KUR’AN NEDİR?
Kur’an, mübarek bir kitaptır.
İşte bu (Kur’an), mübarek bir kitaptır ki onu biz indirdik; ona uyun ve onunla korunun/aykırı davranmaktan sakının ki merhamete eresiniz. (6/En’am, 155)
RAMAZANDA KUR'AN'IN ANLAMIYLA BULUŞUYORUZ
ZEKÂT MALLARI KAT KAT ARTIRIR
Rahman ve Rahim Allah’ın Adıyla
ALEMLERİN EFENDİSİ’NİN (SAV) DİLİYLE ZEKÂT
"İslâm dini beş esas üzerine kurulmuştur: Allah'tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın resulü olduğuna şehâdet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, hacca gitmek ve ramazan orucunu tutmak." (Buhârî, Müslim, Tirmizî, Nesâî)
Bir adam Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e:
- Beni cennete götürecek bir amel söyle! dedi. Resûl-i Ekrem de:
- "Allah'a ibadet eder, O'na hiçbir şeyi ortak koşmazsın. Namazı kılar, zekâtı verir ve akrabanı görüp gözetirsin!" buyurdu. (Buhârî, Müslim, Nesâî)
“Allah’tan korkunuz. Beş vakit namazınızı kılınız. Ramazan orucunuzu tutunuz. Mallarınızın zekâtını veriniz. Yöneticilerinize itaat ediniz! (Bu takdirde doğruca) Rabbinizin cennetine girersiniz.” (Tirmizî)
|
| ||||
ZEKAT MALI TEMİZLER
... Hesabı hiç unutmayalım! Yani mal güzel şeydir de, malın kazanılmasından bir hesap var, harcanmasından bir hesap var. Birde zekât vesâire verildi mi verilmedi mi diye hesap var. Tehlikeli bir şey yani... Çok dikkat etmek lazım! Mal sahibi oldu mu insan, o mal ile ilgili vazifelerini düşünüp titremeli, yapmalı. Ramazan'da da hayırlar çok çok ecirle karşılandığı için aman zekâtta cimrilik etmeyin! Allah emretmiş. Zekâtı verdiniz mi malınız temizlenir. Vermediniz mi malın içi pis kalır.
Balığı temizlemeden yiyor musun? Karnını yarıyorsun, temizliyorsun. Zekâtı verilmemiş olan mal pistir. Orada cimrilik yapmayalım. Şeytan bizi kandırmasın! "Ben bunu ne zahmetlerle kazandım!" diye elimiz titremesin. Nereye vereceğiz? Bir müslümana vereceğiz. Bir hayra vereceğiz.
Nisap nedir?
Zekât, sadaka-i fıtır ve kurban gibi ibadetler için konulan bir zenginlik ölçüsüdür.
Zenginliğin asgari sının olan "nisap" Hz. Peygamber tarafından belirlenmiştir. Bu asgari sınırlar, o dönem İslam toplumunun ortalama hayat standardını ve zenginlik ölçüsünü göstermektedir. Hadislerde belirlenen nisap miktarları şöyle sıralanabilir;
80,18 gr. altın veya bunun tutannda para veya ticaret malı; 40 koyun veya keçi, 30 sığır, 5 deve. Nisap miktarının belirlenmesinde kullanılan bu malların, o dönemin en yaygın zenginlik aracı olduğu açıktır. Nisabın bu mallar üzerinden belirlenmesi, sosyal ve ekonomik şanlann fazla değişmediği ıleriki dönemlerde de aynen korunmuştur.
ZEKÂTLARIMIZI VERDİK Mİ?
Mükemmel ve şahâne İslâm nizamı, mü’minlere, ibadet çeşidi olarak bazı malî yükümlülük ve sorumluluklar da koymuştur. Çünkü dinimiz tek yanlı, sadece rûhani ve uhrevî bir hayat tarzından ibaret değil, aynı zamanda dünyevî ve içtimaîdir.
Yaşamak için gerekli ve yapılması dînen zorunlu birçok ödev ve görev maddeye ve finans gücüne de bağlı bulunuyor. Bu bakımdan zekât, malî bir ibadet olarak üzerimize farz kılınmış ve İslâm’ın beş temel şartından biri sayılmış, ehemmiyetine binaen Kur’ân-ı Kerîm’in 34 kadar yerinde tekrar tekrar zikredilmiştir.
Cüz’î bir tefekkürle hemen anlarız ki müslümanların, toplu refahı, ilerleme ve yükselmesi, savunulması ve korunması, mütecavizin ve düşmanın kovulması, imanın öğretilmesi ve yayılması, İslâm’ın gelişmesi ve yücelmesi... hep paraya ve malî fedakârlıklara bağlıdır. Bu, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) zamanında da böyle idi. İslâm’ın gelişmesi için Hz. Ebû Bekir, Hz. Osman gibi yüce sahabîlerin bütün maddî varlıklarını nasıl hizmete tahsis ettiklerini tarihlerden takdir ve ibretle okuyoruz. Çağımızda da mazlum ve mağdur müslümanların kurtuluşu yine bir yönüyle paraya bağlı olup, büyük zahmet ve masraflarla başarılacak bir iştir. O halde din için para sarfı ve maddî yardım konusunda ihmal ve tembellik gösteren müslümanlar çok büyük veballer yüklenmektedirler.
Kur’ân-ı Kerîm malî mükellefiyetlerini ifadan kaçınan müslümanları, çok sert ve acı bir şekilde ihtar eder:
“Altın ve gümüşü biriktiren ve onları Allah yolunda sarf etmeyenleri, elim bir azaba uğramakla tekdir ve tehdit eyle (ey Resûlüm); öyle bir günde ki o paralar cehennem ateşinde kızdırılacak ve alınları, yanları ve sırtları o paralarla denilecek.” (Tevbe, 34-35)
Diğer, bir âyette de Peygamberimize şöyle buyruluyor:
“Onlara de ki eğer oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretleriniz, elde ettiğiniz mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret ve hoşlandığınız meskenler, size Allah’tan ve Resûlünden ve O’nun yolunda cihad etmekten daha sevimli geliyorsa, artık Allah’ın başınıza getireceği felaketi bekleyedurun.” (Tevbe, 24)
Kur’an’ın Anlamıyla Buluşmak Platformu
Bu köşenin içeriği KUR’AN’IN ANLAMIYLA BULUŞMAK PLATFORMU tarafından hazırlanmıştır. Ayet mealleri Hasan Tahsin Feyizli'nin Hazırladığı Feyzü'l Furkan Açıklamalı Kur'an-ı Kerim Meali’nden alınmıştır. Ayet meallerinin tamamına www.kuranimiz.net, ses dosyalarına www.akradyo.net adreslerinden ulaşabilirsiniz. Görüş ve önerileriniz için: bilgi@kuranimiz.net adresine e posta yazabilirsiniz.