Seçim sonuçları Ak Parti dışındaki partileri mutlu etmişe benziyor.
CHP başarısız olmasına rağmen, Ak Partinin iktidar olmasına engel olduğuna inanıyorlar, mutlulukları bu yüzden.
MHP'nin mutlu mu mutsuz mu olduğuna karar vermek zor. Borsa endeksi gibi. Her an hava değişiyor. Bir miktar oy artışı iktidar beklentilerini karşılamıyor. Kürt milliyetçiliğinin yükselişinin oluşturduğu tepkinin meyvesini topladılar. Bu ironik bir mutluluk sağlamış olabilir. Yaman çelişki vesselam. Yinede sol cenahın yıkama yağlaması mutluluk sağlıyor olabilir.
HDP zamanın ve konjonktürün şımarık çocuğu. Bir taraftan sınır ötesi Amerikan hesapları paralelinde dans etmek, öbür taraftan beyaz Türkler tarafından sırtlarının sıvazlanmasının coşkusunu yaşıyorlar. "seni başkan yaptırmayacağız" söyleminin şimdilik olmuş olması havalarına hava katıyor.
Oysa HDP açısından maç tam da şimdi başlıyor. Alınan emanet oylar, tehditle sandıklardan ful çekmelerin, ayrışmacılığı sonuna kadar kullanmanın bedelinin ödeneceği zamanlar geliyor. HDP barış güvercini mi, yada savaşın akbabası mı göreceğiz.
Seçim geldi geçti.
Hükümet kurma çalışmaları resmen olmasa da, zihinsel olarak başladı.
Bu zihinsel devinimlerde enteresan komedi sahneleri icra ediliyor.
Seçimin ilk sonuçlarının alındığı anda sayın Bahçeli hiç bir siyasetçinin yapmamsı gerekeni yaptı.
Tabloyu görmeden, gelişmeleri takip etmeden, memleket meselelerini hesaba katmadan, partinin ilgili kurullarının kararına müracaat etmeden 'alayına' meydan okudu. Ya herro ya merro dedi. Kendini ana muhalefet konumuna konuşlandırdı. Yada erken seçimi işaret etti.
CHP lideri Kemal Bey tam bir çarkçı olduğunu bu seçim sonuçlarında da gösterdi. Oyları düşmesine rağmen 'başarılı' olduğunu söyledi.
Kendileri, kendilerinin tespitlerine göre "tevazu göstermeyeceğim Türkiye'nin en büyük hesap uzmanıyım" teorisinden hareketle yüzde yirmi beşin, yüzde yirmi yediden büyük olduğuna inanmayı becerdi.
Yüzde altmışlık blok teoremini geliştirdi.
MHP ile HDP ye verilen oyların veriliş gerekçesinin aynı olduğunu ispatlamaya çalıştı.
MHP lideri sayın Bahçeli'ye evcilik oynar gibi koltuk ikramında bulundu. Bu aslında siyasi ikbal uğruna teklif edilmiş bir rüşvetti.
Kemal Beyin en büyük hatası kendini akıllı kendi dışında kalanları aptal sanmasıdır. Oysa meşhur Sivas atasözünde "başkalarını aptal sayanların kendileri aptaldır" der. Kemal Bey yaptığı numaraları Devlet Beyin ve kurmaylarının yiyeceğine inanıyor olması başka bir klinik vakıa.
Dışarıdan bastırılan üç partinin koalisyon ortağı olmaları telkinleri, tehditlerinin başarılı olması mümkün değil.
Ak Parti koalisyon konusunda ilkelerde anlaştığı takdirde herkesle çalışabileceğini açık ve net olarak deklere etti.
İşin başında Ak Partinin aldığı yüzde kırk bir oyu yok sayanların kafaların mezarın merteğine çarptı. Oluru ve olmazı görmeye başladılar. Ak Parti bu memleketin hala ana omurgası. Bunu kimsenin inkar etmesi mümkün değil.
Ak Partinin efendiliğini anlamayanlar, bunu zayıflık olarak görenler yanıldıklarını anladılar.
En kötü şartlarda, dahili ve harici ihanetlere rağmen bir parti yüzde kırk bir oy alıyorsa, o parti küçük dokunuşlarla iktidara gelmesi işten bile değil.
Görülen o ki Ak Partinin olmadığı hiç bir hükümet kurulması mümkün değil. Sayın Davutoğlu bu bilge ve beyefendi tavrı ile milletin gönlündeki yerini güçlendirmektedir.
Memleket sevdasının getirdiği sorumlulukla, yatırımların devamı arzusuyla kimseye 'hayır' demeden tüm kapıları açık tutmaktadır.
Ak Partinin tökezlemesini fırsat bilen Türkiye düşmanlarının "üçüncü köprü artık iki ayaktan ibaret" kaldı sevinç naralarını bir yere yazdık. O köprü faaliyete geçince köprünün ayaklarını kendilerine iade ederiz.
İşin özü; aslında bu seçimin yenilenmelidir. Seçime kadar geçici koalisyon kurulabilir. "Memleket seçimi kaldıramaz" diyenler konumlarını kaybetmekten korkanlardır. Milletten korkanlardır. Kemal Bey başbakan veya yardımcısı olma kuşunun elinden kaçmasından korkmaktadır.
Bu işin sonunda seçim var.
Herkes Kasım ayında bir seçime hazır olsun.
Bu kör düğümü bir seçim çözer.
Günlük ayak oyunları ile bu işin çözümü mümkün değil.