Terör can almaya, can yakmaya devam ediyor. O denli arttı ki terör olayları toplumsal düzeni üst düzeyde tehdit ediyor.
Her gün evlerden ağıtlar yükseliyor; analar ağlıyor, babalar isyan ediyor. Genç kadınlar dul kalıyor, küçücük çocuklar babasız. Ülkenin başbakanı bile şikayet ediyor, “Bir günde nasıl bu hale geldik” diye. “Birileri bir anda düğmeye bastılar” diyor hükümetin acizliğini gizlemeden.
Her dönem savunmuşumdur PKK terörü sadece hükümetin sorumluluğuna bırakarak çözülmez diye. Toplumsal bir duruş gerektirir, toplumsal bir tepki.
Ama toplumun ağırlıklı kesimleri ağaları neyi savunursa, teröre karşı o cepheden bakıyor.
Çözüm süreci denilen şey başladığında MİT PKK elebaşısı Abdullah Öcalan ile görüştüğünde ve bu görüşmeler ortaya çıktığında, örgütün siyasi uzantısı olarak kabul edilenler hiç ciddiye alınmadı. Bütün tepkilere karşı “analar ağlamasın” denilerek İmralı ile görüşmeler geliştirildi.
Kürt siyasileri by-pass edildi.
Topluma, muhalefete, kimseye bilgi vermeden kafalarına göre yaptılar. Sürece değil ama işleyişine itiraz edenler olduğun da “Siz anaların ağlamasını mı istiyorsunuz?” diye sorarak bizi can evimizden vurmaya çalıştılar.
Birden işler tersine döndü. Seçimden sonra Suruç’ta bomba patları gencecik çocuklar katledildi ardından şehit haberleri gelmeye başladı. Şimdi “Barış” diyen, “Süreç ne oldu? diye sorunlara “vatan haini” damgası vuruluyor. Her olaydan Kürt siyasetçileri sorumlu tuluyor. APO’ya yine bir şey diyen yok.
Şaşırtıcı...
Bir gün içinde birileri düğmeye basarak bu ülkeyi bu denli karıştırabiliyorsa “iktidar olarak devlet olarak sen ne yapıyorsun?” diye soran yok. İktidar makamı şikayet etme makamı olmuş. Öyle ki halk olarak bize şikayet etme fırsatı bile düşmüyor, muktedir siyasetçiler yüzünden.
Artık analar ağlamasın, silahlar sussun. Güvenlik güçlerinin 30 yıldır terörle başarılı bir mücadele verdiğine inananlardanım. Ancak sadece silahlı mücadele ile de bu işin kökü kazınmıyor. Asker, polis sadece silahlı mücadele yapıyor, bunu yaparken de gencecik insanlar hayatlarını yitiriyor, şehit oluyor. Örgütü durduruyorlar ama terörün tamamen bitirilmesi terörü yaratan unsurların ortadan kaldırılmasıyla mümkündür. Bu da siyasi iradenin sorumluluğudur.
Her gün anaların ağladığı bir ülkede yaşanmaz. Yapılacak şeylerden biri de kimse kimseyi hain görmeden barış diye bağıranların sesini duymaktır.
Sağduyu, basiret ve cesarettir Türkiye’yi terörden kurtaracak.
Bakalım bu özelliklere sahip birileri ortaya çıkacak mı?