2. BÖLÜM
BİR SAAT BEDELİNE 4 YEM FABRİKASI
12 EYLÜL: YA MALINI YA CANINI
CANIMI BIRAK MALIMI AL
Turgut Özal, silahların gölgesinde, cumhuriyet yönetiminde halkın ortak birikimleriyle sahip olduğu ekonomik değerleri, özel şirketlere satacak yasayı çıkardı. Yasanın nasıl çıktığını 1. Bölümde görmüştük. Ancak kayıtlara baktığımızda kendisinin başbakanlık yaptığı dönemlerde sadece 149 Milyon Dolarlık özelleştirme yaptı.
TARIM’A İLK KURŞUN: ÖNCE YEM FABRİKALARI
Özal, sanki hayvancılığı bitirmeye karar vermiş gibi ilginçtir ağırlıklı olarak yem fabrikalarını satmıştır. Özal’ın 1. Başbakanlığı sırasında;
Yem Fabrikaları olarak (Bingöl Yem ve Süt A.Ş – Biga Yem Fabrikası- Yemta Tariş Yem San- Isparta Yem fabrikası A.Ş- Manisa Yem Fabrikası A.Ş)
Bursa Soğuk Depoculuk; Bursa Belediyesi’ne bedelsiz devredilmiştir.
Samaş Sanayi madenleri A.Ş ise Tokat İl Özel İdaresine bedelsiz devredilmiştir.
Bu satışlar genelde yerli sermayeye yapılmıştır. Alıcılar arasında yabancılar yoktur.
Özal’ın 2. Dönem Başbakanlığı sırasında ise;
Ansan Ankara Gıda A.Ş ile MEDA Meşrubat dağıtım A.Ş şirketleri toplam 13.000.000 USD ile Atlantik Industries Ltd. Şti’ye;
Uçak Servisi AçŞ (USAŞ), 14.450.000 USD Bedel ile, SAS Service Partner Şirketine;
Şimdi dikkat, 5 çimento fabrikamız (Afyon, Ankara, Balıkesir, Söke, Trakya (Pınarhisar) toplam 105. Milyon USD Cimant Francais adlı yabancı şirkete satılmıştır. Bir çimento fabrikası kurmak için 100 Milyon Dolar yeter mi bilemem. Ancak 5 çimento fabrikası, üstelik tek firmaya satılmıştır.
Teletaş Telekominikasyon End. Tic. AŞ’nin %20.94 Hissesi 13.090.225 USD’a halka arz yoluyla satılmıştır.
TRAKTÖRÜ SAT KAĞIT AL
Bu tarihten itibaren halkımız, hisse senedi toplamaya başlamıştır.
Ekonominin ne olduğundan, enflasyonun neden ve sonuçlarından, Adam Simith’den haberi olmayan ancak, iktidar partisinin ilçe başkanı ile bacanak, akraba veya arkadaşlığına güvenerek insanlarımız “kâğıt” dedikleri hisse senetlerini almaya başladılar. Ama gerçekten, ilahi adalet, aldıkları ve para verdikleri değerin sadece bir kağıt olduğu daha sonra anlaşılacaktı.
Tabi bu dönemde yine yem fabrikaları elden çıkarılmıştır.
Kahramanmaraş Süt ve Süt Mamülleri İşletmesinin tesisleri de AK parti döneminde hediyesi olağan görülen bir saatin bedeline satılıyor (708.755)
Eskişehir Yem, Aksaray yem, Çorum Yem, Kayseri Yem Fabrikaları toplam 1.746.123 TL bedel ile özelleştirilmiştir.
BİR SAAT BEDELİ = 4 YEM FABRİKASI
Değerli okuyucu bu rakamlar ile sizi boğduğumu zannetmeyin. Şu konuya dikkatinizi çekmek istiyorum. 4 Yem Fabrikası, ekonomik olarak büyük değerdir. Sadece satın alınan ve işlenen hammadde ve satılan yem olarak düşünmeyiniz. Bir yem fabrikası bulunduğu bölgeye kendi varlığından daha büyük bir katma değer yaratabilir.
Ayakkabı kutularından çıktığı iddia edilen paranın 4.5 Milyon Dolar olduğunu hatırlayın ve 4 yem fabrikasının da 2 milyon dolardan daha az bir bedelle satıldığını düşünün.
Zihnimizde boyutları lütfen birbiri ile kıyaslayalım.
Bakın size basit bir örnek daha vereyim;
Aksaray Yem Fabrikasını %40 Hissesi 457.867 Dolar
Çorum yem Fabrikasının %30’u 120.491 (Demek ki tamamı 400.000 USD bile değil)
Kayseri yem Fabrikasının %13.33’ü 84.344 USD’a satıldı. Bu üç fabrikanın toplam değeri 662.000 USD ediyor ki, bir bakana hediye edilen saatin değerinden daha düşüktür.
Elbette dönemlerin farklı olduğunu biliyorum.
Kişilerden çok sistemi eleştiriyorum. Bu sistem maalesef Özal’dan sonra bütün hükümetlerce uygulandı ve sonuçta Türkiye Cumhuriyeti ile bu Cumhuriyeti kuran yurttaşlarına olmuştur.
Efendim bunlar zarar ediyordu?
Bu asla mantıklı bir gerekçe değildi. Madem zarar ediyordu, bunu satın alan özel firmalar aptal mıydı? Zarar eden ve gelecekte de zarar edecek bir kuruluşu neden satın alsınlar?
Ayrıca, zarar eden firmaları satarak özel firmaları mı kazıkladınız?
ANAP İktidarına devam edelim ama bu kez, merkezde Yıldırım Akbulut var.
ADANA SİFTAH EDİYOR
Başbakanlık dönemi: 47. Hükümet ve (09.11.89-22.06.91)
TOFAŞ’ın %16 Hissesin satışı ile başladık; alıcı Fiat Auto S.P.A, Şimdi Adana siftah ediyor; Adana Kağıt Torba Sanayi A.Ş’nin %60 hissesi 402 bin USD’a Çitosan memur yardımlaşma Derneğine satılıyor.
Türk Kablo A.O’nın %38 Hissesi de “Nokia” firmasına 11 Milyon bedelle satılıyor.
ANAP Döneminin 3. Hükümeti Mesut Yılaz Başbakan. (23.06.91- 19.11.91)
Sigorta Şirketimiz de siftah ediyor; özelleştirmenin ilk kurbanı Güneş Sigorta, 18.9 Milyon USD’a Gan İnternational firmasına veriliyor. Artık, halkımızın, canı, malı, varlığı yabancı şirketlerin isafına terkedilmeye başlanıyor.
Ordu Soya Sanayi A.Ş^’nin tamamı, bir saat bedelinin yarısına bile olmayan bir fiyatla (322 Bin USD) Tarım Kredi Kooperatifleri Birliğine veriliyor.
Hükümetin ömrü 3 ay olunca diğer özelleştirmeler bundan sonraki başbakana kalacaktır.
ANAP Döneminden çıkıp DYP dönemine (Süleyman Demirel ve Tansu Çiller) geçmeden bir saptama yapmak istiyorum. Benim yaşımda olanlar buna tanıktır.
Güzel halkımın “Kağıt” ve “Hayat Sigortası” ile tanışmasının bedeli çok ağır olmuştur. 1970 ve 1975 ve 1973’lü yıllarda yerli otomobil olan Renault’un fiyatı Peşin alınırsa 22. Bin Lira, eğer ayda 500. Tl taksitle alırsanız 27.500 lira idi. Zihnimizde bir boyut oluşsun diye bu örneği verdim. Ben o yıllar liseyi bitirmiştim. Ancak arkadaşlarımız ile bir araya gelip, peşin fiyatı belli olan bir arabanın taksitli olunca neden fiyatının arttığını kavrayamıyorduk.
Türkiye Enflasyon ile tanışmamıştı.
YASADA HAK; VİCDANDA SUÇ
O dönemde bir takım firmalar çıktı. Bize ayda şu kadar para verin, 15 yıl sonra 2.5 Milyon lira ödeyeceğiz. Kağıtlar, sözleşmeler, imzalar hepsi var. Peki aylık ödemelerimizi yükseltirsek ne kadar alırız. Yanıt hazırdı: ödemelerinize göre… Yani, 15 yıl sonra 4 milyonda alabilirdik 5 milyonda.
Değerli arkadaşlarım, o dönemde 0 km bir arabanın 22 bin lira ve bir apartman dairesinin (en lüks yerde) 35 ila 40 bin lira olduğu dönemden söz ediyoruz. 5 Milyon lira demek 125 adet apartman dairesi 200’den fazla 0 km araba demek.
Hayali düşünebiliyor musunuz?
İnsanlar delicesine, yemediler içmediler aylık taksitlerini ödediler.
15 yıl sonra gerçekten sözleşmelerde yazıldığı gibi insanlar en az 2.5 milyon lira çok ödeyenler ise 5 milyon lira almışlardı. Ancak…
2.5 milyon lira ile bir apartman dairesinin ancak 2 yıllık kirasını ödeyebildiler.
Bu soygun yapanların yanına kar kaldı.
İlginçtir her şey yasaldı. Taahhüt ettikleri parayı ödediler. Hiç kimse yasal olarak haksızlık yapıldığını iddia edemez.
Şu gerçektir ki, en büyük günahlar, din ve inanç kılıfına uydurulanlardır.
En büyük suçlar ise yasanın labirentlerine dayandırılanlardır.
Her iki halde de vicdandan, ahlaktan yoksun insanlar, yasal davrandıkları için aramızda “hırsız” veya “dolandırıcı” olmadan, bir beyefendi gibi gezmişlerdir.
ADANA’NIN ALTIN ÇAĞLARI
Şimdi özelleştirmelere baktığım zaman yüreğim sızlıyor.
Adana’yı çok sevdiğini söyleyenlerin bazen içtenliklerinden şüpheye düşüyorum. Adana Mersin yolu üzerinde Güney Sanayi, Tekel; Taş Köprü’nün hemen karşısında Bossa olduğu dönemleri lütfen düşünün. Emek Mahallesi sadece o bölgede istihdam edilen emekçiler için yapılmıştır.
O bölgede fabrikaların vardiya değişimi sırasında 6-7 bin kişinin işten çıkıp, aynı sayıda insanın işe başlamak için geldiklerini hayal edin; yaratılan Katma Değer ve istihdamın ekonomiye kazandırdığı gücü düşünün.
Servis araçları, çevredeki esnaflar, bakkal, konfeksiyon, tamirci, terzi, konfeksiyoncu, yaklaşın 80 iş kolu ve bu iş kollarının beslediği nüfus…
Bunları gören, bilen ve düşünen insanın özelleştirmeyi desteklemesi ya aymazlık veya kötü niyettir.
Bu devasa, sirkülasyon sadece Adana ve bir bölgesi için…
Üretimden bu denli vazgeçilmesi, insanın tüketimin bir objesi haline dönüşmesine seyirci kalanın ne Adana sevgisine inanırım ne de vatan…
Örneğin Tekel fabrikasının yeri, fakir halka dağıtılan kömür deposu oldu. Üretim yoksa, halk yardıma muhtaçtır.
Lütfen bana kızmayın, sadece düşünün…
Bu bölümde duygusal yönüm ağır bastı; 3. Bölümde hangi başbakanın ne sattığına devam edeceğiz.