Sevgi sözcüğü dolaşırken her yanda;
Gözlere baktım cam gibi parlak ve ruhsuz…
Sözcükleri yakaladım bir bir;
Sevgide sevgiyi bulamadım.
Koyun, kasaba haykırıyor: Eşitlik!
Kasap, koyuna…
Haykıran haykırana…
Güller, bahçeye; işçi patrona; kadın erkeğe; hayvan insana; çevre ticari kara;
Bağırıyor ve haykırıyor hep birden: Eşitlik!
Cellat, Mahkûma; Polis zanlıya; Zanlı Polise…
Bir neşter attım eşitliğe; eşitlikte eşitliği bulamadım.
Demokrasi; uyu yavrum ninni…
Ninniler gibi yumuşak; ninniler gibi bir hayalin ezgisi.
Adı var kendi yok; ezenlerin demokrasisi.
Haksızlıktan eşit pay dağıtma…
Yaşasın karartmalar özgürlüğü…
Kendine hak, en büyük demokrasi…
Demokrasi de demokrasiyi aradım bulamadım.
Ötekinin başına gelen felaketler kanıksanır durumda: Orman yanarken, bir ağacın kurtarılması, gündemin başköşesinde. Yanan ormandan yayılan ısıyı, sistemin şefkati sanma konusunda hem fikiriz. Ataş başkasını yakmışsa tehlikeli, bizi yakmışsa dünyanın sonu; Oysa bir bardak suyla söndürülmeyen kıvılcım, yüzlerce arozözle söndürülemez.
Şimdi yangın her yanda; çürümüş, kokuşmuşlukla…
İnsanda insanlığı aradım bulamadım.
Görülen bu şatafatlarda, kimlerin başı kimlerin sunağında?
Nelerin değeri, pazarlık masalarında…
Başka marşlar çalarken iktidar saygı duruşunda.
Ay yıldız küskün; üzgün…
Ay yıldız sessizce yeniden doğmakta; doğduğu yürekler paramparça.
Sermaye tanrısının şeytanları, ülkemin bağrında kol geziyor.
Para kanallarının yönü içten dışa; ahlaksızlığın yönü dıştan içe…
Hiç aklıma gelmezdi;
Vatanımda, vatanımı arayacağım.
Vatanımda vatanımı aradım…
Ve bulama…