Babam bir ara bakkal dükkanı işletirdi. O aralar, lise çağlarındaydım ve günümün büyük bölümü bakkalda geçerdi.
O zaman farkında değildim ama, bakkal mahallenin dert ortağı imiş. Sorunlar muhtarlıktan çok bakkalda çözülür. Çünkü muhtarın resmi bir sıfatı vardır; ama bakkal bizden…
Bakkal psikolog, bakkal, doktor, bakkal bilir kişi ve her şeyden haberdar…
Kimin ne zaman işe başladığı, işsiz kaldığı, maaşını ne zaman alıp, kaynanası ile ne zaman barıştığı bakkaldan sorulur. Bu işin sosyolojik yanı, bir de işin ekonomik tarafı var. Eline para geçen insanın ;hayali bakkal dükkânı açmaktı: “hem ihtiyacımı karşılar hem de üç beş kuruş kazanırım” mantığıyla. Koşullar o zaman buna uygundu. Zaten bir bölgeye yerleşimin başlayıp başlamayacağı açılan bakkal sayısından belli olurdu.
Bakkallar, çocukların “Bakkal Amcası”, büyüklerin sırdaşı idi. Dargelirlinin destekçisi, seyahate gidenlerin geride kalan bekçisi, telefonun olmadığı dönemlerde haberleşmenin postanesiydi.
Özetle bakkallar, mahalledeki sosyal ilişkilerin merkeziydi. Göz göze bakışarak, el ele tutuşarak ihtiyaca göre yapılan alışverişlerin mekanı idi.
24.06.2015 günlü Adana Medya Gazetesi’nde Yazı İşleri Müdürümüz Doğan Gülbasar’ın haberi bence özelde Adana genelde Türkiye ekonomisi için çok önemliydi. Adana Bakkal ve Bayiler Esnaf Odası Başkanı Nevzat Alphan, AVM’ler için “Ticari Soykırım” benzetmesi yapmıştı.
Sayın Alphan’ın ziyaretine gittim.
Sayın Alphan, toplumu ve kültürünü temsil eden bir iş kolunun temsilcisi idi. Tanışıklığımız yıllar öncesine dayanır, ortak tanıdıklarımız ise oldukça fazlaydı. Ayrı kulvarlarda aynı toplumsal yarar için mücadele ediyordu.
“Hayırlı olsun Adana yeni alışveriş merkezlerine kavuşuyor?” diye kinayeli sordum.
“Evet bir yarış yapılıyor. Mevcutlar yetmiyormuş gibi, Adana’da üç büyük ilçeye Çukurova, Yüreğir, Seyhan, 6 tane AVM yapılmak isteniyor.”
“belediye başkanlarının hepsini tanıyorum, kişisel olarak AVM’lere karşı olduklarını söylüyorlar.”
“İnandırıcı değil. Karşılarsa, AVM açmak için bu gayret neden?”
AVM’LER TÜKETİM TAPINAKLARIDIR.
“Sayın Alphan, Ne var yani AVM açılsa, bakın herkes gidiyor. Fena mı yani?”
“Hem de şu an sonuçlarını bizim fark etmediğimiz kadar fena. Kaba çizgileri ile konuşacak olursak; Batı’da AVM’lwr “Tüketim Mabedi” olarak tanımlanmaktadır. Bana, toplumsal yararı plan hiçbir konusunu gösteremezsiniz. Veya bir yararı varsa yüz zararı vardır. Hem görsel, hem de fiziksel olarak hiçbir niteliği olmayan kurumlardır. Şöyle açayım, yapılaşması dahi (mimarisi ü görselliliği – fiziksel koşulları) insanı harcamaya, tüketmeye yönlendirir. Hani dinsel bir mabede girersiniz, çevre koşulları ve mistik ortam ve diğer koşullar sizi ibadete davet eder; bu mabetler, tüketmeye, harcamaya, borçlanmaya zorluyor…
AVM’LER YABANCILAŞMANIN UNSURLARIDIR
Siz araştırmacı yazarsınız, yabancılaşmanın ne anlama geldiğini iyi bilirsiniz. AVM, biz değiliz; bizim kültürümüz değil. Bizim sosyal ve kültürel yaşamımızın ürettiği bir kurum veya kuruluş değil. Toplumumuza, anlayışına, gelenek ve göreneklerimize uymuyor. Eğreti duruyor. Anlamsız ve temelsiz bir özenti... Oraya kendi kültürümüzle giriyoruz ama içinde bambaşka bir insan oluyoruz… Bu biz değiliz.
AVM’LERİN GETİRİSİ
Lütfen şöyle bir düşünün AVM’lerin bir kente ve bir ülkeye katkısı nedir? Örneğin kentimize katkısı nedir? İstihdam artışı sağlamadığı ekonomik verilerle sabittir. İstihdama her hangi bir katkısı yok. Peki teknoloji transferi konusunda yararı var mı? Hayır, sadece, insanları tüketime özendiren görsel kandırma araçları ile kişilerin kredi kartı ile borçlanmasına hizmet ediyor. Bir anlamda, bankalara kurban edilen müşteri topluluğu üretiyor.
Vergilendirme konusuna gelince; vergi olarak bir katkıları da yok. Çünkü mevcut yasalara göre vergileri, merkezlerinin bağlı bulunduğu vergi dairelerine ödeniyor.
AVM’ler İnsanların ekonomik kazançlarını kemiren parazitlerdir…”
Sayın Nevzat Alphan hem bilgi olarak hem de duygu olarak o kadar yoğun ki, sözleri bir çağlayan gibi döküldü. Sözünü kesmemeye özen gösterdim.
“Daha önce de gazetenizde söylemiştim. Bir AVM’nin açılması 73 sektörü olumsuz etkiliyor. Ayakkabı, konfeksiyon, kafeterya, tuhafiye vs. vs…
TİCARİ SOYKIRIM VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Türkiye’de AVM sayısı, Dünya’daki toplam AVM sayısına eşit. Bir ülkenin esnafı böylesine talan edilebilir mi? Bu bir “Ticari Soykırım”vrupa’da küçük İşletmeler Yasası’nın temel çıkış noktası: Küçük esnafa zarar veriyorsa o iş yapılmaz… Bu kadar basit…
Modern yaşam adına bize dayatılan AVM’lerin Avrupa’da çalışma şekli şöyledir:
İşte bu, istediğimiz bu. Bizim isteklerimiz arasında bir de şu var; İçinde Esnaf Odalarının bulunduğu bir kurul oluşturulsun. (Ticaret Odası, Esnaf Odaları, Ticaret Borsası vs.) AVM’ler bu kurula müracaat etsin. Kurulun uygun gördüğü ve yukarıdaki koşullara uyacak işletmeleri bağlı bulunduğu belediyeye havale etsin.
AVM AÇMAK BAKKAL AÇMAKTAN KOLAY
Bakkal olabilmek için yasal bütün kayıt ve işlemleri yapıyorsunuz ama AVM için böyle zorluklar yok.
“Sayın Alphan, bir önceki açıklamanızda “Sermayeden yana tavır aldılar” tespitini yapmıştınız. Bunu açar mısınız?”
“Biz çözümleri içeren bir yasa tasarısı sunduk. Hatta Avrupa’da bazı ülkelerde , küçük esnafı korumak için fonlar oluşturulmuş. Bizim böyle bir talebimiz de yok. Tasarımız, kanunlaştı. Ancak bizim küçük esnaf için önerdiğimiz ne varsa bunlar AVM’ler lehine değiştirilip kanunlaştı.
Bakın esnafı yıkıma götüren küçük bir ayrıntıdan söz edeyim.
Biz tasarıda 400m2’nin üzerinde yüzeye sahip olan işletmelerin şehir dışına yapılmasını önerdik. Ülkede ilginç bir sistem gelişti. 400 m2’den küçük marketler, her caddeye her sokağa yapılmaya başlandı. Kasabalarda bile açılmaya başlandı. Ve bu kuruluşlar AKP’nin beslemeleri olarak ortaya çıktı.
Bu gün ülkemizde 6.000’den fazla BİM Mağazaları var; sahibi İstanbul Büyükşehir belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın kardeşi Mustafa Latif Topbaş’tır. Kurduğu sistem ile koca bir market, içinde 2 veya 3 kişi çalışıyor ama 73 iş kolunun kapanmasına neden oluyor. Sistemi kendi kazancı için iyi olabilir ama ülkenin felaketidir. ŞOK Marketlerin sahibi Murat Ülker’dir. KİLER’in Sahibi Vahit Kiler’dir. Biliyorsunuz AK Parti Milletvekili. A101 ise Cüneyt Zapsu’ya aittir.
Ticari Soykırım’dan söz ettim; sadece 1 adet BİM mağazasının bir günlük cirosu 100 adet bakkalın cirosuna eşittir. Bundan daha vahim bir ticari soykırım olabilir mi?
Üç beş kişi kazansın diye Türkiye’de bu kadar esnaf açlığa mahkum edilmemeli.
Bir tasarı sunuyoruz ardından sermaye hemen alternatiflerini geliştiriyor ve maalesef de iktidar sermayeden yana tavır alıyor.
Şimdi kentin işler yerlerinde büyük marketler “ekspress” adı altında esnafı vurmaya devam ediyorlar.
“Şu an Adana’da durum nasıl?”
Şu an Adana’da yaklaşık 5.000 Bakkal var. Küçük bir bölümü hariç, çoğu varlık mücadelesi veriyor. Sadece bakkallara yoğunlaşmayalım, bunların toptancısı, dağıtımcısı, üreticisi gibi sektörleri de göz önüne alırsanız dediğim gibi 73 sektörü konuşuyoruz.
Zor günler yaşıyorlar, bırakın gelecek ile ilgili yatırım yapmayı, günü kurtarma derdine düşmüşler. Hatırlatmak istemiyorum, esnaflar arasında intihar edenlerin oranı yükselmiştir. Bütün bunlara rağmen belediyelerimiz hala AVM açma peşinde.
Halka bundan daha büyük bir kötülük düşünemiyorum.
“Sayın Alphan önemli konular paylaştınız…”
“Adana Medya Gazetesi her zaman Adana’nın ve Adana esnafının yanında olmuştur. Temsil ettiğim esnaflar adına teşekkür ediyorum…”