Yeryüzünde annemiz ve babamız olmayan hiçbir şey yoktur
Gotama Sakyamuni
Yeryüzünde her nesne, olay ve zamanın dili olduğuna inanırım.
Her şey konuşur ve bir şeyler anlatır.
Eğer bir nesne, olay veya zamanın bir şey söylemediğini ve konuşmadığını düşünürsek demek ki evrene gözlerimiz kapalıdır.
Bazı insanlar ölünce doğar;
Hacı Bektaş Veli, Pir Sultan Abdal, Kul Himmet öldü mü?
Ne ararsan kendinde ara / Hararet nardadır sacda değil
“Her ne arar isen kendinde ara / Kudüs’te, Mekke’de Hac’da değildir…” Bu düşünce öldüğü zaman, mimarı da ölmüş sayılır. Oysa, bazı düşünceler, zaman ilerledikçe yeşeriyor ve gelişiyor.
Hangi birimiz Fuzuli’yi tanırız; ama “Ben değildim sana mail, sen ettin aklımı zail /beni sana taan eyleyen gafil, beni görgeç utanmaz mı?” dizeleri ölümsüzdür.
Fikret Otyam Hakka Yürüdü…
Ve hakkettiği yer olan Yedi ulu ozanla birlikte İz Bırakan Aydınlar mezarlığına defnedildi.
Fikret Otyam’ın sonsuza kadar birlikte uyuyacağı Yedi Ulu Ozan ve İz Bırakan Aydınlar kimlerdir; Pir Sultan Abdal, Virani, Kul Himmet, Şah İsmail Hatai, Fuzuli, Yemini ve Nesimi’nin heykelleriyle Yunus Emre, atı üstünde Davut Sulari ve sazı elinde Âşık Veysel de oradalar.
Başka kimler var bu istirahatgahta: Mahzuni Şerif, İlhan ve Turhan Selçuk Kardeşler; 2 temmuz 1993’te Sivas, 29 Mayıs 1980’de Çorum, 23 Aralık 1978’de Kahramanmaraş ve 23 Aralık 1930’da menemen katliamının şehitleri…
Zulme, adaletsizliğe, gericiliğe, zorbalığa, halk düşmanlığına karşı verilen direniş ve mücadelenin simge kişileri vardır burada.
Fikret Otyam, gerçek ve sonsuz dostlarına kavuştu.
O, yaşayacaktır; Türkülere gömülmüştür.
Otyam, Anadolu Coğrafyasının her santimetrekaresinde bir anı bırakarak hakka yürümüştür.
Bir çınar ağacının gölgesinde,
Bir tablonun renginde,
Bir türkünün ezgisindedir.
Unutulmaya yüz tutmuş bir köyün, sessiz ve toprak bakışlı insanlarının anılarına gömülmüştür.
İtalya Devleti’nin kuruluşunu ortak dil birliği ile gerçekleştiren Dante Alighiero, yolda hızlıca giden bri arkadaşına şöyle seslenir:
“Hey dikkatli yürü, bir dostunun kafatasına basmış olabilirsin…”
Ey Anadolu insanı,
Ey, Türkülerimiz ve renklerimiz,
Destanlarımız, direniş ve karşı koyuşlarımız…
Biraz dikkat edin,
Yürüdüğünüz, düşündüğünüz, hüzünlendiğiniz, yaşadığınız yerde Otyam’ı görebilirsiniz.