
Çok kolaydır anlatmak sevgili dostumu. Cihan'ı, Cihan'a anlatalım deseler kelimeler hiç tıkanmaz. Başarı, tevazu, iyilik, güzellik, kelimelerine yakın ne varsa onda anlam bulur. İyi Fotoğrafçının tüm özellikleri onda mevcuttur. Sadece makine değil, iyi fotoğrafçı güzel insan olmalıdırı da barındırır özünde. Özetleyeyim, geçtiğimiz aylarda eğitim verdiğim AFAD'a, ARKA PLAN atölyemize, ilk defa davet ettik. Derneğimizde görülmemiş bir kalabalık. Yüzlerce insan. Duyurusunu yaptıktan sonra, bilmeyenler de bilelim diye araştırmış. Bir de ne görmüşler dersiniz. Karşılarında ULUSLARARASI ARENANIN en önemli isimlerinden biri. Bilmeyenlerin çoğu arkadaşlık istekleri göndermiş sosyal medya aracılığıyla. Mütevazi dedim ya, hemen hepsini kabul etmiş sevgili dostum. Kimileri bir takım dönemlerde kabul etmezken. Kimileri de FOTOĞRAFÇIDIR, hem de en ustasından, kendine göre haklıdır. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi edindirilmiştir. Hüzün'ü ezberlemişler. Bununla birlikte ya diğerleri? Değerleri ?...

Orhan VELİ diyor ya;
Ben Orhan Veli
"Yazık oldu Süleyman Efendiye"
Mısra-i meşhurunun mübdii..
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela adamım, yani
Sirk hayvanı falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Evde otururum,
Masa başında çalışırım.
Bir anne ile babadan dünyaya geldim.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz Kralı kadar
Mütevazıyım,
Ne de Bay Celâl Bayar'ın
Ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Bayılırım.
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur....
Devam eder gider...
-003.gif)
Fotoğrafta madalya mı olur? Olur be kardeşim. Her emeğin bir ödülü vardır. Önemli olan çıtaları artırabilmektir. Ben anlamam BCG aşısından. Ben anlarım GERÇEK BAŞARIDAN. O mu? bilirsiniz süreklilik arz etmesi felan. Kimilerinin yabancı olduğu kelimelerdir süreklilik, hele ki arzetmek
-004.gif)
... Ama bu kadarı da fazla. Hadi Türkiye'yi, madalyaları, kupaları anladım da, elin İspanya’sında, Slovakya’sında, bir öğretmen maaşıyla nerden buldun adamları da, hangi ara gittin ayarttın da başardın, GERÇEK BAŞARILARI... Bu sadece biri, ikisi daha hangi birini yazayım be dostum. Dedim ya Cihan'ı CİHAN'a anlatmak, anlattırmak. Geldin Çukurova'nın bereketli topraklarına, ta Aydın'lardan bak neler kazıdın hafızalara.

Ders sırasında Belgesel /Kurgu sorusunu da anımsar gibiyim. Yazımın başında yazdığım, tanımayanlarda bir araştırma içerisine girmiş, fakat nasip meselesi bu. Araştırmak var, araştırmak var... Bakmakla - Görmek arasındaki sonuçtur; FOTOĞRAF. Neye baktın, neyi gördün. Ne düşündün ne oldu. Zaten kendiside söylüyor , fotoğraflarının kurguyla harmanlanıp belgesel tadına yakın olduğunu. Ne olduğunun önemi var mı? sonuca bakalım be dostum. CİHAN-I ARENANIN adından artık övgüyle bahsettiği bir isim, sevgili Cihan KARACA...

Sevgili dostumu böyle koca bir sayfa ile anlatmak mümkün değil. Koca gazetenin, bir sayısını sadece başarılarına yazmaya ayırsak yetmez. Bununla birlikte geçtiğimiz yıl, AFAD bünyesinde oluşturmuş olduğum, ARKA PLAN ATÖLYELERİNİN, en büyük destekçilerinden olması, davetimi kırmayıp Adanamıza gelip derneğimizde bizlere aktardıkları. İyi ki kurmuşuz ARKA PLAN'ı ve iyi ki dostumuz gelip aydınlatmış bizleri. Aslında ARKA PLAN ve ÖN PLAN işte tüm mesele bu.

Bu arada sizlere çok önemli bir detayı vermek isterim. Sevgili Cihan hiçbir dernekte eğitim, herhangi bir kişiden atölye faaliyetleri gibi çalışmalara katılıp kendini geliştirmemiş. Sadece izlemiş, okumuş ve sevmiş. Başarının anahtarının, ÜRETMEK olduğunu hafızasına kazımış. Kalemim gitmesine rağmen, sayfa yapısından dolayı yazamadığım birçok güzellik için, ARKA PLAN'da kalmaya çalışıp, mütevazi kimliği ile yazdırtmadığı birçok özelliğinden dolayı böyle bir dostu tanımaktan hep onur duyacağım. Selam olsun uzaktaki yakın dosta...

Foto Cihan Karaca