Her günün bir dünü ve bir yarını vardır

Dr Ömer Uluçay yazdı

04 Ağustos 2015 Salı 06:10

Dünü bilmeyen, gün anlamaz ve yarını tahmin edemez. Bu da, özellikle politikacılar için "siyasal körlük"tür. Bunu önlemek ve yarını, oluşacağı isabetli tahmin edebilmek için "anket yöntemleri" geliştirilmiştir. Şüphesiz bunlarda da yanılma payları vardır ama genel olarak bir izlenim vermektedir.

Gazetelerin haber konuları ve sunum teknikleri de kendi siyasal tercihlerine göredir. Türkiye'de salt haberi veren bir gazete ve medya kanalı yoktur. Her biri kendi meşrebine göre haberi sunmakta ve görüntülemektedir. Aynı olay, zıt şekillerde haber olmaktadır. Bu durum okuyucuyu kamplaştırmaktadır.

*

Emniyetin yaptığı tutuklamalarda, örgütlere göre farklı muamele yapıldığı ileri sürülmektedir. Kimi kelepçelenmiş ve kimine dokunulmamıştır. Suruç Katliamıyla ilgili rapor hazırlayan Veli Ağbaba (Mv, CHP); "herşeyi bilen, izleyen MİT'in böyle bir olayı görmemesi mümkün değildir. Diyarbakır'da HDP Mitingine bomba koyan Mehmet Gönderin annesi 'Bizim çocuğumuz devletin, MİT'in kontrolünde IŞİD'e gitti', bu kadar açık söylüyorlar" demektedir.

Dengir Mir Mehmet Fırat (HDP), Türkiye'nin IŞİD'e karşı Hava saldırılarının yeterli olmayacağını ve kara harekâtının zorunlu olduğunu söyledi. Ama şimdiye kadar olmadı. Obama; Türkiye'nin tezine katılmadı ve "Esad, hala Suriye'de çözümün parçasıdır" dedi ve IŞİD'e yabancı savaşçıların katılımının önlenmesini istedi. Bununla da Türkiye'ye işaret etti. Metropol Araştırma Şirketi sonuçlarına göre, "dış politikaya güven kalmamış"tır. Murat Belge; HDP'nin AKP için yegâne rakip olduğuna ve bunun için hedef alındığına işaret etmektedir.

Bu hareketli hafta içinde Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan,davranışlarını aynen sürdürerek ve  fiili Başkan olarak siyasetin içinde yer almaktadır. IŞİD'e karşı başlamış olan harekât aslında PKK'ya karşı yürütülmektedir. Erdoğan bu durum içinde; "iş çığırından çıkmıştır, güvenlik noktasında zaafımız var. Devletin olduğu yerde bu tür yapılanmalara izin veremeyiz" demektedir.

Türkiye, dalgalar halinde 30-50 savaş uçağı ile Kandili bombalamakta, Barzani'nin Türkiye'yi desteklediğini bildirmektedir. Fakat, Irak Merkezi Hükümeti, Türkiye'nin Kandili-Irak toprağını bombalamasına razı olmadığını bildirmiştir. Mesut Barzani; PKK'nın mağrur olduğunu ve çatışmayı PKK içindeki şahin kanadın yaptığını, patlatılmış Kerkük-Ceyhan boru hattının kendilerinin gelir kapısı olduğunu söyleyerek, yapanları kınamaktadır.

İç operasyonlarda, polisin attığı plastik bilyeler üzerinde AKP'nin ampullü amblemi vardır. Bu ne demektir?

Özellikle Doğu illerimizde asayiş olayları artmiştır. Caddelerde yakılan ateşler yükselmekte ve gaz-plastik-gerçek mermiler sıkılmakta; resmi, sivil, gerilla ölmektedir. Daha önce Genel Kurmayın 18 yaşını bitirmiş gençleri askere alacağı haberleri medyada çıkmıştı. Hemen ardından, "gönüllü askerlik" isteklerine Genel Kurmay, teşekkürle cevap vermektedir. Pozantı Emniyet Müdürlüğüne saldırıda 2 şehit ve 2 gerilla cenazesi vardır. Ayrıca Osmaniye'de gerilla saldırısı bildirilmektedir.

Koalisyon görüşmeleri; AKP-CHP arasında daha devam etmekte iken, Cumhurbaşkanı Endonezya'dan, "Azınlık Hükümeti" istemekte, Cuma Namazı görüntüleri servis edilmekte ve "asıl mesele İslam" demektedir.

Başbakan Ahmet Davutoğlu diyor ki, "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan realitesini görmek lazım". Abdullah Gül öneriyor: "En çok oyu almış partiler, koalisyon yapmalı".

Bu durumda, MHP kilit parti konumundadır. Diyanet başkanı huzurunda Kur'an'a el basarak yemin edilmesini istemekte şartlarını sıralamaktadır. Daha önce "bunlar bismillah ile yolsuzluk yapmaktadır" demişlerdi.

HDP, seçim döneminde aktif siyaset izlemiş ve "baskın basanındır" ilkesine uymuştu. Seçimlerden sonra durgunluk içine girdi. Koalisyon tartışmalarında bir etkinlik gösteremedi, mevcut olanı sürdüremedi, ufuk açabilecek iken olmadı.

Bu bir "eylemsizlik prensibi[1]dir: "Hareket halindeki cisimler, aniden durunca düşerler".

İşte öyle. Şimdi savunmada, Her iki Eş Başkan için fezleke hazırlanmış, kısa sürede 1990'ların yöntemine mi maruz kalacaklar? Bir gruba husumete işaret etmesin diye, Kemal Kılıçdaroğlu ve başkaları için de fezleke hazırlanmıştır. Ama asıl hedef HDP'dir. AKP milletvekili Burhan Kuzu'nun bürosunda HDP'nin kapatılma hazırlıklarının yürütüldüğü bildirilmektedir.

"Suruç Katliamı" sanki unutuldu, ülkede her tarafta çatışma ve öldürme-yaralanma olayları artmaktadır. Bu katliamın faili bilinen Şeyh Abdurrahman Alagöz'ün üzerindeki "bombalı hücum yeleği" çok özeldir. TNT patlayıcı maddesiyle doldurulmuş, pimi çekilince büyük bir basınçla "itme" ve sonra güçlü bir "çekim" olmaktadır. Bu sırada oluşan 800-900o C hararette vakumdaki canlıları kendine çekerek ve yakarak öldürmektedir. Nitekim ölenlerin bedenlerinde yanıklar görülmüştür. Bu yeleklerden, iki sene önce Gaziantep'te polis ele geçirmişti.

Suriye sınırında 7 gündür, 13 YPG ve YPJ cenazeleri için Türkiyeye giriş izni beklenmektedir. Başbakanlıktan bu izin gelmeyince, bekleyen binlerce kişinin tepkilerine karşılık su ve gaz saldırısı yapılmaktadır.

İstanbul/Bağcılarda infaz edilen ve bedeninden 15 kurşun çıkarılan Bn. Günay Özarslan'ın cenazesi ancak 4 gün sonra gömülebilindi."Gazi Mahallesi Cemevinin bahçesi sanki Lübnan'dı".

Bu arada MHP Genel Başkan Yardımcısı Şefkat Çetin; "Öcalan öldü" haberini verdi. Fakat Adalet Bakanı Kenan İpek, bunu yalanladı.

Birçok ilimizde kaldırılan şehit cenazeleri ve yakılan ağıtlar. Allah rahmet eylesin.

Başbakan Ahmet Davutoğlu[2], TOBB Genel Merkezi'nde gerçekleştirilen "Teröre Karşı Sivil İnisiyatif" programında ‎‎konuştu ve Türkiye'nin kararlılığını şöylece açıkladı:"Bu operasyonlar; silahlar ‎bırakılana, gruplar ‎Türkiye'yi terk edene kadar, DEAŞ terörü tehdit olmaktan çıkana ‎kadar (Suriye'de) devam edecektir." dedi.‎

Bunlar ne kadar mümkün olacak? Göreceğiz.‎

Bu kısa aktarım ve anımsatmayla bakıyoruz Türkiye, Ortadoğu...

 

 

 


[1]     *Bir cismin durumunu koruma isteğine eylemsizlik denir.

*Bir cismin üzerine etki eden net kuvvet sıfır ise cisim duruyorsa durmaya, hareket ediyor ise sabit hızla yoluna devam eder.

*Kaza yapan yolcuların araçlarda yolcuların araçtan fırlamalarının sebebi durumlarını koruma istekleridir.

*Duran bir cisme, kuvvet etki etmedikçe yani cisim üzerine uygulanan net kuvvet sıfır olduğu sürece cisim durmaya devam eder.

*Hareket etmekte olan bir cismin üzerine uygulanan net kuvvet sıfır ise bu cisim sabit hızla hareketini sürdürür

[2] http://www.haberturk.com/gundem/haber/1109538-basbakan-ahmet-davutoglu-konusuyor, ‎31 Temmuz 2015 ‎, Silahlar bırakılana kadar operasyonlar sürecek

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.