Demokrasilerde muhalefetin varlığının, iktidarın varlığından daha önemli olduğunu, siyaset bilimi bize teorik olarak öğretse de, pratik olarak bu gerçeği, on üç yıllık Ak Parti iktidarı perçinleyerek belleklerimize kazıdı. Hatta; iktidarların makul çizgide kalması, iktidar gücünün kışkırtıcı etkisiyle zulüm ehli olmamasının da tek çaresinin, etkin bir muhalefetin varlığına bağlı olduğunu ziyadesiyle öğrendik.
Özellikle son beş yıldır Ak Parti’ye yaptığımız eleştirileri var eden iktidar uygulamalarının, negatif tüm davranışların, hülasa mevcut karamsar tablonun yegâne sebebinin etkin ve yetkin bir muhalefet olmamasından kaynaklandığını yaşayarak tecrübe ettik.
7 Haziran 2015 genel seçimlerinin sonuçları, halkın isteği, herhangi bir iktidar sorununa değil, Türkiye’de ciddi bir muhalefetin oluşmasının önünün açılmasına işaret eden feraset ve basiret dolu bir sonuca işaret etti. HDP’nin aldığı % 13’lük oy, bu halkın feraset, basiret ve zekâsına dalalet eder.
Peki, vatandaşın muhalefete mesajını, muhalefet kavrayabildi mi? Tabi ki hayır.
Bugün Türkiye’de gününü doldurmuş, birçoğu milletvekili dahi olmayan, seçilme yeterliliğini kaybetmiş bir Bakanlar Kurulu’nun yönettiği bir hükümet var. Ülke çok iyi durumdadır demiyorum ama çok ciddi bir ekonomik kriz yok. Ülke otomatik pilotta yoluna devam ediyor. Bir mukayese yapacak olursak, görevlerini ifa etme konusunda yerlerde sürünen muhalefete oranla çok daha iyi görevini ifa eden seçilmemiş hükümetten bahsedebiliriz.
Bu anlamda Türkiye’de bir iktidar sorunu yok.
7 Haziran seçimlerini geride bırakalı bir ay oldu. Adaletli ve vicdanlı konuşalım. Bu bir ay içerisinde, Muhalefet cenahından içinizi ferahlatacak tek bir hamle gördünüz mü? Kriz yönetiminin esamisine rast geldiniz mi? TBMM Başkanı seçimini eline yüzüne bulaştıran bu muhalefet değil mi? Deniz BAYKAL krizi, Yusuf HALAÇOĞLU’nun ayıbı, işkembe siyaseti, koltuk tedariki vs vs… Bu tabloda şu ana kadar en az hata yapan HDP olmuştur. Biri yarım asırlık, diğeri bir asra yakın tecrübesi olan Ana muhalefet için canını atan CHP ve MHP’ye bu ayıp yeter.
Temel bir soru daha sormak istiyorum. Seçimlerden görece yenilgi ile çıkmış, tek başına iktidar olma yetisini kaybetmiş olan Ak Parti bu süreçte hiç hata yaptı mı? Kesinlikle hayır. Bu şekliyle devam ederse olası bir erken seçimde, 7 Haziran seçimlerinde yaptığı hataları tekrar etmese, tek başına yeniden iktidar olma salahiyetine yeniden kavuşur. Ders alıp baskıcı karakterini bir kenara bırakır, 2002 ruhuna geri döner mi, bilemem..
Ancak bildiğim tek bir şey var ki, artık bu ülkede iktidar sorunu değil, muhalefet sorunu olduğu aşikârdır. Er yâda geç, bir şekilde Hükümet ve iktidar oluşur ve kurulur. Peki muhalefetsiz ne yapacağız? İktidar olmamak için elinden geleni yapan, paradoksal bir şekilde muhalefet olmayı da beceremeyen, birbirlerine laf yetiştirmekten, iktidarı eleştirmeye fırsat bulamayan mevcut muhalefet ile bu ülke nereye gidebilir?
Anlaşılır gibi değil. Muhalefetsizliğin sebebi olan muhalefet, şu an hükümetsizliğin de maalesef sebebi durumuna düştü. Ak Parti geçmiş günahlarına rağmen masumlaştı. Şu an iktidara hevesi olan ve sorumluluktan kaçma görüntüsü vermeyen Ak Parti, süreci yönetir hale geldi. Muhalefet ise, birbirinin yüzüne bakamayacak duruma düştüler. Eski günahları ve taşıdığı bagajlar olmasa, HDP bu sürecin en masum oluşumu.
Hülasa; Ülkemizde iktidar sorunu yok, olmaz da, ancak şu an için ülke muhalefetsiz kaldı. Çok acil, elzem muhalefete ihtiyaç vardır. Boş verin iktidarı, Allah bu ülkeyi muhalefetsiz bırakmasın.