Gel vatandaş merdiven altı eğitime gel!

Selin Öztekin yazdı

11 Ağustos 2015 Salı 05:15

Milli Eğitim Bakanı Sayın Nabi Avcı 07.08.2015 tarihinde dershanelerin ve velilerin beklediği açıklamayı nihayet yaptı. Yeni yönetmelik 08.08.2015 tarihinde de Resmi Gazete’de yayınlandı.

Ama yeni tartışmalarda başlamış oldu.

Zihniyette hiç değişme olmamış. Şartlar daha ağır daha zorlayıcı olarak yürürlüğe konmuş.

Sarayda büyük koltukta oturan efendi yanında çalıştırdığı çobanın kulağına üflemiş. O da koşarak bizlere üfledi. Saray diyor ki :“Ben bildiğini okurum.”  “Dershaneleri açtırmam da açtırmam.” “Kapattım dedim.” “Kapandı.”  Yani dediğim dedik çaldığım düdük hesabı… Çalmak mı?

Para kaçırmak gibi bir şey mi?

Yasal olmayan yollara teşvik mi var tam anlamadım. Sıcaklardan dolayı bu aralar beynim basmıyor hiçbir şeyi net anlayamıyorum.

Yeni Tabelaların adı “Özel öğretim kursu” olarak değişiyor. Her kurs üç bilim dersinden eğitim verebilecek. Sınıf sayısı 16’yı geçmeyecek. Haftada 6 gün kurs verilecek. İlk ve ortaokullarda özel etüt merkezlerine gidebilecek. Özel Temel Liselerde hafta sonu kursları ile mezun öğrencilere yardımcı olacak. Dönüşüme devam etmek isteyen veya henüz başvurmamış kurumlar da geç kalmış sayılmaz başvurusunu yapabilir diyorlar.

Bu demek oluyor ki üniversiteye hazırlanan çocuğunuz varsa aynı anda farklı derslerin verildiği üç, dört kurs merkezini takip edecek. YGS’de öğrenciler 11 dersten, LYS’ de 5 dersten sınava giriyor. Kurs ücretleri de bu arada iki katına çıkacak. Sınıfa alınan öğrenci sayısı da azalınca bunun külfeti de veliye daha yüksek kurs ücreti olarak sunulacak.

Bu arada kurum sahipleri öğrenciyi kaçırmamak ve başka kuruma göndermemek için illegal yollardan diğer derslerin de eğitimini verecek.  Üç ders dışındaki öğretmen atamalarını milli eğitime bildirmeyecek. Öğretmenin ssk sını vergisini yatırmayacak. Bunu kabul etmeyen öğretmenler sadece özel ders vererek para kazanma yollarına bakacak. Ya da işsiz kalacak.

 Bu ne demek biliyor musunuz?  Ekonomiyi canlandırmak yerine bir balta da sen vur deniliyor kurum sahiplerine. Merdiven altlarında eğitim kurumu açmaya düpedüz teşvik ediliyor. Korkma çal diyor. Vergiyi kaçır, öğrenciyi kaçır, ne kaçırabiliyorsan kaçır. Ama yakalarsam da canını okurum diyor.

Anlayacağınız sarayın kuyruk acısını yine hiç suçu olmayan masum vatandaş ödeyecek. Kuyruklar birbirine değmeden önce can ciğer kuzu sarması olan saray sahibi ve hoca efendi şimdi karşılıklı yaptıkları düello yüzünden hayat da kalmaya çalışan kurumları, öğretmenleri, velileri, çalışanları mağdur duruma düşürmeye devam edecek.

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.