Vanceremos ve Victor Jara

Sedat Memili yazdı

30 Temmuz 2015 Perşembe 06:00

                                                                       

Nazi Subayı savaşta kaybettiği tek gözünün yerine “cam göz” yaptırmış. Cam göz aslına o kadar benzemektedir ki Subay, mahkumlara hava atmak için hangi gözünün canlı olduğunu sorarak alay edermiş.

Bir gün bir çocuğa sormuş: “Hangi gözüm cam, hangisi canlı?” diye.

Çocuk dikkatle bakmış ve Cam Göz’ü göstererek “Bu” demiş.

Tabi Subay alay etmiş ve akabinde sorunun devamını getirmiş: “Peki neredenanladın bunun gerçek olduğunu?” diye. Çocuk yanıtlamış: “Çünkü daha insanca bakıyor..”

Yaşama cam göz ile bakmak ile yürekten bakmak arasında fark vardır.

Bizim yaşamımızı kolaylaştıran her eylem, başkalarının yaşamlarını bedel ödemesi karşılığında olmuştur.

Geçen bir düğünde dinledim: “Vanceremos” şarkısı.

Düğünde onu söyleyenlerle oynayanlara baktığımda maalesef hayata cam gözle baktıklarını dehşetle gördüm.

“Vanceremos” Şilili ozan Victor Jara’nın bestesidir.

Adına Emperyalizm denen Dr. No, bu kez Frankeştayn olarak Pinochet’i kullanarak, Şili’yi kana bulamakta ve esir almaya çalışmaktadır.

Elbette, şimdi kafası bulanık aydınların her ne hikmetse düşman olduğu ulusalcı hareket, Şili’nin bağımsızlığı için direnmektedir. Bir çok aydının yaısıra, Köylü Çocuğu Victor Jara’da eline silahı almayıp gitarı ile ulusal mücadeleye katılmıştır.

Emperyalizm, toptan, tüfekten değil de “düşünceden, sazdan, türküden, gitarın tellerinden, resmin tonundan, insanca bakıştan vs) korkar.

Emperyalizm ancak ve ancak ulusalcılık ve insanlık minderinde mağlup edilir.

Çünkü, insan olmak, sanat ve sanatın dalları emperyalizmin alışkın olmadığı minderdir.

Nasıl ki Osmanlı Devleti, paşalarıyla, ordularıyla  Pir Sultan Abdal’ın sazıyla mücadele edemediyse, Emperyalizmin uşağı olan Pinochet’de, Victor Jara’nın gitarıyla mücadele edememiştir.

Victor Jara’yı diğer gözaltına alınanlar gibi, Şili Stadyumu’na getirir ve gitar çalmasını engellemek ister. Gitar, Jara’nın yoldaşıdır.

Jara’nın kefeni gitar kılığındadır. Zalimlik ve baskı, Jara’nın gitarın tellerine vuruşunu engelleyemez.

Askerler kudurur; Komutanlar, notalar karşısında ezilir. Jara’nın parmakları kırılır. Ancak Jara bu kez elleri ile gitarın notalarına dokunmaya devam eder. Notalar karşısında yenilen ve ezilen komutan bu kez Jara’nın kollarının kesilmesini emreder.

Jara’nın kolları kesilir ama Jara, kalan son nefesi ile şarkı fısıldamaya devam edince kafasına bir dipçik darbesi ile vurulur.

İşte Victor Jara, ölümü ile birlikte doğmuştur; onu öldüren sistem ise o andan itibaren ölmüştür.

Victor Jara cellatlarından uzun yaşadı ve yaşıyor; ama cellatları tarihin çöplüğünde lanetle anılmaktadırlar.

Osmanlı Devleti, Genç Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile birlikte tarihe mal oldu ama Pir Sultan Abdal’ın sazı devletlerin de ömrünü aştı.

Dün, Doğan Gülbasar ile gençliğimizin şarkıları gündeme geldi: Bana “Venceremos” şarkısını dinletince, aklımdan bunlar geçti.

Bu gün Türkiye Karanlıktadır; Ama hiçbir karanlık sonsuza kadar süremez. Bu karanlık yine; gitarın telleri, sazın ezgisi, halkın türküleri, renklerin tonları, sanatın evrenselliği ve insanlığın yücelmesiyle aydınlanacaktır.

İstedikleri kadar uğraşsınlar; Ülkemiz, cam gözleri ile bakanların ufuksuzluğundan kurtulacaktır.

*

Sayın Zihni Aldırmaz’ın ablası ve Cengiz Dinçer’in annesi Sayın Sıdıka Dinçer’e Allahtan rahmet kalanlara baş sağlığı dilerim. Merhumenin toprağı bol, mekanı cennet olsun.

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 10.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.