Ak Parti ve Çözüm sürecindeki Hüsnü-zanı

Talat Özyürek yazdı

07 Ağustos 2015 Cuma 13:50

              

1984’ten beri uğraştığımız terör olaylarını ‘Dolmabahçe Mutabakatı, Suruç katliamını’ gibi yalnızca böyle bir kapsama alanı üzerinden ve bu tip bir paradigmaya sığdırmaya çalışmak ne doğru bir analiz ne de adaletlice bir yaklaşım olur…

Dikkatlice tahlil edildiğinde, kritik virajlarda PKK ve uzantılarının feodal savaş ideolojilerini kendi perspektiflerinden bakmazsak yanlış müşahede etmiş oluruz…

Kürt meselesi maalesef ki ülkemizin 40 yıldır uğraştığı çok ciddi kayıplar verdiği ekonomik, psikolojik ve sosyolojik olarak ağır bedeller ödediği, ödemekte olduğu problemler yumağıdır…  

Olaylara daha rasyonel bakarsak şayet konjonktürün özelliklede Ortadoğu’daki gelişmelerin de tesiriyle Kürt milliyetçiliği hem sosyolojik hem de ontolojik ivme kazandığını gözlemlemiş oluruz…

İster sağcısıyla, ister solcusuyla, her entelektüel aydına, efkârı umumiye düşen vazife, teröre her durumda karşı çıkmak olacakken, izansızlaşarak bunu Ak Parti üzerinden seçim malzemesi ya da manipülatif malzeme yapıp niyet okumak ne denli kabul edilir? Anlamak zor doğrusu…

Sanki PKK ve birçok uzantısı olan HDP’siyle KCK’sıyla vs. Bunları eleştirmekten kaçıp, daha doğrusu sanki sütten çıkma ak kaşıklarmış gibi bunları savunup, sakınırken Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanını olayın ve sürecin tek müsebbibiymiş gibi terör suçunu Sn. Cumhurbaşkanı’na yıkmak ne ile ifade edilir acaba? 

Gerek KCK gerek PKK gerekse de Kandil barış ve kardeşlik sürecini evveliyatından beri hazmedememişlerdir. Her daim, istismara açık maksimalist taleplerde bulunulmuş, süreç sabote edilmiştir…

İdeolojisi, inancı, meşrebi ne olursa olsun… Akıl yetisini, Allah inancını kaybetmemiş hiç kimse, R.Tayyip Erdoğan’ın bu sürece, kendi parti tabanının Kürt alerjisine rağmen, elini değil kolunu taşın altına koyduğunu inkâr edemez… Lakin Erdoğanfobikler!!!

Kürtlerin kimliğini, ret inkâr ve asimilasyona son verdirip, kültürel taleplerinin gerçekleşmesine tavassut ettiyse, gerçekleşmesi için elinden geleni yapıp, tüm odakların hedefine girip, PKK ve tüm uzantılarına silah bıraktırdıysa kötü mü? Etti…

Halay bizim halayımız, zeybek bizim zeybeğimiz, horon bizim horonumuz, zılgıt bizim zılgıtımız her iki taraf içinde analar aynı dua okuyup, cemaat aynı kıbleye dönüyorsa şayet bizi birbirimizden ayırmak, düşman etmek kimin haddine deyip bu şiarını terennüm ettiyse kötü mü? Etti…

İslam kardeşliği paydasında, analar ağlamasın deyip Türklerin ve Kürtlerin homojenliğinde daha güçlü Türkiye deyip, Ülkemizi daha müreffeh bir geleceğe taşımak için çırpındıysa kötü mü? Etti… Her ne kadar yaşam, sonuç odaklı olsada unutulmamalıdır ki; Sn.Cumhurbaşkanı da netice itibariyle beşerdir, onun da yaşadığı hayattır ve attığı taş bazen yerini tutmayabilir…

Ak Partili kadrolara gelince Sn. Cumhurbaşkanı’nın ikaz ve beyanatlarını, dikkatle münazara etmek gerekir. Hiç kimse, hele de kendisini özne görenler, herhangi bir macera arayışına girip, mevcut sıkıntılı konjonktürü yanlış yorumlayarak, çeşitlemelerde bulunmak, büyük hezeyan olur!…

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.