Hayalleri çalınmış çocuklara...

Sedat Memili özel röportaj

31 Temmuz 2015 Cuma 06:00

JURASSİCPARK

HAYELLERİ ÇALINMIŞ ÇOCUKLAR

 

Hayal Dünyasında yaşayanlarla,

hayal kurmasını bilmeyenler bu yazıyı okumasınlar…

.

ÇOCUKLARA HAYAL ARMAĞAN EDİNİZ…

Hayal kurmak ile hayal âleminde yaşamak arasındaki fark,  siyah – beyaz arasındaki farktan daha büyüktür.

Hayal kurmak, dünyayı yeniden oluşturmaktır.

Denizler Altında 20.000 fersah; Ay’a yolculuk, Pinokyo, Keloğlan, Tarkan, Güliver, Raskolnikov ve daha yüzlercesi hayal dünyasında oluşturulmuş ama aramızda yaşayan tiplerdir. Onlar komşumuz, arkadaşımız annemiz babamız, onlar biziz…

Don Kişot, gerçekten yel değirmenleri ile mi savaşmıştır?

Keloğlan gerçekten padişahın kızı ile mi evlenmiştir?

Raskalnikov yaşadı mı ve gerçekten hala insanlığın tartıştığı o çelişki dolu olay yaşandı mı?

Ya İnce Memed? Zübükzade İbraam Bey?

Hezarfen Ahmet çelebi hayal kurmayı başarabildiği için fizik kurallarına egemen olmuştur.

Hayal kurmak; hayallere egemen olmak,  

Hayal dünyasında yaşamak ise hayallerin tutsağı olmak demektir.

HAYAL; VERİLEBİLECEK EN BÜYÜK ARMAĞANDIR

Yarasaları gözleyerek radarı hayal etmek, hayallerin bilimle yoğrulması ve insanlığın hizmetine sunulmasıdır.

En tehlikelisi ve gelecek için en umut kırıcı olay ise “hayalleri çalınmış çocuklar” yetiştirmektir.

Hayali çalınmış çocuk, yaşam enerjisi ve sevgisi çalınmış çocuktur;

Hayalleri çalınmış çocuk, çocuktan, çocukluğu çalmak ve onu zihinsel olarak kuru ve verimsiz bırakmaktır.

İtiraf ediyorum, yaşamım boyu aldığım en değerli armağan, 12 Eylül’de aydınlık düşüncelerinden dolayı tutsak edilen bir öğretmen arkadaşımın, hücresinde çaresiz iken kurmuş olduğu bir hayali bana armağan etmesidir.

Bu sizin için bir anlam ifade etmiyorsa, bundan sonra yazacaklarım da bir anlam ifade etmeyecektir.

*

DÜNYA MİRASI YANIBAŞINIZDA

2014 Yılının Nevruz Günü’ydü. Minyatürk ve Jurassic Park inşa eden arkadaşımızın davetlisi olarak Konya’nın Meram İlçesine gitmiştim.

Bir ay sonra açılacak minyatürk’ü gezdim ve kendi kendime hem üzüldüm hem de utandım. Bu olağanüstü eser Konya’nın bir ilçesinde var da neden Adana’da yok?

Meram’ı küçümsediğimden dolayı değil, Adana bu kadar mı sahipsiz?

Parkı yapan arkadaşla konuşuyoruz. “Aynısını İstanbul’a yaptık, şu kadar para karşılığında inşa etmiştik. Ancak birkaç yıl içinde kendini amorti etti” demişti.

Allah’ım, bütün dünyayı ve dünya eserlerini gözünüzün önüne seren bir park düşünün.

Bütün ölçülerin küçültme oranına olağanüstü itina gösterilmiş.

Camiler, minareleri, kubbeleri, giriş kapısındaki kitabeleri, renkleri, mekânları…

Görmeseydim inanamazdım ve kimse bana inandıramazdı.

Dolmabahçe Sarayı’ından Selimiye Kışlasına; Safranbolu Evlerinde Konya Mevlanası’na kadar… Hatta Türk ve İslam dünyasının tarihe mal olmuş bütün yapılarının bir kopyası inşa edilmiş.

Fotoğraf makinesi alıp yanında kıyaslama yapacağınız hiçbir materyal yok iken deklanşöte basarsanız, sanki havadan bir fotoğrafını çekmişsiniz gibidir.

Nitekim, yüzlerce fotoğraf çektim.

Ve fotoğraf uzmanlarının dışında hiç kimse bu eserlerin minyatür olduğunu fark etmez.

SÜPERMEN NEDEN GÜÇLÜ

Bu büyüklerin bilimsel bakışına ve hayal dünyasına hitap eden bölüm…

Bir de çocukların hayal dünyasında gezintiye çıkacağınız bir park var…

Burayı f-gezdiğimde 58 yaşındaydım… İçimdeki çocuğun ölmediğini gördüm.

Bildiğim bütün masalları yaşadım; Keloğlan’ın annesi ile konuştum. Hatta Keloğlan’a birkaç öğüt verdim; bana hınzırca güldü…

Hatta Mehmet Akdoğan açlıktan Oburiks’in elindeki ete saldırdı… Arkadaşımız bunu görünce bizi hemen yemeğe götürmüştü.

Süpermen’e gücünün kaynağını sordum; “Adalet” dedi ve ekledi “Halkın ve doğrunun yanında olmak…” Bütün kahramanlarla konuştum;

Kırmızı Başlıklı Kız: “Hala kurtlar tarafından kandırılıyorum” dedi.

Oradaki köyün çocukları:  Artık borası köy değil, mahalle”

Pamuk Prenses ve Yedi cüceler: “Biz esasında dev idik, bizi cüceleştirdiler, yüreğimiz boyumuzdan büyüktür…” dediler.

Ninja Kaplumbağaları’nın adları ile konuştuğumda ortak olarak: “Aslında biz sanatçıyız. Renklerimiz, çizgilerimiz, zekamız ve dehamız ile anılmak isterdik ama bizi Ninja kaplumbağası yaptılar” diye üzüntülerini bildirdiler.

Temel Reis’in Safinaz’a olan aşkına gözlerimle tanık oldum. Pembe Panter, konuşma yapacak bir siyasi gibi meydanda dikilmişti. Karşısına dizildik; neler söyledi neler…

Bütün tanıdıklarımı orada gördüm;

Gargamal’den Şirinler’e…  Miki Maus’tan, Cinderella’ya…

TALİH’E TAKILAN CİNLER

Alâeddin’in Lambasındaki cin ile tanıştım.

“Ben insanın talihiyim” dedi, “umulmadık zamanda ortaya çıkar, umulmadık işler yaparım. Sen’in, onun, ötekinin talihine çıkan cin’im… Bazen bir insana ayak bağı bazen çıkacağı zirveye merdiven olurum.

Gücümü şerre de kullanırım iyiliğe de…

Hayal dünyasındaki olduğunu zannettiğimiz yaşamımızdaki bu insanlarla konuşmamı sonraya bırakacağım.

Minyatürk ve hayal Dünyasının bitişiğinde büyük bir park daha vardı: Jurassic Park.

O devasa dinozorların hareket etmesi bizlere çağlar öncesine yolculuk yaptırıyor.

Hatta bazı çocuklar gördüm, gerçekten bir dinozor ile karşı karşıya gibi bakıyorlardı.

Korkanlar oldu… Az sonra o korkanlar, dinozorların kuyruğuna, boynuna çıkar oldular…

Henüz yapımı tamamlanamadığı için parkın içine kadar girme şansımız olmadı.

Sadece, yönetici konuk olduğumuzu bildiği için ön taraflarda bir dinozorun yanına kadar gitmemizde bir sakınca görmedi. Oradan fotoğraf alabildim.

İlk çağlara ait o devasa boyutlu hayvanları ve bitkileri görmek insana ayrı bir coşku veriyor.

*

ÇOCUKLARA HAYAL ARMAĞAN EDİNİZ

Siz hiçbir insana hayalinizi armağan ettiniz mi?

Ya da hayal armağan ettiğiniz insanın gözlerindeki o hüznü görebildiniz mi?

Hayal, armağanların en değerlisidir.

Hayal dünyasında yaşamayı sağlamak ise insanlığa yapılmış en büyük kötülüktür.

Adana’ya sadece Jurassic Park değil, ayrıca, masallar dünyasında gezinebileceğimiz bir park gereklidir. Ve hatta daha da ötesi bir Minyatürk gereklidir.

Bu hizmetler, Adana ve çevresinde doğan çocuklara verilebilecek en büyük armağandır.

Ben Çavuşesku’yu sevmezdim; Ama Romanya’ya düşman olmadım.

Hele Pinochet’ten nefret etmem Şili halkından intikam almamı gerektirmez.

Belediye hizmetlerini, çalışanlarını, belediye başkanını yaptıklarından veya yapmadıklarından dolayı eleştiri hakkım saklıdır.

Ancak, Sayın Çetin’i eleştireceğim diye çevrede yaşayan bütün çocuklara yapılacak bu hizmeti engellemeyi kendimde hak görmüyorum.

Bu olay için şunu söyleyebilirim;

Sayın Başkan eliniz değmişken Minyatürk ve masal Dünyası parkı yapmalısınız.

Lütfen bunu çocuklar için bir borcunuz olarak kabul edin.

 

 

                                                                                         

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.