Gece Adana ve çevre iller sarsıntıyla uyandı. Şöyle hafiften yokladı Çukurova’yı deprem. İnsanlar yine sokağa döküldü gecenin saat 1’inde, bir panik havası...
Oysa ne güzel Adana 17 yıldır deprem denen şeyi unutmuştu, sallanmıyordu. Sallansa da pek hissedilmiyor, hissedilmeyen depremler sadece sevgili Melih Baki’ye araştırma konusu oluyordu.
Şimdi yine sallandık az biraz, herkes deprem konuşur oldu.
1998’de 155 kişinin yaşamını yitirdiği depremin üzerinde 17 yıl geçti. Ne değişti geçen zaman içinde. Görünen o ki bir şey değişmemiş. Allah korusun yine bir felaket olsa aynı şeyleri konuşup bir süre sonra unutuyoruz.
1998 depreminde doğanlar bugün delikanlı oldular. Bizlerin deprem hafızası var. Ama onların yok. Çünkü deprem ülkesi olan Türkiye’nin deprem gündeminde değil. Biz de önlemler felaket sonrası alınıyor.
Depreme dayanışlı bina yapmak için depremde eski binaların yıkılmasını bekliyoruz. Toplumu deprem konusunda bilgilendirmek için de...
Ülkemizde tüm hazırlıklar felaket sonrasına yönelik. Maşallah arama kurtarma, toplumsal dayanışma konusunda üstümüze yok. Bir felaket olduğunda müthiş bir efor sarfediyoruz. Oysa ülke ve toplum olarak enerjimizi felaketlerden en az zarar görme üzerine kullanmak bu kadar acı çekilmeyecek, ekonomimiz de şehirlerimiz gibi enkaza dönmeyecek.
Dün geceki sallantıdan sonra yine birkaç saat ya da gün deprem gündemimizde olur. Yavaş yavaş işin geyiğine döneriz ve unuturuz. Deprem ülkesi olduğumuz unutunca depremi de uyutmuş olmuyoruz. Sadece unutuyor ve kendimizi uyutuyoruz.
Oysa ki Türkiye her an depremi yaşayabilecek bir ülke. Okullarda işyerlerinde her an deprem olacakmış gibi önlemler almalıyız. Biz tam tersine hiç deprem olmayacakmış gibi yaşıyor, deprem olunca da apışıp kalıyoruz. “Nereden geldi bu iş başımıza” der gibi apışıp kalıyoruz. Oysa deprem hep bizimle birlikte. Biz onu yok saydığımız zaman o yok olmuyor.
Bu sefer ucuz atlattık. Çok şükür kimsenin burnu kanamadı. Bu durumu bir şans değil uyarı olarak algılamalı ona göre davranmalıyız.
Depremden korunmanın iki yolu var; birincisi sağlam binalar, ikincisi toplumsal deprem bilinci...
Her ikisinde de başarılı olduğumuzu söyleyemeyiz.
Bu iki konuyu da ciddiye almamız için kaç büyüklüğünde deprem olması, kaç kişinin ölmesi gerekiyor?