[5]; diğeri Hacı Şefika Hanım’ın annesi olan Fatma Hanım’dır.
1831 yılında, Ümmü Gülsüm’ün eşi III. Hacı Ali Bey’in 23 yaşında; Mennan Bey’in de 14 yaşında olduğunu düşünecek olursak Hacı Ali Bey’in oğlu Hacı Mehmed Bey’den doğan Fatma Hanım diye bir kızı olsa bile bunun Mennan Bey ile evlenmesi zaman bakımından mümkün görünmemektedir. Burada Merhum Ener, Hacı Mehmed Bey’leri karıştırmış Hacı Ali Bey’in amcası Hacı Mehmed Bey’in kızı Fatma Hanım’ı, Hacı Ali Bey’in oğlu Hacı Mehmed Bey’in kızı Fatma Hanım şeklinde göstermiştir.
Eldeki belgelere göre şimdilik bizim görüşümüz bu doğrultudadır. Bu görüşümüzü değiştirecek başka bir belge bulunursa bunu da yayınlamaktan hiç çekinmeyiz.
Özetleyecek olursa Hasanpaşazadeler şeceresinde 3 ayrı Hacı Ali Bey vardır ve İshak Efendi’nin kızı Ümmü Gülsüm Hanım ile evlenen Hasanpaşazȃde Hacı Ahmed Bey’in oğlu III. Hacı Ali Bey’dir ve bunların da tek oğlu İsmail Hakkı Bey’dir. 1892 tarihli şecerede ve BOA, HAT686/33323_C numaralı belgede verilen bilgiler diğer belgelerle de desteklenmediği sürece temkinli yaklaşılması gereken bilgilerdir.
1827-28 yıllarında Menemencioğulları, Küçükalioğulları, Kelinoğulları ve Hasanpaşazadeler arasında geçen büyük kavgada Hacı İshak Efendi taraflara “Oğullar etmeyin. Birbirinize düşmeyin. Çukurova cümlenize yetişür.” diye hitap ederek ara bulmaya, daha doğrusu damadı Hacı Ali Bey’i kurtarmaya çalışmaktaydı[6].
Hacı Ali Bey’in İstanbul’daki macerasına ilişkin belge bulmadan bu meselede kesin bir hüküm vermek zor görünüyor. Bunun için de 8 Numaralı Adana Şer’iye Sicili’ni yeniden taramamız gerekecek.
[1] BOA, HAT.686/ 33319.
[2] BOA, 4229 Numaralı Adana Nüfus Defteri, v. 12b.
[3] BOA, EV.d.27654.
[4] Kasım Ener, Tarih Boyunca Adana Ovasına (Çukurova'ya) Bir Bakış, 7.Bs., Kayı Yayıncılık, İstanbul 1986, s. 290, dipnot (1).
[5] K. Ener, Tarih Boyunca Adana Ovasına (Çukurova'ya) Bir Bakış, s. 165. Merhum Ener burada isim vermemiş, isim 1983 tarihli şecereden çıkarılmıştır.
[6] Yılmaz Kurt, Menemencioğlu Ahmed Bey, Menemencioğulları Tarihi, Haz.: Yılmaz Kurt, Akçağ Yay., Ankara, 1997, s. 92.